Google Play Store
App Store
Şirketlere değil, kamuya ait servet
Fotoğraf: Depo Photos

Haber Merkezi

Dev Maden-Sen, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, madenlerin kamuya ait bir servet olduğu, kamu yararını esas alan ulusal bir madencilik politikasının oluşturulması gerektiği belirtti. Açıklamada, madenlerin ‘sermaye şirketlerinin değil, kamunun ve halkın’ malı olduğunu vurgulandı.

Türkiye’de madencilik alanında yapılan özelleştirmelerle madenlerin, sermayenin "talanına ve insafına" bırakıldığı kaydedilen açıklamada, maden şirketlerinin daha fazla kar elde etmek amacıyla bilimsel ve evrensel madencilik ilkelerini hiçe sayarak işçinin emeğinden çaldığı ve doğaya zarar verdiği belirtildi.

"Madencilik, kamu yararı gözetilerek oluşturulacak Ulusal Madencilik Politikaları tarafından belirlenmeli" Özelleştirme sonrası hayata geçirilen devir, kiralama ve taşeronlaştırma uygulamalarının madenciliğin yalnızca "talan ve kar" ile anılır hale gelmesine neden olduğu ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Her. Dünya borsalarında değerleri son yılların en karlı yatırım haline dönüşen maden şirketleri ile zenginliklerine zenginlik katanlara, maden işçisini açlık sınırı civarlarında bir ücretle yaşamaya mahkûm edenlere verilecek tek karşılık, haklarımız için durmadan usanmadan örgütlenmektir. Hak verilmez alınır şiarıyla hakkımız olanı ya alacağız ya alacağız."

Öte yandan ANKA’ya konuşan Somalı madenciler, işçi şu anda çok sıkıntılı zamanlardan geçiyor. İthal kömür işçi üzerinde büyük bir baskı uyguluyor. Devletten tek isteğimiz yerli kömürümüze sahip çıkması” dedi.

Bir başka işçi, çalışmanın ağırlığını şöyle anlattı: “Madenci demek diri diri mezara girmek demek. Kışın karanlıkta giriyoruz, karanlıkta çıkıyoruz. Hayatımız hep karanlık. İthal kömür bu coğrafyanın işçilerinin emeğinin çalınması demektir. Vergilerin düşük alınması yüzünden ürettiğimiz kömür değersizleşiyor.”