birgün

19° PARÇALI AZ BULUTLU

‘Ses çıkarma, canını koruyalım diyorlar’

Boşanmaya çalıştığı kocası tarafından tehdit edilen öğretmen Ayşegül Özarslan Uzun’un sosyal medya üzerinden attığı çığlıkla fark edilen yardım talebi, bir sorunu daha ortaya çıkarıyor: Sığınmaevleri adeta hapishane gibi

YAŞAM 27.05.2015 08:29
‘Ses çıkarma, canını koruyalım diyorlar’
Abone Ol google-news

ERK ACARER - erkacarer@birgun.net - @eacarer

“En hassas noktamı yakaladı. Beni buradan tehdit ediyor. ‘Önce çocuklarının kafasına sıkacağım, sonra da seni vuracağım’ diyor. Sokaktan vazgeçtim, ne pencereye ne de balkona çıkabiliyorum. Bir kademe sonrasını görebiliyorum. Filmlerde maktulün etrafını çizerler ya… İşte gözümün önüne, kendimle ilgili gelen görüntü bu! Polis de adalet de hiçbir şey yapmıyor. Devlet, sığınma evinde esaret yaşarsan canını korurum’ mesajı veriyor. ‘Hepinizi öldüreceğim’ diyip elini kolunu sallayarak gezen bir adam yerine, benim çocuklarımla birlikte hapis hayatı yaşamam anlaşılır gibi değil! Başıma gelenler Türkiye’deki adalet sistemini de gösteriyor!”

EN ÖNEMLİ SORUNLARDAN

5 çocuk annesi, Ayşegül Özarslan Uzun, hem yaşadıklarına hem de “kadını koruyamayan, korumayan sisteme” böyle isyan ediyor. Birkaç gün önce sosyal medya üzerinden attığı çığlıkla tanıdığımız Uzun’un yardım talebi, bir kez daha Türkiye’de kadın olmanın zorluklarını anlatıyor. Yazdıkları, ülkenin en önemli sorunlarından birinin “kadın cinayetleri” olduğunu gösteriyor. BirGün’e konuşan Uzun tehdit altında olan binlerce kadından sadece biri olarak hikâyesini şöyle özetliyor:

“Seni ve çocuklarını öldüreceğim, diye beni tehdit eten adam ikinci eşim. Biri ondan olmak üzere 4 çocuğum var. Aslında her şey normaldi. Kısa bir süre önce benden boşanmak istediğini söyledi. Benden 300 bin TL ve bir daire talep etti. Bunları veremeyeceğimi söylediğimde kâbus da başladı. Hayatımıza, tehdit ve şiddet girdi. Çocuklarımı dövdü. 13 yaşındaki oğluma özellikle şiddet uyguladı. Oğlum sokağa çıkmaya korkar oldu. Başarılı bir matematik öğretmeniyim. O kadar çaresizim ki yardım talep ettim. Kim kariyerini bir kenara bırakıp, çoluk çocuk medyaya düşmek ister ki? ”

KÖPEĞİ DE BÖYLE KORUYABİLİRLER

Uzun, kendiyle birlikte çocuklarının psikolojisinin de çok bozuk olduğunu söylüyor: “Küçük oğlum, sığınma evinde adeta cezaevi hayatı yaşamamızı anlam veremiyor. ‘Sen o adamı öldürdün mü ki bizi burada tutuyorlar?’ diye soruyor. Koruma evine yerleştirildik. Doğrusu çok güvenli! Ancak bir köpeği de böyle koruyabilirler! Devlet suçluları, ‘ölümle tehdit edenleri’ cezalandırmalı! Eşim denetimli serbestlikten yararlandı, dışarıda elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Bizim, koruma evinde hapis olmamız bir çelişki. Sığınma evinde tutulmak çözüm değil! Biz saklanmak değil yaşamak istiyoruz.”

'OTUR OTURDUĞUN YERDE'

Her an öldürülme korkusuyla burun buruna yaşayan Uzun, “Yardım istenmesi gereken her kurumdan yardım istedim ama bir çözüm bulamadım” diyor. ‘Suçlu olduğu belli olan bir adam, mahkeme gününe kadar içeride tutulamaz mı?’ diye sorarak anlatıyor:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’a kadar pek çok kişiye mesaj attım. Çözüm yok. Anlaşılan devlet, ‘Sana da çocuklarına da bakıyoruz, önünüze bir tas çorba koyuyoruz, otur oturduğun yerde, sesini çıkarma’ diyor. Eğer konuşursan, sana önerilenin tersini yaparsan canını korumayız mesajı veriyor. Son olarak otomobilim kurşunlandı. Kimseyle bir husumetim yok. Arabama saldıran belli! Kayıtlarda da açıkça görülüyor. Eşimin belinden rahatsızlığı olduğu için karakteristik bir yürüyüşü vardır. Hafif sola doğru yürür. Açıkça kayıtlarda görünüyor. Buna rağmen hakkında tutuklama kararı çıkmıyor. Bu nasıl adalet sistemi? Kadın katilleri neden korunuyor? Ruhsatsız silahı vardı. Bununla ilgili de dava açtım. Yine sonuç çıkmadı. 16 Haziran’da boşanma, 18 Haziran’da silah davası var. Bu tarihlere kadar öldürülmeyi mi bekleyeyim?”

Uzun’un anlattıkları, ortaya tuhaf bir durum özeti çıkarıyor: “Suçlu olduğu şüphe götürmeyen bir adam yerine, onun tarafından tehdit edilen bir kadını adeta cezaevinde tutup, hayattan koparıyorlar.

Ayşegül Özarslanın yaşam çağrısına kulak verin: Ölmek istemiyorum

***

‘Kadınlar öldükten sonra önlem alınması faydasız’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav konuyla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Durum bir yanıyla Hasret Kara vakasına benziyor. Kara, tutuklanması gerekirken, tutuklanmamıştı. Ancak o olayda yaralama vardı ve cinayet ardından geldi. Kadınlar öldürüldükten sonra önlem almamız fayda etmiyor. Ayşegül Özarslan Uzun davasında yaralama yok. Bu yaralama ya da ölüm olmayacağı anlamına gelmiyor, Caydırıcı tedbirlerden asla taviz verilmemeli. Uzaklaştırma kararı net bir şekilde uygulanmalı. Zanlı evin çevresine yaklaşmamalı, mağdurla da her türlü iletişimi kesilmeli. Bunlar ihlal edildiğinde ise, zorlama hapsi denilen ve 10 günden başlayan gözaltılar uygulanmalı.

***

‘Cezaevinden çok farkı yok’

Günlerce kadın sığınma evinde kalan Uzun, tanık olduklarını da paylaşıyor: “Kapalı cezaevinden farkı yok. Cep telefonu dışında MP3 gibi cihazlara bile izin verilmiyor. Her halde, bu kurumlarda ‘kayıt’ endişesi taşınıyor. Bunalıp evimize gittik fakat çok korkuyoruz. Çocuklar yalnız başlarına tuvalete bile gidemiyor. Kadın sorunu ancak kadın vekil sayısının artmasıyla çözülebilir. Elbette rant kovalayan iş kadını tarzındaki siyasetçilerden değil, gerçekten karşı karşıya olduğumuz sorunu çözebilecek nitelikli vekillerden söz ediyorum!”

***

Adalet ölmemi mi bekliyor?

Uzun, hâkimin kendisini ve çocuklarını tehdit eden eşini serbest bırakmasını anlamakta zorlandığını anlatıyor: “Eşimin ruhsatsız çalıntı bir silah bulundurduğu tespit edildi. Suç, ses kayıtlarıyla da sabit. Arabamın kurşunlandığı da belgelendi.”

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol