“Silivri’de herkes birbirine umutla bakıyor”
Silivri Cezaevi’nde tutulan Şişli Belediye Başkanı Şahan, “Burada herkes birbirine umutla bakıyor” dedi. İktidarın bu operasyonlarla toplumda rıza oluşturamadığını vurgulayan Şahan, “İBB’de yine çok nitelikli bir kadroyu gözaltına aldılar. İsmine ‘Kent Uzlaşısı’ deyin ya da CHP’nin dediği gibi ‘Türkiye İttifakı’ yüzünden tutuklanmamı bir Aziz Nesin hikâyesi olarak görüyorum” diye konuştu.

İsmail Arı
ismailari@birgun.net19 Mart operasyonu kapsamında tutuklanan CHP’li Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, BirGün’ün sorularını yanıtladı. Şahan, gözaltı sürecinden ikinci İBB operasyonuna kadar önemli açıklamalarda bulundu.
“İsmine ‘Kent Uzlaşısı’ deyin ya da CHP’nin dediği gibi ‘Türkiye İttifakı’ yüzünden tutuklanmamı bir Aziz Nesin hikâyesi olarak görüyorum” ifadelerini kullanan Şahan, “Silivri cezaevinde herkes birbirine sadece bakıyor, ama umutla bakıyor” diye konuştu.

BİR DAKİKA BİLE DÜŞMEDİK
Öncelikle gözaltına alındığınız günle başlamak istiyorum. Neler yaşadınız o sabah? Ayrıca gözaltı sürecinde Emniyet’te neler yaşadınız?
Sabahın kör saati bir telefonla uyandım. ‘Başkan’ı gözaltına almaya gittiler, evdeler’ diye. Hemen kalktım, üstümü giyinip tıraş olup çıkacaktım ki kapı çaldı. Eşim kapıyı açtı. Sakindik. Kızım ve eşimin evde olması o anlara tanık olması, tek hassas noktamdı. Polisler kaba davranmadılar, bunu söyleyebilirim. Sonra Emniyet’te gözaltı başladı. Dört gün nezarethanede kaldım. Mahir, yan nezarethanedeydi. Polislere, “O tansiyon hastasıdır, bizi yan yana koyun, bakayım ona,” dedim ama olmadı. Ben de dört gün, Mahir beni duysun diye bağıra bağıra türkü söyledim. Avukat çıkarken gördüğümde ‘İstek parçan var mı’, diyordum. Gençler gelmeye başladı sonra. Onlardan dışarıyı dinledim. Umutlandım. Hepsi üniversiteli çocuklar. Mimar Sinan’lı arkadaşlar vardı. Benim okulum, ayrı bir duygulandım onlarla olunca tabii. Sonra tabii Çağlayan’a sevkler, ifadeler, yorucu bir dört gündü.
Çağlayan Adliyesi’nde, sekiz saat, Mahir, ben, Mehmet Ali, üçümüz çok soğuk bir yerde bekledik ama hep iyiydik. Hiç düşmedik. Yorulduk, yıprandık ama psikolojik olarak o dört gün, bir dakika bile düşmedik. Çünkü güçlü olan bizdik. Hele ki o gençleri gördükten sonra…
BURADA HERKES UMUTLA BAKIYOR
Cezaevinde neler yapıyorsunuz? Diğer belediye başkanlarını, siyasetçileri veya Gezi tutuklularını görüyor musunuz?
Yazıyorum, okuyorum, saz çalıyorum, sıkı çalışıyorum. Vekiller, avukatlar, destek için gelen pek çok kişi güç veriyor tabii burada bize. Görüşlere giderken, görüşlerde, kabinlerde, başkanları, siyasetçileri ve Gezi tutuklularını görebiliyorum ve sadece elle selamlaşma, kafa sallama, iyi olduğumuzu birbirimize ima etme dışında diyalog tabii ki yok. Tayfun’u mümkün olduğunca her perşembe görmeye gelirdim, en azından sesini duyardım. Burada herkes birbirine sadece bakıyor, ama umutla bakıyor.
AZİZ NESİN HİKAYESİ GİBİ
Kent uzlaşısı nedeniyle tutuklanacağınızı tahmin ediyor muydunuz?
Hukukun olmadığı bir yerde neden tutuklanacağınızı tahmin edemezsiniz. Şu an insanlar attığı tweetten, 15 yıl önceki konuşmalarından, gençler gösterilerde haklarını aradıklarından ve benzeri pek çok anlamsız, hukuk dışı sebeplerle tutuklu. Bu ülke artık kimsenin neden ve niçin tutuklanacağını bilemeyeceği bir iklimdedir. Bu hukukun yok sayıldığı, kumpasçı, iftiracı, otokratik bir sistemdir. İçerisi, dışarısı fark etmez, herkesin malı, özgürlüğü tehdit altındadır. Tutsaklık artık bir bütündür. Ama tabii ben, ismine “Kent Uzlaşısı” deyin ya da CHP’nin dediği gibi “Türkiye İttifakı” yüzünden tutuklanmamı bir Aziz Nesin hikâyesi olarak görüyorum.
İttifak, uzlaşı kelimeleri “terör” sayılıyor. Tarih güler size, Aziz Nesin hikâyesi kabul eder bunu. Hem bir yandan barışı konuşacaksınız, hem de uzlaşmaya, ittifaka terör diyeceksiniz. Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in de dediği gibi: Doğu-Batı fark etmeksizin bu ülkenin, bu toprakların tüm değerlerini, tüm düşüncelerini, başka partilerde siyaset yapmış pek çok siyasetçiyi CHP’de demokrasi tabanında buluşturduk. Bunu 2019’da İstanbul İttifakı, 2023’te Türkiye İttifakı ile ispat ettik. Batı illerindeki Kürtler, doğu illerindeki Aleviler, kentlerdeki muhafazakârlar, demokrasi isteyen genç milliyetçiler vb. tanımlamadık insanları. Hepsi CHP dedi. Demokratik temsil, yurttaş ayırt etmeksizin hepimizin en doğal hakkı. Kürdü, Türkü, Süryanisi, Sünnisi, Ermenisi, Alevisi, genci, kadını, hep birlikte buluştuk burada. Eşit olma hakkı ve eşit hizmet alma özlemiydi bu... Ekrem İmamoğlu üç kere koca İstanbul’u nasıl aldı? Tam da böyle. Bu rızayı yaptığı her işle, toplumun tüm kesimlerinde koca İstanbul’da yeniden üretti İmamoğlu. İstanbul’da, gururla söylüyorum ki, bu yapıldı.
2024’te bu dalga dalga tüm Türkiye’ye yayıldı ve CHP 1’inci parti oldu yerelde. Seçmen koyun değildir! Bu millet sandığa gittiğinde öyle siyasilerin masa başı formülleriyle tutum almaz. Millet birleşti, demokraside ve beraberinde gelecek hayalinde. 19 Mart sonrası bunu bir kez daha görmek istemeyenlere, bu sefer sokakta, meydanda, 15.5 milyon oyla Cumhurbaşkanı adaylığı dayanışma sandığında gösterdi. Hâlâ görmemekte direnenler en sonunda seçim sandığında zaten milletin ne istediğini görecekler. Gerçek ittifak ve uzlaşıyı millet zaten yaptı. Derin analize hiç gerek yok. 85 milyon, hep birlikte bunu bir kez daha ispatlayacağız.
ARGÜMANLARINI ÇÜRÜTTÜK
İPA’yı (İstanbul Planlama Ajansı) siz kurdunuz ve bu operasyonla aslında iktidarın İPA’ya yönelik bir öfkesi olduğu da anlaşıldı. Tutuklanmanızın Şişli’nin Kanal İstanbul’una karşı çıkmanız ve İPA’yı kurmanızla bir ilgisi var mı sizce?
İPA’nın kurucu kadrosunda oldum, sonra ilk başkanı oldum. İPA’nın kuruluşunda Gürkan Akgün, Mahir Polat, Tayfun Kahraman, Ramazan Gülten ve ben çalıştık. Saatlerce, gecelerce toplantılar yaptık. Ne tesadüf, hepimiz tutsak edildik. Ama o günden bugüne, bu ortak akıl ve yeni planlama zeminine, popülist siyasi iklime ve algıya dayalı siyasi kültüre inat Ekrem İmamoğlu çok güçlü bir iradeyle sahip çıktı ve İPA bugüne geldi. Planlamaya, bilime, bir kenti yönetirken veriye ve teknokrat aklın çözümlerine bıraktı süreçleri. İnanın bu, planlamanın Türkiye’deki siyasetle kurduğu ilişki açısından milattır ve kırılmadır. İlerleyen dönemlerde çok anlatılır. İstanbul’da bize “Plan değil pilav lazım,” diyen ekolden 2019 sonrası İmamoğlu, “Plan lazım,” demiştir.
İşte tam buradan bakarsanız İPA’nın tüm kurucu teknokrat ve “planlama aklının” tutuklu olması tesadüf değildir. Siyasi iradesinin tutsak olması hiç tesadüf değil çünkü siyasal iktidar varlığını plansızlıktan, kendi istediği siyaseti ve sermayeyi sürdürebileceği “planlama aklından” almaktadır. Önceliği millet ve kent olanla, önceliği bir avuç insan olanın mücadelesidir bu. Kanal İstanbul en güzel örneğidir. İPA’dan bunu veriyle, raporla, ortak akılla İstanbul’a, İstanbulluya ağır bedellerini anlatırken derdimiz bunu göstermekti. Oysa ki “Kanal İstanbul”u niye yapmak istediklerini bir gayrimenkul projesi olmasının ötesinde hiç anlatamadılar. Sundukları tüm argümanları veriyle, bilimle, İstanbul’un gerçek gündemleriyle çürüttük.
Dolayısıyla mevcut siyasal iktidar bu sürecin, bu aklın başta siyasi iradesinden, mutfağından, çeperinden, yani siyasilerden rahatsız olur. Ve elindeki yargı bürokrasisiyle kendi otokrasisini uzatmaya çalışır. Bu doğal ama sonu belli bir senaryodur. Sonunda millet kazanır. Ortak akıl ve bu kenti dert edinen kazanır.
ŞİŞLİ’NİN KANAL’I YAPILAMAYACAK
Depremle birlikte toplanma alanları tekrar gündemde. Belediyenin karşısındaki toplanma alanı olarak da belirlenen 24 bin metrekarelik rezerv alandaki inşaatın yeniden başladığı belirtiliyor…
Bir önceki anlattığım aklın tam çok güzel pilot bir örneğidir. “Şişli’nin Kanal İstanbul’u” dediğim proje. Depremden sonra yasalar çıkardılar. Ne için? Depremle mücadele için. Ve çok güçlü yasalar. Plan yapma yetkisi, kamulaştırma yetkisi, her şeyi yapabiliyor. Şimdi siz Şişli’de tek kalmış 24 bin metrekarelik boş bir alanı rezerv alan ilan edeceksiniz. Plan yapıp orada rezidans, otel, AVM yapıp birini zengin edeceksiniz. Ve bunu deprem için çıkardığınız yasalarla yapacaksınız.
Şu an bu iktidarın depremle kurduğu ilişki temelde budur. Yeni rant alanları üzerinden “deprem” diye planlar yapıp kendi sermayesini beslemek ve yaratmak. Bu işte Şişli nerede? Yok. Şişlili nerede? Yok. Deprem yasasını kullanarak rezerv alan ilan edip yapmak istediğiniz bu projeyle Şişli’nin hangi deprem sorununa çözüm üreteceksiniz sorusunun yanıtı? O da yok.
Seçildikten sonra göreve gelir gelmez mühürledim, milyar ceza kestim. Ama bu iktidarın bir avuç zengin muhterisi de kendi gibi hukuk kanun tanımaz. Şunu da çok açık söylüyorum; Şişli’ye, Şişli’nin o Kanal İstanbul’unu yaptırmayacak bu millet. Eminim.
SİYASET, İNSANI DERT ETMEKTİR
İstanbul’un en önemli ilçelerinden birinin seçilmiş belediye başkanısınız ve siz cezaevindeyken İstanbul depremle sarsıldı. Daha önce de depreme karşı uyarılarınız vardı. İktidara yakın isimler ise yine İBB’yi suçladı. Değerlendirmeniz nedir?
Deprem bir seferberlik işidir. Yapılan tüm yanlışlar, yasal yönetmelik hataları, hepsini bir tarafa koyalım. İstanbullu’nun, bu milletin canı söz konusudur. Ülke için bir beka sorunudur. İstanbul’un deprem sorunu, tüm kurum, kuruluş, aktörlerle aynı dertle masaya oturmanızı gerektirir. Yıl 2025, İstanbul’da deprem oluyor, İBB başkanı tutsak, beş belediye başkanı tutuklu, bürokratlar tutuklu. Sonuç deprem sonrası İBB’nin masada olmadığı bir afet toplantısı. Zaten sorun çok basit: o masaların öyle kurulması. Çözüm siyaset üstü değil, siyasidir. Milleti düşünen, bu ülkenin yarınlarını düşünen, depremde yine olan mazluma, kötü yapılarda oturan insanımıza olacak diye dert edinenle, bunu kendine siyaset bilenle olur. Siyaset, insanı dert etmektir. Siyaset üstü tanımı yanlıştır.
KENT LOKANTASI AÇACAKTIK
Eğer gözaltına alınıp tutuklanmasaydınız programınızda neler vardı? Sanırım bir kent lokantası daha açacaktınız.
Mahallelerde açtığımız planlama ofisleriyle depremi, dönüşümü konuşacaktık. Nisan’da büyük bir dönüşüm lansmanı yapacaktık. Anlatacaktık, 11 ayda hangi kararları aldık, bunlarla neleri yapacağız diye. “Şişli Yerinde Güçlü” planlama ofisleri ile mahalleli bire bir konuyu konuşacaktı. Tam şu gündemin üstüne Şişli’nin kaybettiği vakte üzülüyorum. Gerçekten üzülüyorum.
Evet, kent lokantası açacaktım, dördüncü kent lokantası olacaktı. Taziye evimizi açacaktık. Ve esas sosyal kiralık konut projemizi anlatacaktık, öyle kanal projesinin orada değil Şişli’nin göbeğinde hem de, yerini, nasıl yapacağımızı. Çok yoğun bir yaz olacaktı. Temel atmalar, planlama çalışmaları, dönüşüm anlaşmaları.
Fakat yapacağız. Bu kaybedilen zamanı dönünce hızla telafi edeceğiz. Milletimiz müsterih olsun.
UMUDU ÖRGÜTLEMELİYİZ
İktidar bu operasyonla neyi amaçladı? Sonrasındaki eylemleri, öfkeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
İktidar 19 Mart Operasyonu’yla amaçladığı hiçbir şeye ulaşamamış ve o gün yenilmiştir. ‘İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atarım böylece en güçlü rakip İmamoğlu’nu oyun dışarı bırakırım’ diyen akıl, oyun dışı kalmıştır. Halkın öfkesi, gençlerin eylemleri, aslında hepsi “geleceksizlik”, “hukuksuzluk” ve “adaletsizlik” üzerine feryattır. İyi duymak lazım. Bugün liseliler, üniversiteliler, çiftçiler, kadınlar, emekliler ayaktaysa bu durumu, umudu örgütleyerek büyütmemiz ve gerçekten sandığı getirerek milletin iradesini göstermemiz lazım.
“Sandıkla gitmezler” diyenlere söylüyorum hep, 2019’da İstanbul’u 13 bin oyla aldık, vermedi, iptal etti ama “hak yemem hakkımı yedirmem” diyen İmamoğlu milletin sesi oldu, millet hakkını yedirmedi, 800 bin oyla aldı. Bu millet sandıkta tarih boyunca hesap sordu. O anlamda içim rahat.
DAHA ÇOK ÇALIŞMALISINIZ
Şişli belediyesi personeline, Şişli ve İstanbul halkına bir mesajınız var mı?
Şişli personeline diyeceğim tek şey dünden daha çok çalışmaları, Şişli’ye hizmet etmeleri. 25 yılı aşkın süredir sosyal demokrat yönetilen bir belediye kayyumla yönetimde zorlanabilir. Duyuyorum, yöneticilerimizi değiştiriyorlar. AK Partili belediyelerden yönetici alıyorlar. Benim bakış açım şu: Şişli’nin hizmetleri aksamasın. Oradaki çalışma arkadaşlarım ve yöneticilerin görevden alınmalarıyla ilgili yapılacak her türlü partizanca müdahalenin de takipçisi olacağım.
Mesajımız net, Şişli halkına da İstanbul halkına da…
Millet büyüktür.
Millet kazanacaktır.
Ve bu ülke, bu şehir, bu ilçe hızla kaybettiği zamanları, uğradığı zararları, yaraları “Her şeyin çok güzel olacağı” günlerde telafi edecektir.
Buna inancım tam.
OPERASYONLARA RIZA OLUŞTURMADILAR
İBB ve İSKİ yöneticilerine yönelik ikinci operasyonu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son dalga şunu gösteriyor, toplumda bu operasyonlara rıza oluşturamadılar. Devam ederek algıyı ısrarla yönetmeye çalışıyorlar. Karşımızda algıyla yurttaşı yönetebileceğine inanan, başka bir yönetme aracı da kalmamış bir sistem olduğu için elindeki son enstrümanla bunu yapacak. Deprem olmuş, İstanbul’un gerçek sorunları var, siz İBB’de yine çok nitelikli bir kadroyu gözaltına alıyorsunuz. Kötülüğü kendi bekaları için millete yapıyorlar. Ama daha önemli bir nokta var, milletin çoluğu, çocuğu, karısına, ailelerine yönelik yapılan bu dalga ahlaka, mertliğe, devlet adabına, insanlığa, ne derseniz deyin, hiçbir şeye sığmaz. Hesabını toplum vicdanında, inandıkları her ne varsa hak katında, millet huzurunda vereceklerdir. Herkesin içi rahat olsun.
Sandıkta cevaplarını bu milletin vicdanıyla alacaklar.
Kadının, çocuğun, günahsızın ahı, muhterisleri uyutmaz!
∗∗∗
Şişli’nin Seçilmiş Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın mektup adresi:
Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 9 No’lu A1-5 Silivri\İstanbul


