Google Play Store
App Store

Akbelen’de zeytinlikler jandarma ablukası altında sökülmeye başladı. Ağaçlarına sahip çıkan köylüler gözaltına alındı. İkizköylüler, “Asıl suçlu zeytinlerimizi kesen şirket” diyerek mücadele çağrısı yaptı.

Şirket kolluk el ele: İkizköy kuşatıldı
90 yaşındaki Akbelen direnişçisi Zehra Nine’nin toprağa verildiği gün bölge kuşatıldı. (Fotoğraflar: BirGün)
Berkay Sağol
Berkay Sağol
berkaysagol@birgun.net

Maden şirketlerinin istekleri doğrultusunda hazırlanan ve Meclis’ten geçirilen işgal yasasıyla köyler kuşatılmaya başlandı. Zeytinliklerinin ‘taşınmasının’, ormanların yok edilmesinin önünü açan torba yasadan güç alan Limak ve IC İçtaş ortaklığındaki YK Enerji’nin iş makineleri, kolluk kuvvetleri eşliğinde Akbelen’e sabah baskınıyla girdi.

Dün sabahın erken saatlerinde köye baskın yapan jandarma, köyün giriş çıkışlarını tuttu, bölgeyi kuşatma altına aldı. Bu ablukayla birlikte YK Enerji’ye ait iş makineleri ve kamyonlar köye sokuldu. Jandarma koruması altında zeytinliklerde söküm başlatıldı.

Ağaçlarına ve toprağına sahip çıkan köylülerden İkizköy Muhtarı Nejla Işık ile Halil Şallı, Seçil Şallı ve Serpil Şallı gözaltına alınarak Milas İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürüldü. İfadelerinin ardından serbest bırakılan köylüler, “Biz suçlu değiliz. Suçlu olan köyümüzde zeytinleri kesen şirkettir. Toprağımızı da zeytinimizi de bu aç gözlü şirketlere yedirmeyeceğiz” dedi.

KÖYÜMÜZÜ TESLİM ETMEYİZ

Gözaltına alınıp serbest bırakılan yurttaşlar BirGün'e konuştu. İkizköy Muhtarı Işık, şunları kaydetti: “Alana zar zor girdik, çok büyük bir alan. Sadece orada yüzlerce zeytin kesilecek. Her taraf askerlerle kuşatıldı, TOMA’lar bekliyor. Gittiğimizde meyvelerle zeytinlerin söküldüğünü gördük. Gözaltına alınıp alandan çıkarıldık. Zeytinsiz, topraksız, susuz bir yaşam olmaz. Bizim mücadelemiz onurlu bir yaşam mücadelesi. Mücadelemizden asla dönmeyeceğiz.”

Bölgedeki Karacahisar köyünden Halil Şallı ise, “Hangi ziraat mühendisini getirirlerse getirsinler. Bu mevsimde zeytinliklerin yatağından sökülmesi, kesilmesi yanlış” dedi. Bölgedeki su kaynaklarına dikkat çeken Şallı, “Ne zeytinlerimizin sökülmesini istiyoruz ne de su kaynaklarımızın heba olmasını istiyoruz. Biz buna karşıyız, sonuna kadar mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

Seçil Şallı ise, “Kıyımın olduğunu duyunca geldik. Bunun önünde zeytin olsa da ardında topraklarımız var, suyumuz var. Bütün Bodrum Yarımadası buradan besleniyor, suyu buradan alıyor. Bu su kaynakları kuruduğu zaman nereden içecekler suyu” diye konuştu.

∗∗∗

‘BİLİMSEL’ KATLİAM

Uzmanların uyarılarına ve daha önce yaşanmış bir çok kötü örneğe rağmen, havuz medyası zeytinlerin taşınarak yaşatıldığını iddia etti. DHA aracılığıyla kamuoyuna servis edilen haberde, YK Enerji maden sahasındaki zeytinlerin kesilmediği, “bilimsel yöntemlerle taşındığı” savunuldu. Haberde, Ankara Üniversitesi Teknokent’te yürütülen ar-ge projesiyle 9 zeytin ağacının taşındığı ve hepsinin tuttuğu belirtilerek, Milas’ta 151 zeytin ağacının da MAPEG onayıyla yeni yerlerine taşındığı ileri sürüldü. Projede görev alan Ziraat Mühendisi Muhittin Kayabaş, toprakları için direnen köylülerin gözaltına alındığı günde, “Zeytinin taşındığını bütün bilim insanları ve üreticiler bilir” açıklamasında bulundu.

Muhtarlar Danışma Kurulu Sözcüsü ve Karacaağaç Muhtarı Dursun Uysal da, “Zeytin ağaçları bizim için önemli ama santralden de vazgeçemeyiz. Hem santraller çalışsın, işçiler çalışsın, istihdam olsun hem de zeytinlerimiz yaşasın. Maden ve zeytin bir arada mümkün” diye konuştu.

∗∗∗

DAYANIŞMA DÖRT BİR YANDA

Akbelen’deki baskın ve gözaltılar ülkenin dört bir yanında tepkiyle karşılandı. İstanbul’da Toprağımızı Vermiyoruz İstanbul Kampanya Grubu çağrısıyla Kadıköy Eminönü İskelesi önünde bir araya gelen yaşam savunucuları, “Zeytinime dokunma, Akbelen için adalet” sloganıyla ses yükseltti. Yapılan açıklamada, “Torba yasanın Meclis’ten geçmesinden sonra şirketin önündeki tüm hukuki engellemeler ortadan kalktı. Torba yasada zeytinlerin taşınabileceğinin önünü açan maddelerle birlikte Akbelen’de işgal başladı” denildi.

İzmir’de de Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan yurttaşlar, “Akbelen yalnız değildir” diyerek İkizköylülerle dayanışmada bulundu. “Zeytinliklerini ve yaşam alanlarını korumak isteyen İkizköy halkına yönelik baskılar artmaktadır” denilen açıklamada, “Zeytin ağaçları, doğamız ve yaşam hakkımız için mücadeleyi sürdüreceğiz” ifadelerine yer verildi.

Eskişehir’de ise Köprübaşı’nda bir araya gelen yaşam savunucuları oturma eylemi gerçekleştirdi. Açıklamada, “Artık yeter! Çağrımızdır, yasa iptal edilsin. Zeytinlikler, ormanlar, su havzaları ve tarım ve yaşam alanları sermayeye feda edilemez” denildi.

∗∗∗

YASAYLA BİRLİKTE İŞGAL ARTIK HUKUKİ!

AKP iktidarı döneminde defalarca değiştirilerek içi boşaltılsa da çevresel etki değerlendirme (ÇED) yönetmeliği ve zeytinlere ilişkin 3573 Sayılı Kanun, maden tekelleri önündeki en büyük hukuki engellerdi. Son olarak temmuz ayında, avukatların Meclis’te yerlerde süründüğü, köylülerin Meclis’e alınmadığı bir süreçle birlikte maden tekellerin istediği torba yasa Meclis’ten geçti. Yaşam savunucularının, akademisyenlerin ve hukukçuların ‘işgal yasası’ olarak nitelendirdiği torba yasanın Meclis’ten geçmesiyle birlikte ülkenin dört bir tarafında talan ve yağma hız kazandı. Centerra Gold, Samsun Alaçam’a göz dikti. Kırşehir ise, yerli maden firmaları; Koç Holding’e bağlı Demir Export A.Ş. ile AKP Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’nun sahibi olduğu Fernas İnşaat A.Ş’nin ortaklığındaki Defaş Madencilik ve Sanayi Anonim Şirketi tarafından talan edilmek isteniyor. Başkar Madencilik ise Bolu Mengen’e göz koydu.

KANUN NELER GETİRDİ?

48 köyün krokilerinin dahi yer aldığı, Milas’ı direkt hedef alan işgal yasasının Meclis’ten geçmesinden sadece 2 ay sonra Akbelen’de de beklenen yaşandı. İkizköy’e adeta sabah operasyonu yapıldı. İşgal yasasıyla birlikte zeytinlerin sözde taşınmasının önünde engel kalmamasını fırsat bilen Limak Holding ve IC İştaş, kolluk kuvvetleri eşliğinde talan için köyü kuşattı. Meclis’ten geçen işgal yasasıyla birlikte maden ve enerji tekellerin önü şu şekilde açıldı:

• Sadece Muğla'da 48 köy ve mahalle boşaltılacak.

• ÇED süreci devre dışı.

• Kurumların görüş süresi kısaltıldı, yanıt verilmezse “olumlu” sayılıyor.

Zeytinlik alanlarda maden ve enerji projelerinin önü açıldı.

• Projeler için köylünün toprağı “acele” kamulaştırılıyor.

• MAPEG, diğer kamu kurumlarının yerine karar verecek yetkilere kavuştu..

• Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlık edeceği bir kurul, tek başına izin verebilecek.

• Halk iradesi ve bilimsel görüş yok sayılıyor.