birgün

24° AÇIK

ÇALIŞMA YAŞAMI 12.05.2020 13:26

SES İstanbul şubeleri: Haklarımızın peşindeyiz

SES İstanbul şubeleri, 12 Mayıs Uluslararası Hemşireler Günü nedeniyle bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, hemşire ve ebelerin yaşadığı sorunlara yer verilerek, ekonomik, özlük ve sosyal talepler sıralandı

SES İstanbul şubeleri: Haklarımızın peşindeyiz

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul şubeleri, 12 Mayıs Uluslararası Hemşireler Günü nedeniyle İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

‘Ebeyiz, hemşireyiz haklarımızın peşindeyiz’ başlığıyla yapılan açıklamada, hemşirelik ve ebelik mesleğinin insanlık tarihi kadar eski olduğuna dikkat çekilen açıklamada, iki mesleğin de yıllardır izlenen sağlık politikaları nedeniyle tarihsel bağlamından kopartıldığı, özgün ve özerk yapısının yok edilmeye, değersizleştirilmeye çalışıldığı ifade edildi.

Açıklamada, ebe ve hemşirelerin küresel pandemi ile mücadelede en ön safta yer almalarına rağmen, birçok sorunla karşı karşıya kaldıklarına da dikkat çekildi. Açıklamada, bunlarla birlikte, yıpranma payından hak ettiği kadar faydalanılamadığına da yer verilerek “Bütün sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini ve geçmiş çalışma yıllarını kapsayacak, fiili çalışma şartına dayanmayan 5 yıla 1 yıl yıpranma payı olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir” denildi.

Açıklama ebelik ve hemşirelik mesleğinin ekonomik, özlük ve sosyal taleplerinin de sıralanmasıyla sona erdi.

SES İstanbul şubeleri tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

"Hemşirelik ve ebelik mesleği insanlık tarihi kadar eskidir. Yeni bir canlının doğması ve yaşaması için -ebeler tarihin her döneminde vardılar ve yaşamı yeniden üretmek için görev aldılar. Hemşireler tarihsel süreç içerisinde şifacılık ve sağaltım görevi almış, toplum sağlığı ve koruyucu sağlık/ hizmeti kapsamında rol oynamışlardır. İki meslek de yıllardır izlenen sağlık politikaları ile tarihsel bağlamından kopartılarak özerk ve özgün yapısı yok edilmeye, değersizleştirilmeye ve meslek olarak dahi ifade edilmeyerek görünmez kılınmaya çalışılmaktadır.

Neoliberal politikalar sağlık alanında sağlıkta dönüşüm programıyla boy göstermiş ve sağlık hizmetlerini adım adım piyasalaştırmıştır. Salgın süreciyle birlikte bu dönüşümün, piyasalaşmanın acı sonuçlarına hepimiz tanıklık ettik-ediyoruz.

Küresel pandemi ile mücadelede en ön safta bizler olmamıza rağmen birçok sorunla karşı karşıya kaldık. Yıllardır yeteri kadar ebe ve hemşire istihdam edilmemiş, az kişi ile çok iş yürütülmesi tercih edilmiştir. Siyasi irade eksik sağlık emekçisi istihdamını tamamlamak, atama yapmak, ihraçları iade etmek yerine Covid 19 bulaş risk grubu altında bulunan sağlık emekçilerine, diğer kamu çalışanlarına verilen izinleri dahi vermeyerek hayatlarını riske atmayı yeğlemiştir. Ebe ve hemşire açığı derhal güvenceli istihdamla giderilmelidir.

Sağlık hizmeti bir ekip çalışmasıdır. Maalesef sağlık sisteminin hekim merkezli kurgulanması nedeniyle pandemi ile mücadelede ebe ve hemşireler başta olmak üzere diğer sağlık emekçilerinin çabası ve emeği yoğun olmasına rağmen yeteri kadar değer görmemiş, hakları verilmemiştir. Ebe ve hemşireler tirajdan-filyasyona, tanıdan tedaviye sağlık hizmetinin bütün süreçlerinde yer alırken kişisel koruyucu donanımların yetersizliği ve uygun nitelikte olmaması başta olmak üzere bir çok sorunla baş etmek zorunda kalmışlardır. Bu süreçte 10 bini aşkın sağlık emekçisi Covid 19 hastalığına yakalanmış, maalesef 33 sağlık emekçisi de hayatını kaybetmiştir. Hastalık riskiyle burun buruna yaşayan sağlık emekçileri “yaşatmak için yaşamalıyız” şiarıyla toplumsal bir duyarlılık ve farkındalık yaratmaya, taleplerini görünür kılmaya çalışmışlardır. Bu taleplerden biri de Covid’e yakalanan sağlık emekçilerinin bu durumunun iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmesidir.

ses-istanbul-subeleri-haklarimizin-pesindeyiz-730374-1.

Ebe ve hemşireler bulaş riskine karşı evlerinden, ailelerinden haftalarca ayrı yaşamak zorunda kalmakta, yoğun çalışma yükünün yanında bu durumun psikolojik etkileriyle de baş etmeye uğraşmaktadır.

Sağlık yönetiminde şeffaflığın olmaması, liyakatsiz yöneticilerin iş bilmezliği, yeteri kadar kişisel koruyucu ekipman olmaması ve çok yoğun çalışma koşulları, sağlık emekçilerindeki yıpranma ve tükenmişliği katbekat artırmıştır. Hal böyleyken bütün sağlık emekçileri gibi ebe ve hemşireler de yıpranma payından hak ettiği kadar faydalanamamaktadır. Taleplerimizi karşılamayan kadük yıpranma payı yasası iptal edilmeli, bütün sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini ve geçmiş çalışma yıllarını kapsayacak, fiili çalışma şartına dayanmayan 5 yıla 1 yıl yıpranma payı olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Yıllardır ebe ve hemşire olarak mücadele ettiğimiz taleplerden biri olan 3600 ek gösterge hakkımızı seçim propagandası yaparak, oyalayarak, zamana bırakarak vazgeçmemiz beklenmektedir. Oysa ki hakkımız olan 3600 ek göstergede ısrarcı ve kararlıyız. Bu hak tüm sağlık ve sosyal hizmet iş koluna bütünlüklü olarak verilmelidir, en düşük ek gösterge 3600’den başlatılarak kademelendirilmelidir.

Pandemi süreciyle birlikte performans sisteminin adaletsizce dağılımı bir kez daha ortaya çıkmıştır. “Müjde” diyerek getirilen her uygulamanın aslında toplumalgısını yönetmek için olduğunun farkındayız. Sağlık hizmeti ekip olarak üretilmekteyken performans sisteminde ekibin parçaları arasında 16 kata varan farklılıklar olduğu gibi benzer risklere maruz kalan 4D’li çalışanlar, ASM’lerde çalışanlar, ortak kullanım kapsamında olmayan üniversite hastanelerinde çalışanlar performans ödemelerinden muaf tutulmuştur. Sağlık emekçileri hak ettikleri ücretleri alamadıkları gibi bu durum ekip içerisindeki iş barışını da bozmuştur.

Ebe ve hemşireler olarak hastanelerde aynı işi yaparken farklı istihdam biçimlerinin olması, iş ve gelir güvencesizliği, yoğun nöbetler, düşük ücret, riskli çalışma koşulları, performans sistemi, toplam kalite yönetimi anlayışı, emekliliğe yansımayan ek ödemeler ve ek ödemelerin katsayı hesaplamalarındaki adaletsizlikler ile daha çok çalışıp daha az ücrete mahkum ediliyoruz. Performansa dayalı ücretlendirmeden derhal vazgeçilerek ekonomik krizde göz önünde bulundurularak en düşük temel ücretin yoksulluk sınırının üstüne çıkarılmasını ve yapılan/yapılacak olan tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılacak şekilde düzenlenmesini istiyoruz.

Salgınla birlikte toplumsal sağlığın, sağlık hizmeti sunumunun ve sağlık emekçilerinin önemi bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Toplumsal yaşamın ve sağlığın en önemli dinamiği olan ebelik ve hemşirelik mesleğinin ekonomik, özlük ve sosyal taleplerini bir kez daha yineliyoruz.

1. Ebe ve hemşirelik mesleğindeki çalışan açığı güvenceli-kadrolu istihdam ile giderilmesini istiyoruz

2. 4B, 4C, 4D, taşeron, vekil, sözleşmeli, ücretli olarak çalışan ebe ve hemşirelerin kadroya geçirilmesini istiyoruz.

3. İş yerimizde Pandemi sürecinde daha fazla artan baskı, Mobbing ve şiddetin ortadan kaldırılmasını istiyoruz

4.Covid 19’un iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmesini istiyoruz

5. Ebelik ve hemşirelik yasasının yeniden düzenlenmesini, meslek tanımlamalarımızın net olarak belirlenmesini istiyoruz

6. Esnek ve kuralsız çalışmaya karşı; iş güvencesi, can güvencesi, ücret güvencesi, güvenceli çalışma koşulları istiyoruz5

7. Her iş yerinde 7 gün 24 saat açık, ücretsiz ve anadilinde kreş hizmeti istiyoruz

8. KHK ile ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesi ile bekletilen ve ataması yapılmayan ebe hemşirelerin acilen göreve başlatılmasını istiyoruz

9. Sağlığımızı korumak için uygun sayıda ve nitelikte, kadın emekçiler için de kadın dostu kişisel koruyucu ekipman istiyoruz

Tüm ebe ve hemşirelerin 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü’nü ve 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü kutluyoruz. Haklarımız için daha çok örgütlenmeye, dayanışmaya, birlik ve mücadele için SES’te örgütlenmeye çağırıyoruz."

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız