Google Play Store
App Store

Taraf’ın istihbaratçı habercilerinden Mehmet Baransu ‘Kitaptan suç unsuru olur mu’ başlıklı yazıyla...

ONUR KILIÇ

Taraf’ın istihbaratçı habercilerinden Mehmet Baransu ‘Kitaptan suç unsuru olur mu’ başlıklı yazıyla tutuklu gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener’in Ergenekon’un siparişi üzerine kitap yazdığı iddiasını yineledi. Fakat bu kez çemberi biraz daha genişleterek… Gazeteci-yazar İsmail Saymaz’ın Hanefi Avcı’yla yaptığı söyleşiyi iddiasının merkezine alan Baransu, “Buradan Saymaz’a planın içerisinde olduğu şeklinde bir suçlama yönelttiğim sanılmasın.” sözüyle Saymaz’ı da tartışmanın içine dahil etti.

Hanefi Avcı’nın Emniyet içerisindeki cemaat örgütlenmesinin ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis’ gerektiren ‘yasa dışı örgüt’ tanımıyla cezalandırılmasını öngören TCK 309. maddeden yargılanması gerektiğiyle ilgili sözlerinden bahseden Baransu, bunun AKP’ye karşı son darbe planı olduğunu ve İsmail Saymaz’la Hanefi Avcı arasındaki söyleşide ‘açık edildiğini’ yazdı.
 


GEREKÇE PEŞİNDE...

Devlet ve Emniyet içerisindeki cemaat örgütlenmelerini işleyen Hanefi Avcı’nın ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’, Ahmet Şık’ın ‘Dokunan Yanar’ isimli kitaplarının darbe ortamı yaratmak için yazdırılan kitaplar olduğunu söyleyen Baransu, Ahmet Şık’ın kitabının bir Emniyetçi tarafından yazıldığını, basmaktan vazgeçince Şık’a ‘paslandığını’ yazdı.

Yazdığı kitap taslak halindeyken toplatılan ve bir yıla yakın zamandır tutuklu bulunan Ahmet Şık, duruşmalarda hakkındaki iddiaları vasat bir akla sahip herkesin anlayacağı açıklıkta çürütmüştü. Cemaat’in devlet-bürokrasi-Emniyet örgütlenmesinin kamuoyunda açık edilmesinden ne kadar rahatsız olduğu Şık’ın kitabının toplatılması esnasındaki gayretle ortaya çıkmıştı. Jet hızıyla mahkemeden kitabın toplatılması kararı çıkarılması ardından “İmamın Ordusu” gazeteler ve yayınevlerindeki bilgisayarlarda fellik fellik taslak aramıştı. Bu saldırganlığa rağmen kitabın dağıtımı engellenememiş, on binlerce kopyası elektronik ortamda paylaşılmış, daha sonra da 125 gazeteci ve aydının imzasıyla basılmıştı.

Kendisini, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklu bulunan her bir gazetecinin içeride olma gerekçesini meşrulaştırmaya adayan Mehmet Baransu, Ahmet Şık’a mücadele içerisinde olduğu bir Emniyetçi tarafından kitap yazdırılabileceğine gerçekten inanıyor mu bilinmez. Fakat, bu ve benzeri kişilerin davaların seyrini etkileme titri olduğunu biliyoruz. Rasim Ozan Kütahyalı’nın tutuklanacakları, Nazlı Ilıcak’ın serbest kalacakları önceden haber verdiği bir gazetecilik anlayışının temsilcilerinden birisi Baransu. Polisle sıkı ilişkiler içerisinde, polisiye bilgilerle haber yaparak kendisini var eden bu gruptaki kişiler yaptıkları işi ahlaki olarak normal, herkesi de kendileri gibi görüyor olmalı ki, Emniyetçilerin sosyalistlere kitap yazdırabildiğini falan düşünüyor. Oysa, zaten Ahmet Şık, Nedim Şener ve tutuklu pek çok gazetecinin izlediği yöntem ‘embeded gazeteciliğin’ bütünüyle eleştirisine dayanıyor. Bu prensiplerindeki ısrarları nedeniyle de halen tutuklu bulunuyorlar.

PEKİ, BÜTÜN BUNLAR NEDEN OLUYOR?

Hanefi Avcı geçmişte derin devlet ilişkilerinin parçası olduğu, 12 Eylül’ün işkence makinalarından olduğu için değil, cemaatin Emniyet’teki örgütlenmesini, yasa dışı telefon dinlemelerini vb faaliyetleri deşifre ettiği için tutuklu bulunuyor. Ahmet Şık’ın da içinde yer aldığı gazeteciler, Mehmet Baransu’nun manipule ettiği gibi darbe hazırlığı yapan bir ekibe çalıştıkları için değil, ülkenin yakın tarihindeki pek çok olaydaki cemaat rolünü ortaya serdikleri için cezaevinde tutuluyor. Zaten 12 Eylül de bir ABD projesi olması, Türkiye’de liberalizmin önündeki tüm engelleri kaldırması, bu uğurda solu yok etmesi, idamlar, işkenceler, kontrgerilla cinayetleri ve yetiştirdiği dindar nesiller yönüyle değil, sureti tanımsız bir organizasyonun kardeşi kardeşe vurdurduğu varsayımıyla tartışılıyor, yargılanıyor. ‘Sivilleşerek demokratikleşen’ Yeni Türkiye’nin merkezi böyle tanımlanırken, cemaati gözden kaçırıp ‘cambaza bak’ diyen tüm seslere kulakları tıkamak aklı ve hafızayı temiz tutmak için önemli bir uğraşa dönüşmüş durumda.

Bir de şunu unutmamak gerekiyor; durmadan kara çaldığınız insanlar yarın beraat ederlerse ne yapacaksınız? Gazetecilikten mi, polislikten mi istifa edeceksiniz?