birgün

25° AÇIK

YAŞAM 03.06.2021 06:48

Sınav kaygısı bıktırıyor

LGS yaklaşırken, uzmanlara kaygıyla baş etmenin yollarını sorduk. Eğitmen Doğan’a göre, eğitim sistemindeki tutarsızlık kaygı yaratıyor. Psikolog Koç’a göre ise öğrenme kaygıyla eşleşince öğrenciler lisede bıkkın gençler haline geliyor.

Sınav kaygısı bıktırıyor

Ömür Şahin Keyif

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında 6 Haziran Pazar günü merkezi sınav gerçekleştirilecek. Sınav kaygısı pek çok öğrencinin eğitim hayatında en belirleyici duygulardan biri. Peki bu kaygıyla nasıl baş edilir? Veliler öğrencilere nasıl destek olabilir?

Çocuk ve Ergenlerde Dikkat ve Farkındalık (mindfulness) Eğitmeni, Öğretmen Pınar Doğan ve Çocuk ve Ergen Terapisti Uzman Psikolog ve Psikodramatist Arzu Aydın Koç’la konuştuk.

20 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, öğrencilerle Dikkat ve Farkındalık (mindfulness) üzerine çalışmaya başlayan Pınar Doğan, sınavların “ülkenin eğitim sistemindeki tutarsızlıklardan en büyüğüne” sahip olduğunun altını çizerek, bu durumun öğrencilerin kaygı düzeyini artırdığını ifade ediyor. “Pasta belli, paylaşacak kişi sayısı belli, ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, birileri başarısız olacak” diyor Doğan. Ona göre, öğrencilere “kaygı hissetmelerinde bir sorun olmadığını ve bu konuda yalnız olmadıklarını” anlatabilmek gerek.

Psikolog Arzu Aydın Koç’a göre ise vurgulanması gereken çocuğun başarısı ya da başarısızlığı değil, “elinden geleni yaptığı ya da yapması gerektiği, lisede yeni bir sayfa açılacağı, bu sınavın sonucu ne olursa olsun bir lise hayatının olacağı ve hayatın devam edeceği.”

MAHCUP ETME KORKUSU

”Çocuklar yetişkinlerin kendilerinden beklentisini biliyor. Aynı zamanda hem öğretmenler hem aileler sınavın hayati önem taşıdığı mesajı veriyorlar” diyen Koç, beklentilerin çocuklar üzerinde stres yarattığı kanısında: “Doğal olarak aileler çocukları için iyi şeyler olsun istiyor. Bu arzuyla çocukları başarıya, hırsa yönlendirebiliyorlar. Kimi aileler sosyal yaşamı sınırlamaya kadar gidebiliyor. Oysa çocuklar da ailelerini mutlu etmek ve mahcup etmemek istiyorlar. Çocuklar için asıl stres burada saklı.

Çocuklar aileleri tarafından sevildiklerini bilseler bile hayal kırıklığına neden olmaktan ve bunun kalıcı olmasından korkuyorlar.”

Koç’a göre, eğitim sisteminin kaygı kaynağı olan doğası sadece sınavlar konusunda değil, çocukların tüm eğitim hayatı üzerinde olumsuz etkiye sahip: “Sınav başarısı sadece çocuk ve ailesini etkiliyor gibi görülse de başarısız sonuç okulun ve öğretmenin de keyfini kaçırıyor.

Öğrenme stres kaynağıyla birleşiyor ve uzaklaşma ile sonuçlanıyor. Çocuklar bu bilgileri neden öğreniyorum, ne işime yarayacak gibi düşüncelere kapılıyorlar. Çünkü öğrenilenler ne yazık ki sınavda işe yarayacak bilgiler.

Öğrenme kaygıyla eşleşiyor ve lisede bıkkın, motivasyonu düşük gençler haline geliyorlar.”

VELİLER NE YAPMALI?

Eğitmen Doğan, sınav kaygısıyla yüzleşen öğrencilerin velilerine şu tavsiyelerde bulunuyor:

♦ Sınav sonucuna değil, çocuğunuzun öz yeteneklerine güvenin. Hayat boyu onunla olacak, yeterince görüldüğünde duyulduğunda onu pırıl pırıl parlatacak yetenekler.

♦ Gözlerle, sözlerle, sarılarak, ona onu düşündüğünüzü, anladığınızı gösterin. Duygusal destek, desteklerin en güzelidir.

♦ Sınavı bir şeylerin sonu gibi önce siz görmeyin, hayatın getireceklerine açık olun. Hayatın, A okulunu kazanınca nereye, B okulunu kazanınca nereye evrileceğini nereden bilebilirsiniz.

♦ Bunun sizin için de zor bir dönem olduğunu ‘kabul’ ettiğinizde ve bakış açınızı değiştirdiğinizde siz de özgürleştiğinizi hissedeceksiniz. Sizin özgürleşmeniz çocuğunuzu da özgürleştirecek.

♦ Bir öğretmen olarak diyebilirim ki her öğrencinin bir yeteneği vardır. Çocuğunuzun çok iyi yapabildiği şeyleri keşfetmesi önemli.

DERSLER KARŞILIKLI OLMALI

Uzman Psikolog Koç’a göre sınav sonrası yapılması gereken, bu konuyu bir kere konuşup kapatmak: “Sınav sonrası aileler bu konuyu çocuklarıyla konuşmalı ve bu defteri kapatmalı. Gerekiyorsa özeleştiri yapmalı. Sonuç ne olursa olsun çıkarılacak dersler karşılıklı olmalı.”

sinav-kaygisi-biktiriyor-883288-1.
Pınar Doğan - Arzu Aydın Koç

***

İNANÇLARINI KAYBEDİYORLAR

Psikolog Koç, salgın önlemlerinden etkilenen eğitimin çocuklara olumsuz yansımalarına dikkat çekiyor:

♦ “Hem hastalık kaygısı hem de sürekli değişen yasaklar çocukları da olumsuz etkiliyor. Üstelik onlar anne babalarının da duygularını yaşıyor.

♦ Bazı yetişkinler gibi ne yazık ki çocukların da eğitimle ilgili inanç kaybı yaşadığını biliyoruz.

♦ Ekrandan uzak durması istenen çocuklara şimdi ekran karşısına geç diyoruz, sosyalleşecekleri yaşta buna engel koyuyoruz.

♦ Covid-19 nedeniyle yaşanan kapanma normalde var olan kuralları etkilememeli. Elbette esneklik olabilir ama temel kurallar devam etmeli. Çocuğun birlikte yapmaktan keyif alacağı aktiviteler yapılmalı.

♦ Yaşananları, kaygıları, öfkeyi yok saymamak, duyguları konuşmak gerekir. Yetişkinler endişelerini ne kadar ortaya koyarsa çocuk da bir şekilde yapabilir bunu.

♦ Çocukların en az aileleri kadar endişelendiği, üstelik hem kendilerine hem de öğretmenlerine ve ailelerine sorumluluk duydukları unutulmamalı. Çocuğun duygularını ifade etmesine olanak sağlanmalı.”

***

Öğrencilere beş tavsiye

Pınar Doğan’a göre, kaygıyla baş etmek için düşünmemeye çalışmak işe yaramaz. İçinde bulunulan anda, zihnin düşünceler ürettiğini fark etmek gerekir. Doğan’ın öğrencilere kaygıyla baş etmek için verdiği tavsiyeler şöyle:

1 Aklınızdan geçenler birer düşünce. Size çok gerçek gelse de düşüncelerimiz her zaman gerçek değildir. Her gün binlerce şey düşünürüz ama çoğu hiç gerçekleşmez. Duygunuzu tarif edin. Örneğin: ‘Şimdi buradayım, bir süre sonra sınavım var, bu sınavla ilgili bazı olumsuz düşünceler geliyor ve bunlar aklıma geldiğinde kaygılanıyorum.’

2 Kafanızın içindeki hikâye anlatıcısını durdurmak için dikkatinizi nefesinize odaklayın. Nefes pratiği, şimdiki an ile bağ kurmanızı ve rahatlamanızı sağlar.

3 Yapabileceğiniz bir diğer alıştırma da duyularınızı çalıştıran oryantasyon egzersizi. Gözlerinizi bulunduğunuz ortamdaki nesnelerde gezdirin, nesnelerin adlarını da söyleyebilirsiniz. Bu sizi kafanızın içinden çıkarır, içinde bulunduğunuz an ile duyularınız aracılığıyla somut bir bağ kurmanızı sağlar, sizi sakinleştirir.

4 Bir an durun ve bedensel hislerinize bakın. Bir duygunun bedenimizde yarattığı sinyalleri fark etmek ve bedenimizdeki gerginliği gevşetmek, kaygının tırmanmasını engeller ve zihnimizi rahatlatır. Dikkatiniz düşüncelerinize, geçmişe ve geleceğe gitse de bedeniniz hep bu andadır. Ve bu an en gerçek, en kontrol edebildiğin andır.

5 Bir sınav ya da yarışma yaklaştığında olumsuzu düşünmeye meyilimiz artar. Bu istisnasız herkeste böyledir ve herkeste böyle olduğunu bilmek iyidir. Size yalnız olmadığınızı hatırlatır. Olumsuz düşüncelere karşın yardımcı olumlu düşünceler geliştirin ve kaygı anında bunları hatırlayın. Yapabildikleriniz üzerine düşünmek, gelen kaygı dolu düşünceye daha dışarıdan bakabilmenizi sağlar.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol