birgün

22° AÇIK

SİYASET 20.08.2019 04:00

Sıkılmadınız mı!

Dün, Türkiye’yi yeni birkaosa sokacak haberlerle güne başladık.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan görevden alındı.

Yerlerine İç işleri Bakanlığı tarafından il valileri belediye başkan vekili olarak atandı. Yani Ülkemizin en büyük kentlerinden olan bu 3 şehir, hemşerilerinin verdikleri yığınsal oya bakılmaksızın, iktidarın ve AKP’nin valilerine kayyum olarak teslim edildi... Milyonlarca oy saygısızca yok sayıldı ve bu illerin, partili Cumhurbaşkanı’nın belirlediği Valiler tarafından yönetildiği dönem, yeniden başlatıldı…

****

17 yıllık AKP iktidarında her fırsatta laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkeleriyle oynandığını görmüştük... Yurttaşlar bu demokrasi dışı politikalardan bıktılar. Tek adam rejiminin hem demokrasiyi hem adaleti hem de ekonomiyi yok ettiğini artık biliyorlar... 31 Mart Seçimleri’nde bu nedenle “yeter!” dediler.

****

Anlaşılan AKP halkın verdiği dersi almamış. Geçen yazımda bundan böyle iktidar; ”Ya daha otoriter olacak! Ya da demokrasiye dönmenin yollarını arayacak” demiştim. Görülen o ki; iktidar demokrasiye dönmek istemiyor! Hukuk devletini yok sayıyor! Daha otoriter olmaya çalışıyor… Ama bilmiyor ki bu gidişatın sonunda tehlike vardır! Baskının sonu toplumsal patlamadır!

****

AKP’nin baskıcı anlayışı, seçimleri yok sayan demokrasi dışı davranışların gerekçesini oluşturdu! Hatırlarsanız; 31 Mart’tan önce özellikle, doğuda yaşayan yurttaşlarımıza parmak sallayarak, kendilerine oy verilmezse kazanan belediye başkanlarını alacağını açıklamıştı. Hem de pervasızca, kimseden çekinmeden!

****

Neden pervasızca diyorum? Çünkü aday olabilmeye son ve kesin kararı veren YSK’dir. Hani İstanbul seçimi kaybedilince, “İstanbul’u kazanmaya 13 bin oy yetmez!” denildikten sonra, dolambaçlı yollarla seçimi iptal eden YSK var ya! İşte o kurul...

****

Bu kurul seçim öncesi, hukuken sakıncası olmadığı için Van, Mardin ve Diyarbakır’da HDP adaylarının seçime girmesini kesinleştirdi... Seçim yapıldı. Bu kişiler büyük oy alarak başkan oldular. Aradan 4 ay geçtikten sonra şimdi, ne oldu da bu kişilerin elinden başkanlıkları alınıyor? Keyfi bir kararla halkın tercihi nasıl yok sayılabiliyor?

****

İçişleri bakanlığının görevden alma nedenlerini dikkatle okudum.

Bakanlık; Mızraklı, Türk ve Ertan’ın “terör örgütleriyle iltisak-irtibatı olduğu”, “Terör örgütlerine destek verdikleri yönünde tespit ve deliller bulunduğunu” öne sürüyor. Açıklamada üç belediye başkanının, “haklarındaki adli/idari soruşturma/kovuşturmaların selameti için” Anayasa’nın 127. maddesiyle 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 47. Maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak görevlerinden uzaklaştırıldıklarını kaydediyor!

****

Dikkat edilirse başkanların görevden alınma gerekçesinde kovuşturma ve soruşturma var! Ama haklarında verilmiş henüz bir iddianame yok! Açılmış bir mahkeme de yok! Mahkeme olmayınca kesinleşmiş karar da yok! Sadece afaki değerlendirmelerle görevden alınma keyfiliği var!

****

Somut deliller gösterilmediği için iddiaların geçerli olup olmadığı tartışılır.

Çünkü YSK’ce seçilmesinde engel olmadığı önceden ilan edilen kişilerin, 4 ay içinde ne ara terörle iltisak-irtibat kurduğu ortaya çıkarılmıştır

****

İçişleri bakanlığının bu siyasi kararında; Açıkça görülen o ki; tam bir hukuksuzluk, başkanların görevden alınması için zorlama ve halkı aldatmaya dönük göz boyama var! Sonuç olarak; bu karar ne hukuka ne de vicdanlar sığmıyor!

****

Bilineni hatırlatalım! Seçim öncesi AKP kazanamadığı doğu belediyelerini, halka rağmen, HDP’nin elinden alacağını pervasızca ilan etmişti. Ve dediğini yaptı! Muhalefet partileri, göstere göstere demokrasiyi yok sayanlara artık dur demeyecek misiniz? Bu durumdan hiç sıkılmadınız mı?

Adalet ve demokrasinin samimi yandaşları ya sizler olanlara ne diyorsunuz!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız