birgün

23° AZ BULUTLU

GÜNCEL 15.07.2020 07:30

Sermaye kazanıyor, yurttaş canıyla ödüyor

Artvin ve Rize’deki son sel ve heyelanda 6 can kaybının yaşanması sonrası gözler bir kez daha Karadeniz’de. Uzmanlar bunun HES, barajlar, maden, taşocakları ve yayla turizmi ile rant uğruna doğaya yapılan müdahalelerin sonucu olduğunu aktarıyor

Sermaye kazanıyor, yurttaş canıyla ödüyor

HABER MERKEZİ

KARADENİZ son 20 yılda sayıları hızlanarak artan bir sel felaketiyle karşı karşıya kaldı. Artvin’de 4, Rize’de iki olmak üzere sel ve heyelanda 6 yurttaş yaşamını yitirdi. Sel adeta Karadeniz’in sanki kaderiymiş gibi sunulsa da elbette böyle değil.

Son 20 yılda bölgede meydana gelen sellerde ölü sayısı 150’ye yaklaştı. Yaşanan tahribatın nedenlerini uzmanlara sorduk.

Bartın Üniversitesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Erdoğan Atmış, yaşanan sel ve taşkınların nedeninin bilindiğini belirterek şunları söyledi: “Karadeniz’in her yerinde orman içlerinde maden, taşocakları ve yaylalara yollar açılıyor. HES’ler yapılıyor. Dereler kanallar içine alıyor. Yani doğaya sürekli bir müdahale. Yağmurun akması gereken yerde önüne engel konuyor, dere yatağı değiştiriliyor. Bir de tabii Karadeniz otoyolu var.”

GÖSTERMELİK ÇED RAPORLARI

İklim değişikliğinden öte asıl meselenin çarpık yapılaşma olduğunu aktaran Prof. Atmış, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yatırım, turizm bahanesiyle, sermayeye para kazandırmak uğruna, rant uğruna doğaya müdahale ediliyor. En son Kamilet Vadisi’nde olanlar. Boru hatları döşeniyor ormanın içine. Yeşil Yol ancak bitince durduruyor yargı. Ormanlar paramparça ediliyor. Oysa sünger gibi çeker toprak. Oluşturulan oyuntular erozyona da yol açıyor. Yatırım planları yapılırken bunun doğada nasıl bir değişime yol açacağı, toplumsal anlamda nasıl bir değişim yaratacağına bakılmalı. Oysa göstermelik ÇED raporları çıkarılarak yapılıyor.”

Yusufeli’ndeki heyelanı da değerlendiren Prof. Atmış, “Barajın şantiyesinde insan ölüyor. Şantiye yapılırken nereye yapılacağı hesaplanmıyor. Barajı nasıl yapıyorlar o zaman, bu sorgulanmalı. Doğal varlıklarımızı, kaynakları sonuna kadar sömürmeye bakıyoruz. Taşocağı, maden için orman yol ediliyor. Kanal İstanbul’a bakın mesela. Yapacağı tahribat bilinmiyor mu?” diye sordu.

***

DERENİN BİN YILDA YAPTIĞI YOLU BOZUYORUZ

Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, aşırı yağmurda yaşanan taşkın, sel ve can kayıplarının nedenlerini anlattı. İklim değişikliği nedeniyle son dönemde aşırı yağmurların sele yola açtığını hatırlatan Kurdoğlu şöyle konuştu: “Bu olaylar doğada olduğu zaman problem yok. Yani eğer insan yoksa aslında doğal afet yok demektir. Ancak akarsu mecralarında artık insanların yerleşmiş olması, suyu tutacak orman örtüsünün parçalanması nedeniyle yarattığı etki büyük oluyor.”

Kurdoğlu, yerleşim alanı açmak için derelerin beton bloklarla kapatıldığını anımsatarak “Derenin milyonlarca senedir oluşturduğu yatağı biz iptal ediyoruz. Beton kanallara alıyoruz. Kanalları yıkamadıkları zamanda da çıkıştaki yerlere enerjileri arttığı için yıkıcı etkide bulunuyor. Eğer derenin kendisi doğal mecrasında akıyor olsa sorun yaşanmayacaktı” dedi.

MÜHENDİSLİKLE ÇÖZÜLMEZ

Doç. Kurdoğlu Yusufeli Barajı şantiyesi bölgesinde de yaşanan sele ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı: “Orman alanı azaldıkça, iklim değişiyor seller artıyor, ekstrem hava hareketleri artıyor. Her türlü doğal kaynak ekolojik ihtiyaca göre bir planlanmalı. Biz hâlâ sel olunca istinat duvarlarını yükseltmekle meşgulüz. O zaman doğanın enerjisini artırıyoruz, yıkıcılığını artırıyoruz. Biz hâlâ mühendislik yapılarıyla çözüm bulmaya çalışıyoruz. Ekolojik bir olayı ancak başka bir ekolojik iyileştirmeyle çözebiliriz. Bu rant açısından daha doyurucu olabiliyor ama ekolojik açıdan durum böyle değil. Baraj, yol, HES hepsini yaparken ekolojik sistemi düşünerek yapmalıyız. Aksi takdirde herhangi bir yatırım uzun vadede ekonomik de olmayacak.”

***

HÜKÜMETTEN HER SEFERİNDE AYNI AÇIKLAMA

Selin hemen ardından bölgeye giden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sel sorununun önüne geçmek için adım atılacağını açıkladı. Oysa, daha 1 yıl önce Trabzon Araklı’da 10 kişinin ölümünün ardından da benzer açıklamayı yapmıştı. 18 yıllık AKP iktidarı döneminde hızlanan rant yarışı Karadeniz Bölgesi’ni dönüşü olmayan bir yola soktu.

***

sermaye-kazaniyor-yurttas-caniyla-oduyor-756755-1.

Erdoğan’ın memleketinde kayıp büyük

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 90 yıllık sürede meydana gelen 59 sel, heyelan ve taşkın olaylarında İHA'nın derlemesine göre 644 kişi hayatını kaybetti. Bölgede en fazla sel ve taşkın olayı Rize’de yaşanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın memleketi Güneysu'da sık sık can kaybı yaşandı. Son 20 yılda rant uğruna müdahale, sözde kalan önlemler nedeniyle Karadeniz Bölgesi’nde her yıl sanki çok doğal gibi hâlâ selde insanlar ölmeye devam ediyor.

2001: Rize/Güneysu/Taşlıdere Mahallesi: 10 ölü
2002: Rize/Güneysu/Çayeli/Taşlıdere Mahallesi: 34 ölü
2005 Trabzon/Of: 7 ölü
2005 Rize/Çamlıhemşin/ Çayeli: 4 ölü
2005 Rize/Veliköy: 5 ölü
2006 Rize/Güneysu: 3 ölü
2009 Artvin/Şavşat: 5 ölü
2009 Artvin/Borçka: 5 ölü
2010 Rize/Gündoğdu: 15 ölü
2019: .Trabzon/Araklı: 10 ölü
2019: Düzce/Akçakoca: 7 ölü

***

sermaye-kazaniyor-yurttas-caniyla-oduyor-756756-1.

Ranttan uzak planlama gerekli

TMMOB Artvin İl Koordinasyon Kurulu Yusufeli'de yaşanan sel felaketine ilişkin yaptığı açıklamada “Rant politikalarından uzak halk yararına planlamalar yapılmalı” dendi.

Artvin-Yusufeli Karayolu projesinin başlı başına mühendislik hataları ile yapıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Şantiyedeki sel akıllara yanlış yapılan projeleri, mühendisliğe aykırı yer seçimleri, dere yataklarına yapılan yapıları ve ne yazık ki gündemimizde sıcaklığını koruyan imar barışını getirdi. Ülkemizde doğa olayları doğal felaketlere dönüşmektedir. Artvin-Yusufeli Karayolundaki tünel projesi de yanlışlardan sadece biri. Her yağış sonrası birçok tünelde sorunlar yaşanmakta ve bu gibi yanlış yapılan projelerle yaşanmaya da devam edecek.” Açıklamada benzer faciaların yaşanmaması için bilim ve tekniğin ışığında, rant politikalarından uzak, halkın yararına planlamalar yapılması önerildi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız