birgün

18° PARÇALI AZ BULUTLU

YEŞİL BİRGÜN 01.08.2020 10:53

Şirketlerin önü açılıyor: Hayvanların merası JES’çilerin elinde

Jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için mera, yaylak ve kışlakların tahsis amacı dışında kullanılabileceğine dair yönetmelik yürürlüğü girdi. Ülkenin JES kuşatması altında olduğunu belirten çevre örgütleri ve meslek odaları karara tepkili.

Şirketlerin önü açılıyor: Hayvanların merası JES’çilerin elinde

Aycan KARADAĞ

Mera Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Mera Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için mera, yaylak ve kışlaklar tahsis amacı dışında kullanılabilecek.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2001 yılında AKP iktidara gelmeden önce tüm Türkiye’deki mera alanı 14 milyon 616 bin 687 hektarken 2019 yılında bu rakam 11 milyon 696 bin 494 hektara geriledi. Jeotermal santralların (JES) kuşatması olan Ege Bölgesi’nde, 2001 yılından 2019 yılına kadar mera alanlarının oranı yüzde 66 düştü. En çok jeotermal santralın olduğu Aydın’da ise Tarım ve Orman Bakanlığı Aydın İl Müdürlüğünün verilerine göre; mera arazisi 2014 yılında 47 bin 78 hektar iken 2018 yılı için bu rakam 23 bin 872 hektara kadar düştü.

AMAÇ KOLAY İZİN ÇIKARTMAK

Hayvancılık faaliyetlerinin azaldığını bu kararla daha daralacağını belirten CHP Aydın Milletvekilli Süleyman Bülbül, “Oysa amaç meraların korunmasını ve uygun kullanımını sağlamaktır.. Mera alanlarında hayvancılık dışında faaliyetlerin yürütülmesi istisna niteliğindedir. Ancak yapılan değişiklikle istisnaya yeni bir istisna getirildi. Jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için merayı kullanmak isteyen şirketlerin, tahsis amacı değişikliği için belirtilen belgeleri teslim etmesi artık yeterli olacak. Bakanlık, zaten projeleri denetlemek bir yana, daha kolay nasıl izin verebiliriz diyerek yeni yollar arıyor. Bu sefer de sıra meralarda” diye konuştu.

JES’LERİN TALANINA AÇILIYOR

Bülbül yapılan değişikliğin önemine dikkat çekerek, “AKP iktidarı, halkın ortak kullanım alanlarını, doğal varlıklarını, şirketler eliyle yok ediyor” dedi. Bülbül, “Meralar, tarım ve hayvancılık için elzemdir. Mera alanları hem bitkilerin hem de hayvanların yaşam kaynağıdır, doğal yem alanıdır. Meraların korunması ve tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi gerekirken AKP, bu alanları JES firmalarının talanına açıyor” diye konuştu.

Son olarak Bülbül, şunları dile getirdi: “Aydın ili, toprak ve iklim açısından tarıma elverişli bir şehirdir ve tarımın hemen hemen her kolunda faaliyet gösterilebilmektedir. Ancak İlimizin tarım alanları, verimlilik, ormanları, meralar JES’lerle yok ediliyor. Şirketlere verilen bu kolaylıkların bir an önce son bulması, yaşam alanlarımızın iyileştirilmesi için harekete geçmek gerekiyor."

Aydın Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Mahmut Nedim Barış da, “JES’ler yüzünden bölgede tarım bitti. Hayvancılık bitti. Şimdi sıra meralara geldi. Zaten meralar da ellerindeydi. İyice tam oldu. Yönetmelikteki amaç jeotermallere yer açmak. Biz buna karşıyız” diye konuştu.

***

SADECE AYDIN’DA 38 JES VAR

Aydın Çevre ve Kültür Platformu Başkanı Mehmet Vergili, “Şu anda işletmede olan tüm Türkiye’deki JES’lerin yarısından fazlası Aydın’da bulunmakta. Şimdiye kadar JES’lerin verdiği olumsuzluklar için şirketler tarafından ne gerekli önlemler alındı ne de idare gerekli denetimleri yaptı. Aydın ilinde yaşayan yurttaşlarımız tarım alanlarını kaybetmekle kalmadı. Yurttaşlar, günlük yaşamda bile JES’lerin olumsuz etkilerini hava kirliliği ve kötü koku ile deneyimliyor. Aydın’da 10’u proje halinde olan 38 Jeotermal Enerji Santralı var. Burada jeotermallerden dolayı seralar olması mümkün değil. Jeotermal santralın çevresel etkisi seracılık üzerinden oluyor. Bunların bütün imtiyaz hakları ellerinde. Bu seracılık jeotermalcilere kâr getirmiyor ve seracılığa girmiyorlar. Bütün jeotermallerle ve seracılıkla ilgili her şey onlarda. Bundan dolayı yapıldığını düşünüyoruz” dedi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız