birgün

9° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 08.03.2018 16:04

'Silivri'de IŞİD'cilerle aynı hücrede tutulan hasta tutuklu, saldırıya uğradı'

Silivri 5 No’lu L Tipi Cezaevi’nde kalan hasta tutuklu Cengiz Sinan Halis Çelik, arkadaşı ile birlikte sevk edildikleri kampüs hastanesinde aynı hücreye konuldukları IŞİD'cilerin saldırısına uğradı.

'Silivri'de IŞİD'cilerle aynı hücrede tutulan hasta tutuklu, saldırıya uğradı'

22 yıldır tutuklu olan epilepsi ve mesane kanseri hastası Cengiz Sinan Halis Çelik, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hazırladığı “Hasta Tutuklular” listesinde yer alan bir isim. Yaşamını tekerlekli sandalyede sürdüren Çelik, Silivri 5 No’lu L Tipi Cezaevi'nde birlikte kaldığı arkadaşı Süleyman Altun ile birlikte yaşadıkları sağlık sorunları nedeniyle sevk edildikleri cezaevi kampüsü içerisinde yer alan hastane hücresinde saldırıya maruz kaldı.

Mezopotamya Ajansı'ndan Sadiye Eser'in haberine göre,Tedavi için götürüldükleri kampüs hastanesinde, jandarmalar tarafından IŞİD'lilerin bekletildiği hücreye konulan Çelik ve Altun, fiziki saldırıya uğradı. Maruz kaldıkları saldırı sonrası konuyla ilgili Adalet Bakanlığı'na dilekçe gönderen Çelik, Cezaevi Savcılığı'na da suç duyurusunda bulundu.

‘LİNÇ GİRİŞİMİNE VARAN İŞKENCELER VAR’

Çelik, Adalet Bakanlığı'na gönderdiği dilekçede son dönemde maruz kaldıkları uygulama ve yaklaşımlara dair şu bilgileri verdi: “Silivri 5 No’lu L Tipi Cezaevi’nde PKK’li hükümlü olarak bulunmaktayım. Son dönemlerde artarak devam eden ciddi can güvenliği ihlalleriyle karşı karşıya bırakılmaktayız. Hastane, mahkeme sevklerinde cezaevi dış güvenliğinden sorumlu jandarma güçleri tarafından fiili işkence tutumlarına maruz bırakılmaktayız. Gün geçtikçe ağırlaşan bu sorunlar, Kasım 2017 tarihinden beri devamlılık arz etmektedir. Mahkeme ve hastaneye götürülen arkadaşlarımız, küfür ve hakaretlerle fiziki saldırılara maruz kalmakta, linç girişimlerine varan işkencelere maruz bırakılmaktadır.”

ASKERİ PERSONEL: 'BURADAN SAĞ ÇIKAMAYACAKSINIZ'

Çelik, özellikle son dönemde kampüs hastanesine götürülen arkadaşlarının jandarmanın kasıtlı uygulamasıyla IŞİD ya da adli suçlardan dolayı cezaevinde olan tutuklularla aynı hücre ve nezarethanelere konulduğunu da aktardı.

Çelik, bu duruma dair ise, “Kasti bir uygulama olan bu durum, bizi birbirimize vurdurtma girişimi olmaktadır. Askeri personel tarafından da ‘Sizler zaten aynısınız, birbirinizi yiyin’ biçiminde sözlü olarak dile getirilmektedir. Bu temelde taciz ve tehditlerle provokasyona açık ortam yaratılmaya çalışılmaktadır. Askeri personel tarafından hiç çekince duyulmaksızın ‘Siz bizim düşmanımızsınız, burada hepinizi öldüreceğiz, buradan sağ çıkmayacaksınız….’ gibi tehdit ve küfürlerle bizlere saldırılıp, işkence yapılmaktadır” bilgilerine yer verdi.

‘DAİŞ’LİLERLE AYNI HÜCREYE KONULDUK’

Dilekçesinin devamında 19 Şubat 2018 tarihinde Süleyman Altun isimli arkadaşı ile birlikte kampüs hastanesine sevk edildiğini belirten Çelik, burada maruz kaldıkları saldırıyı şu sözlerle anlattı:

“Bizleri DAİŞ’li kişilerle aynı nezarethaneye koydular. Burada DAİŞ’lilerin tehdit ve hakaretine maruz bırakıldık. Hakaret ve taciz eşliğinde saldırıya uğradık. Görevli askeri personelleri uyarmamız ve güvenliğimizin riske atıldığını, farklı hücrelere götürülme isteğimiz akabinde başta ilgili uzman çavuş olmak üzere askerlerce de darp edildik. Askerlerin saldırısına uğradık. Yerlere atılarak tekmelerle, yumruklarla ağır saldırılar ile karşı karşıya kaldık. Süleyman Altun arkadaşımın kafası, yüzü birçok asker tarafından tekmeli saldırıları sonucu yaralanmıştır.”

CEZAEVİ İDARESİ SAVUNMA İSTEDİ

Çelik’in yürüyemez halde olduğunu, Altun’un ise koltuk değnekleri kullandığını paylaşan Oruk, “Onların fizikken saldırma imkanları zaten yok. Karşı taraf DAİŞ’liler onlara saldırıyor ve bunun üzerine de sanki onlar saldırı yapmış gibi tutanak tutuluyor. Bir de cezaevi idaresi sanki müvekkilim saldırmış gibi kendisinden savunma istemiş. ‘Niye rahat durmadın’ diye disiplin cezası verilmiş. Zaten cezaevi dışındaki bir alan iç soruşturmaya konu olamaz. Karşı taraf saldırmış ve jandarma sebep olmuş” dedi.

Oruk, saldırıya dair kamera görüntülerini temin ettiklerinde sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydetti.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız