birgün

15° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 30.09.2020 09:45

Şimdi inadına var olmalıyız!

Şimdi inadına var olmalıyız!

Kımız Bozkır

Niye bu kadar güvenle ortalık topluyoruz ve yapılanları “yanlış yapılmış”, “yanlışlıkla olmuş” sanarak birbirimizi yıpratan çözümler arıyoruz ve çırpındıkça batıyoruz bilemedik...

Vergi ötelenecek denmiş, oldu sanmışız borçlar ertelenmemiş. Krediler önerilmiş (bu arada kredi bize satılan bir şeydir) herkese dağıtılacak gibi davranmışız. Amatörler dışlanmış, normal görmüşüz. Amatörlerin ödenekleri ticari tiyatrolara eklenirken normal görmüşüz. İki ayrı yönetmelik yayımlanarak birisi amatörleri dışlamış, birisi de özel tiyatrolara (ki kimse tiyatro yapmak için şirket olmak ve tescil edilmek zorunda değil) “şirket olma” ve tescil dayatmış” alkış tutmuşuz, vergi indirimi...

Ya da vergi almama vaat edilmemiş hatta ötelenmemiş bile, destek dosyaları teslim edilirken, çıkan seslere kulak tıkamışız, zaten ucu ucuna yaşayan üstüne pandemi tamamen yoksullaşan tiyatrolar borç harç yapılandırma yapmaya çalışmış, yetiştiremeyenler dosya teslim edememiş! Yazmışız, söylemişiz kimse oralı olmamış, tesadüfen bize değen ‘KDV indirimi sevincinde’ teşekkürlerinde boğulmuş seslerimiz... Dijitalde -ki telif üzerinden oyun satmaktır- “borcu yoktur” belgesi istenmiş. Veremeyenleri duymamışız. Pandemi bizi zorunlu kapatan bir karardır. Öyleyse; “oynanacak oyun sayımız üzerinden bilet parası ödeyin” demişiz ki asgari müşterek, ortak dil aramadan dayatılabilecek en haklı taleptir oralı olunmamış... Şimdi; madem tek alınabilen bütçe budur! İnsanlar bir şekilde başvuru yapabilmiş, nefes alabilmiş diye sevinmeliyiz sadece... Çünkü zaten kara listeler açıkça biliniyor. Zaten oyunları ve tavırları doğru bulmamak üzerinden davranıldığı açık. Zaten pandemi öncesinde, davranışları, paylaşımları, duruşları ve düşünceleri yüzünden insanlar işten atılmış... Yani “makbul olma” halinin adı var. Yani destek alamayanlar -ki onur madalyası sayılır- o duruşun taraflarıdır. Bir de (vergi, ticaret odası SSK vb.) borçlu olanlar...

Hal böyleyken; ısmarlama bir arada olma çabalarıyla sayı çoğaltmak çağrıları yerine gerçekleri görüp, muhalif duruşumuzu “ortak dil” aramaya kurban etmeden, yaptığımız işe, ürettiğimiz sanata, tutunduğumuz tiyatroya inadına sahip çıkmalıyız!

HANGİ SANAT DOSTUNDAN NE BEKLİYORUZ!

Her mecrada çığırdığımız “neye güveniyoruz, niye güveniyoruz”, “hangi sanat dostundan! ne umuyoruz” ve teslimiyetçi tavırlar bizleri taşıyamaz sözümüzdeyiz. Aynı düşünmeyenlerle sanat için aynı cümleler yapılmaz çünkü...

Şimdi yapılacak şey yasa istemek falan değil, kurum işleyişlerini planlamak değil, inadına var olmaktır!

***

SON İKİ İNSAN KALANA DEK TİYATRO ÖLMEZ

Sanat ölmez. Tiyatro hiç ölmez. Ta ki son iki insan kalana dek! Ama bu gidişle tabii ki tiyatroculara, sanatçılara olan olur. Salon, sahne, sokak tüm alanlarımızda olmalı ve sadece seyirciden, toplumdan güç alarak, toplumun derdine de kulak tıkamayarak… “Tiyatro / sanat olmasa ne iyi olur” diyenlerden medet ummayı bırakmalıyız! Talep ve hak diyorsak dayatmalarımız vardır ama muhaliftir.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız