birgün

27° PARÇALI BULUTLU

BİRGÜN PAZAR 05.07.2020 10:03

Sermaye dayattı, iktidar bizi yok saydı!

Sermaye dayattı, iktidar bizi yok saydı!

BARIŞ BÜKÜLMEZ

Geçtiğimiz günlerde yapılan sınavlara öğrenciler olarak ‘’Salgında Sınav Olmaz’’ sloganıyla itiraz etmemize rağmen sınavlar yetersiz önlemlerle, tehlikeli bir şekilde yapıldı. Gençlere söz hakkı verilmedi ve istekleri yerine getirilmedi. Bu durum, demokratik ortamın eksikliğinin getirisidir. Sosyal medya bu eksikliği kelimenin tam anlamıyla olmasa da kapatan bir rol üstlenirken şimdi iktidar kanadından yükselen tepkilerin odak noktası haline geldi. Kelimenin tam anlamıyla değil çünkü hâlâ muhalif seslerden keskin olanlar susturulup iktidarın hegemonik üstünlüğü sekteye uğratılmamaya çalışılıyor. Gençliğin (anonim veya değil) bir şekilde internette buluşması ve ortak fikre varması tedirginlik yarattı. Gençler haksızlığa uğradıkları konularda düşüncelerini twitter gibi platformlarda dile getirip tepkilerini ortaya koyarken hükümet ise sermayenin yüklediği misyon gereği gençliğin mücadele yollarını tıkayıp onları dinci ve düşmanlaştırıcı politikalarla ayrıştırmaya çalışıyor.

Sosyal medyaya yönelik baskı, ceza ve kontrol istemi, iktidarın gençliğin direnişi karşısındaki korkusunu gözler önüne seriyor. İktidar bu korkuyla yüzleştikçe gençliğin önüne yeni setler çekmeye devam edecek. Yükseköğretim Kurumları Sınavı'ndan (YKS) sınavından bir gün önce Erdoğan’ın yaptığı YouTube yayında gelen ‘’Size oy yok’’ tarzı yorumlardan dolayı, yorum yapma özelliği kapatılmıştı. Sonrasında Twitter’da açılan #OyMoyYok hashtagi ve Erdoğan’ın YouTube yayınına gelen dislike’larla beraber iktidar nefret okunu sosyal medyaya yöneltip Z kuşağının içinde filizlenen muhalif duruşu baskılamayı ve yeni nesli pasifize etmeyi gündemi haline getirdi. Z kuşağının siyasi gücünden ve dinamizminden dolayı paniğe kapılan iktidar, gençliğin sesini en gür şekilde duyurduğu haksızlığa karşı isyan edip hak arayışına geçtiği platformları 'ahlaksızlık' olarak nitelendirip muhafazakâr kesimin desteğini alarak toplumu yeni bir kutuplaşmanın içine sürüklemek ve ayrıştırıcı politika zincirine bir yenisini eklemek istiyor. Sosyal medyanın gerçek habere ulaşım kolaylığı ve kitleleri harekete geçiren gücü, sermayenin, dolayısıyla iktidarın gençliğin sahaya inip alanları doldurma endişesinin temeli. Bu endişeyle gençliğin yıllardan beri süregelen direnişçi ruhuna karşı duyulan korku nüksetti.

Milyonları riske attılar

Gençler bilimsel eğitim haykırışlarına ve haksızlığa karşı seslerini yükseltmeye devam edecek, tıpkı YKS ve Liselere Geçiş Sınavı (LGS) konusunda olduğu gibi. Bizler bu sınavların tarihinin erkene alınmasına tepki gösterip pandemi sürecinde sınav yapılmaması gerektiğini sosyal mecralarda dile getirmiştik. Buna rağmen hükümet ‘’gerekli önlemler alındı’’ diyerek 2,5 milyon öğrencinin, velilerinin ve sınav görevlilerinin hayatını riske attı. Planlarımızı ertelenen tarihe göre ayarlayıp halihazırda var olan sınav stresimize eklenen pandemi stresiyle boğuşurken iktidar, turizm sermayesi uğruna sağlığımızı, emeklerimizi, hayallerimizi hiçe saydı. Açılan onlarca tag’e, bilirkişilerin ve pek çok kurumun uyarısına rağmen milyonları sosyal mesafesiz, tehlikeli sınıflarda, hem sorularla hem de virüsle cebelleştirdi. Tehlike sadece sınav esnasında değil sınav öncesinde de yanı başımızdaydı. Sınav yerlerine ulaşımımızı sağlayan toplutaşıma araçları ve sınav giriş belgemizi temin ettiğimiz internet kafe ve kırtasiyeler bulaşma riskinin yüksek olduğu alanlar listesinde ilk sıralarda yer alıyor. Hükümetin aldığı önlemleri bizzat yaşamış biri olarak ne okula giriş çıkışlarda, ne de sınıflarda sosyal mesafe olmadığını söyleyebilirim. Sınav çıkışında koridorda ve okul kapılarında yığılmalar olması, alındığı söylenen yetersiz önlemlerin eyleme geçmemesinden ibaretti ama her ne kadar önlem alınsa da temassız bir sınav olmayacağı iktidar kanadı tarafından da bilinen bir gerçekti. Buna rağmen milyonların canını riske atmaktan çekinmeyip verdikleri 30 dakika ekstra süreyle öğrencileri susturmaya çalışıp tepki gösteren çoğunlukla zıtlaştılar ve neticede sermayenin dayattığı tarihlerden vazgeçmediler. Bizler sermayeye ve iktidara karşı sesimizi sanal ve gerçek, her ortamda duyurmaya devam edeceğiz. Gençlik susmayacak.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız