birgün

13° SİSLİ

GÜNCEL 22.08.2020 11:44

Sıra cenazeden bölmeye mi geldi?

Artık katiller, tecavüzcüler hakkında sadece sosyal medyadaki kolektif çaba ve bağımsız gazetecilik faaliyetleri kapsamında işlem yapılabiliyor. Akıl almaz toplumsal olaylar AKP iktidarı ile çığrından çıktı, çürüme geri dönülmesi zor bir noktaya ulaştı. Suç, sıradan hale geldi, cezasızlık kurumsallaştı.

‘SAMAST’IN HATIRA FOTOĞRAFINDAN’ GELDİĞİMİZ YER

19 Ocak 2007’de öldürülen AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in katili Ogün Samast, 20 Ocak gecesi yakalandıktan sonra Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde jandarma ve polisle fotoğraf çektirdi. Samsun Asayiş Şube Müdürü Yakup Kurtaran o fotoğrafın ardından terfi aldı, yükseldi.

103 kişinin yaşamını yitirdiği, 10 Ekim 2015 Ankara Katliamı’ndan 4 gün sonra güvenlik birimleri IŞİD’cileri elleri ile koymuş gibi buldu! 1.5 ton amonyum nitratı Nizip’ten Antep’e taşıyan Yakup Şahin, Nizip Emniyeti’nin takibindeydi.

Yakup Şahin, Antep’ten Ankara’ya götürülen biri Suriyeli 2 bombacının aracına da eskortluk yapmıştı.

NEREDEN NEREYE GELDİ TÜRKİYE!

Türkiye gündemi neredeyse her gün bir çocuk istismarı, kadın cinayeti veya şiddet haberi ile sarsılıyor. Bu olaylar sadece bilgi sahibi olabildiklerimiz. Önemli dosyalar, politik saikler, karmaşık toplumsal dengeler ya da para ilişkileri nedeniyle henüz açılmadan kapanıp gidiyor.

Mağdurdan suçlu yaratan erkek egemen yargı, cezasızlık ve ‘İslami faşist düzenin, yeni Türkiye’yi dizayn eden etik anlayışı’ faillere cesaret veriyor. İstanbul Sözleşmesi gibi mağduru koruyan uluslararası sözleşmeleri, dinci taban ya da dinci cemaatlere paye için tartışmaya açmak, istismarcı ve katilin ekmeğine yağ sürüyor.

Son emsallerden biri Batman’da yaşandı. Uzman Çavuş Musa Orhan, 18 yaşındaki İ.E’ye cinsel saldırı gerçekleştirdi. İ.E, 16 Temmuz’da intihar girişiminde bulunurken fail, bir gün sonra tutuklama istemiyle Siirt Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edildi. Ancak hakkında adli kontrol kararı ile serbestlik verildi.

İ.E’nin 19 Ağustos’ta yaşamını yitirmesi sonrası toplumsal vicdanda infial meydana geldi, sosyal medyanın gücü sayesinde istismarcı uzman çavuş Musa Orhan hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı. Orhan, kamuoyunda arkasında Türk bayrağı olan, ‘bozkurt işareti’ yaptığı bir fotoğrafla tanındı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 20 Ağustos’ta, olaya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bazı çevrelerin uzman çavuşun cinsel saldırı olayını sürekli gündeme getirmesinin amacı HDP’li vekilin ve PKK’lilerin yaptığının üstünü örtmek.” Bakan Soylu, ayrıca İ.E’nin abisinin polis olduğuna dikkat çekip, “Mesai arkadaşımız, cenaze bizim” dedi.

KAMU GÖREVLİSİNDEN BAKANA GEÇEN YENİ SELFİE ANLAYIŞI

Soylu’nun kamuoyu vicdanına bu sözler ile ayar vermesi bir skandalın çok ötesinde. Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı, bir tecavüzcüyü mü koruyor? Üstelik bunu gözümüzün önünde ve toplumu kutuplaştırarak mı yapıyor? Bu, açıkça suçlu ile ‘gönüldaşlık ilişkisi’ kuran kamu görevlilerinden bakana sirayet eden yeni bir selfie davranışıdır!

SOYLU DURMUYOR!

Üstelik Soylu durmuyor. Art arda selfielere devam ediyor. Maske takmadığı gerekçesi ile Rana Batı isimli kadını darp eden polisler İstanbul Valiliği tarafından açığa alınmıştı. Soylu’ya yakın bir haber sitesinde polislerin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından göreve iade edildiği iddia edildi. Meali, sırt sıvazlayıp “Devam edin” demek.

Hrant Dink’in katilinden, tarafını belli eden bakana çok kısa sürede ulaştık. Yeni Türkiye’nin yeni devlet anlayışı hayırlı olsun! Tüm sosyolojik veriler, kamuoyunun kutuplaşma, ayrışma ve kavgadan yorulduğunu gösteriyor. Bunu Soylu’ya anımsatmak elzem. Ne diyor? “Cenaze bizim!”

Toplumu; dinden, imandan, hassasiyetlerden, fikirlerden bölmek yetmemiş olacak ki sıra cenazelere gelmiş! Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yanılıyor. Çünkü alçakça istimara uğrayan, ölümü seçen, öldükten sonra bile anlaşılamayan genç kadına ait o cenaze hepimizin! AKP iktidarının bir cenaze evine dönüştürdüğü Türkiye’nin!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız