birgün

10° AÇIK

EKONOMİ 29.09.2018 10:40

Şirketler yolunu buluyor küçük esnaf batıyor!

Büyük ayakkabı firmaları konkordato ilan ederken ayakkabı üretiminin kalbi Gedikpaşa’nın nabzını tuttuk. Konuştuğumuz imalatçılar ‘Devlet büyük firmaları koruyor, küçük esnafı ise batmaya mahkum ediyor’ diye tepki gösteriyor

Şirketler yolunu buluyor küçük esnaf batıyor!

Sultan Soysal

Türkiye’deki büyük ayakkabı firmaların peş peşe konkordato ilan etmesi ile gözler ayakkabı imalathanelerine çevrildi. Büyük ayakkabı şirketlerinin iflas etmesinden sonra küçük ayakkabı imalatçıların durumu ne? Onlar krizden ne kadar etkilendi? Böyle devam ederse ayakkabı imalatı Türkiye’de son bulur mu? Küçük esnaf bu krizi nasıl anlatabilir? Bu soruları sormak için gittiğimiz Gedikpaşa’da yıllarca ayakkabı imalatçılığı yapan küçük esnafla konuştuk. Kimi bu dev firmaların batmasını dolara ve plansız büyümeye bağlarken kimi de firmaların konkordato vererek kendini garantiye aldığını söyledi. Kimileri de devletin ekonomik politikalarını acilen düzeltmesi gerektiğini belirtti. Konuştuklarımızın ortak nokta ise krizin asıl küçük esnafı yok edeceğiydi.

Gedikpaşa’daki en eski esnaflarından olan Sabri Şener, bu sektörde uzun yıllardır çalışıyor. Ekonomik krizin onları nasıl etkilediğini şu sözlerle ifade ediyor: Sektör olarak hep geriye gidiyoruz. Sadece bizim sektör değil tekstilinden tut aklınıza ne geliyorsa hepsi kötü durumda. Bir de perakendecilerden artık vadeyle mal alamıyorsun ayakkabı imalatçıları da zorlanıyor. Hatta mal alamadıkları için çoğu şu an kapalı. Onun için bizde %30 düşürdük üretimi böyle devam ederse de kapatacağız. Dışa bağımlı olduğumuz sürece bu böyle gider.

Gedikpaşa’da 36 yıldır esnaflık yapan Fuat Kahraman geçen yıllarda bot yapımına şimdi başlanması gerektiğini ancak müşteri olmadığı için daha bot yapımına başlamadıklarını söylüyor: “Başladığımızda malzemelerin şu an fiyatları neyse alınacak. Biz de kendi fiyatımızı çıkaracağız. Ama önemli olan satabilecek miyiz? Biz geçen sene elli liraya veriyorsak imalat çıkışına şimdi en az seksen lira olacak onu da kaç kişi alacak Allah bilir. Eskiden vadeli alıp vadeli veriyorduk. Şimdi ise peşin olarak aldığımız ürünü peşin vereceğiz. Şu an imalathane açık ama tam çalışamıyoruz. Bu zamlardan dolayı kimse gelip gitmiyor, çoğu imalathane çalışmıyor. ”
Suriyeli göçmen Zeki Ali ülkesinde 1992’den yılından beri bu işi yaptığını belirtirken ülkesindeki içsavaştan dolayı Türkiye’ye geldiğini ve burada devam etmek zorunda olduğunu belirtiyor. İşler nasıl diye sorduğumuzda Ali şunları söylüyor: “Kart, çek alan yok. Bu işin bütün sıkıntılarını imalatçılar çekiyor. Bu kriz geçer diye bekliyoruz. İlk iş yerim ikitelli’deydi. Orası daha büyüktü. İş yerimiz krizden dolayı küçüldü.”

sirketler-yolunu-buluyor-kucuk-esnaf-batiyor-515112-1.

20 senedir bu sektörde çalıştığını söyleyen ayakkabı ustası Kasım Saray ise böyle giderse her yerin kapanacağını, Şu an herkesin bot yapması gerekirken doların yüksek olmasından dolayı şimdi herkesin beklediğinden bahsediyor.

1982’den beri ayakkabı tabanı üretimi yapan Ahmet Saray ise en dertli olan isimlerden Şunları söylüyor Ahmet Usta: “Cumhurbaşkanı diyor ben esnafa, tarımcıya kredi desteği veriyorum doğru veriyor. Örneğin bana diyor senin üç tana makinan var ben sana 7 makina alacak kadar kredi vereyim, sen üretimi yükselt diyor. Ancak Çin’de iş gücü ucuz, ham madde ucuz. Benim ülkede üretip 13 liraya sattığım ürününü Çin beş liradan getirip karşıma koyuyor. Bu şekilde yüz tane makinamızda olsa üretim yapma şansımız olmuyor. Çin malıyla yarışamıyoruz. Yarışmadığımız için esnaf krediyi de ödeyemiyor. Devlet gelip verdiği yedi makina ile beraber üç makinayı da alıp gidiyor. Sonra birde bankaya borçlanıyoruz. Çiftçiye de aynısı yapılıyor.”

Çocukluğundan beri bu işi yaptığını belirten İlker Özcanlı da ‘Böyle giderse karanlık bir gelecek bizi bekliyor. Bu politikalar yüzünden Arap ülkeleri ile aramız bozulde ve ticaret yapamıyoruz. Bir de kriz olunca, halimiz harap oluyor” diye durumu özetliyor. İktidara yönelik eleştirilerini dile getiren Saray şöyle devam ediyor: Böyle mantığa sahip bir devlet yöneticisi, akıl hastanesine gitse psikiyatrist bir devlet büyüğü olmasından çekinmese,‘bu adam insanlara zararlıdır bu kafayla’ deyip tımarhaneye kapar. Büyük firmaların konkordato vermesi tamamen uyanıklıktır.100 liraya bizden aldıkları ayakkabıları 300’den satıyorlardı. Bu firmaların işçisi yok. Ayakkabıda bir patlama çözülme olsun imalata geri iade ediyorlar. Bu şekilde iş yapan firmaların batması mümkün mü! Meclis var, 600 adam var orda ne yapıyorlar anlamdım. Eksikler var hatalar var bununla ilgili çözüm üretmeliler.”

Gedikpaşa’nın tanınan esnaflarından olan Adem Tanrıverdi ise ekonomik krizden etkilendiğini ifade ederken sorunun asıl kaynağının ekonomi politikaları olduğunu ifade ediyor: “Sorun fırsatçılık o, bu değil. Tek sorunumuz ekonomik politikalardır. Şuna dikkat etmek gerekiyor birkaç popüler ayakkabı firması battı ama piyasada sayısız esnafta battı. Bana göre Hotiç’ten daha önemli olan benim dükkânımın yakınında olan nalbur dükkânı. Kirası bin dolar artığı için kapatıp gitmek zorunda kaldı. Buz dağının görünmeyen kısmı bu. O dar gelirli nalbur geçinemiyor biz Beta‘ ya bakıyoruz, Hotiç’e bakıyoruz. Onları güvenceye alan bir sistem var zaten 2020 kadar”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız