Sığacık’ta bilim koruma dedi
İzmir’de Sığacık kıyılarındaki doğal sit statüsünün düşürülmesine karşı açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu, kararın bilimsel dayanağının olmadığını ortaya koydu. Uzmanlar, alanın daha güçlü korunması gerektiğini vurguladı.

İzmir’in Seferihisar ilçesi Sığacık–Hıdırlık Mahalleleri sınırlarında yer alan 36. Grup Doğal Sit Alanı’nın koruma derecesinin düşürülmesine karşı açılan davada yeni bir gelişme yaşandı.
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) ile 13 yurttaşın açtığı dava kapsamında, İzmir 4. İdari Dava Dairesi tarafından bilirkişi raporu açıklandı. Raporda, yapılan statü değişikliğinin bilimsel ve teknik açıdan uygun olmadığı tespit edildi.
Raporda, Akdeniz Foku ve deniz çayırları açısından hayati öneme sahip Sığacık Körfezi’nde koruma statüsünün düşürülmesinin, artacak yapılaşma ve tekne trafiği nedeniyle geri dönülmez tahribata yol açabileceği kaydedildi. Alanın tamamının “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” statüsünde kalması gerektiği, bazı kıyı ve denizel bölgelerin ise “Kesin Korunacak Hassas Alan” kriterlerini taşıdığı ifade edildi. “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” statüsünün ise bilimsel verilere dayanmadığı vurgulandı. Ayrıca statü değişikliğine dayanak yapılan analizlerin eksik veri içerdiği ve metodolojik hatalar barındırdığı belirtildi.
SIĞACIK RANT ALANI DEĞİL, YAŞAM ALANIDIR
EGEÇEP, doğal alanların “rant alanı” olarak görülmesine karşı olduklarını belirterek şu açıklamayı yaptı: “Sığacık’ın doğal sit statüsünün düşürülmesi kamu yararına değildir. Tam tersine, böyle bir savunmasız bırakma kararı doğanın ve gelecek kuşakların aleyhine olacaktır. Bilim gerçekleri ortaya koymuştur. Hukukun da bilimin gereğini yapmasını umuyoruz. Sığacık rant alanı değil, yaşam alanıdır. Bu dava yalnızca Sığacık için değil; Ege’de ve ülkenin dört bir yanında koruma statüleri düşürülerek sermaye baskısına açılmak istenen tüm doğal alanlar için de önem taşımaktadır.”
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “EGEÇEP olarak doğayı koruma mücadelesinde 20 yılı geride bırakıyor, ilk günkü coşkuyla Ege’nin kıyılarında, ovalarında ve ormanlarında yaşamı savunmaya devam ediyoruz. Doğayı, yaşamı ve kamu yararını savunmayı sürdüreceğiz.”
NE OLMUŞTU?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2022 yılında alanın önemli bir kısmını “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak yeniden tescil etmişti. Yaşam savunucuları, bölgeyi yapılaşma baskısına açık hale getirdiğini belirterek yargıya başvurmuştu.


