Google Play Store
App Store

Suriye'nin Halep kentinde El Kaide kökenli Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğünde kurulan geçici Suriye hükümetine bağlı güçler ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan çatışmalarla ilgili Şişhane'de gerçekleştirilen protestoya yönelik polis müdahalesinde 25 kişi gözaltına alındı.

Şişhane'deki Halep protestosuna polis müdahalesi: 25 kişi gözaltına alındı
Fotoğraf: ANKA

El Kaide kökenli Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğünde kurulan geçici Suriye hükümetine bağlı güçlerin Suriye'nin Halep kentindeki operasyonlarına yönelik İstanbul Şişhane'de gerçekleştirilen protestolarda 25 kişi gözaltına alındı.

Suriye'nin Halep kentinde, El Kaide kökenli Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğünde kurulan geçici Suriye hükümetine bağlı güçler ile SDG güçleri arasında yaşanan çatışmaların yankıları sürerken Şişhane Meydanı'nda Demokratik Kurumlar Platformu basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklamasının ardından kitlenin dağıldığı esnada polis polis müdahalesi gerçekleşti. DEM Parti İstanbul İl Başkanlığı yetkililerinin verdiği bilgiye göre burada 25 kişi gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre olay şöyle gerçekleşti: Polis, eylemin sona ermesinin ardından bariyerlerle çevrelenmiş olan alanın çıkışını kapattı. Topluca dağılıma izin verilmedi. Atılan sloganları gerekçe gösteren polis dışarıya çıkmış olan bir kişiyi gözaltına aldı. Bunun üzerine polis ile göstericiler arasında arbede yaşandı. Polis sert müdahalede bulunurken çok sayıda kişi gözaltına alındı. DEM Parti İstanbul İl Başkanlığı yetkilileri gözaltı sayısını 25 olarak açıkladı.

"KÜRT MAHALLELERİ KASITLI BİÇİMDE SAVAŞ ALANINA ÇEVRİLİYOR"

Eylemde Demokratik Kurumlar Platformu adına okunan ortak basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

"Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiyye mahallelerine yönelik aralıksız biçimde sürdürülen saldırılar açık ve tartışmasız bir insanlık suçudur. Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların ağır silahlarla yürüttüğü bu saldırılar, doğrudan sivilleri hedef almakta; aralarında çocukların da bulunduğu sivil kayıplara yol açmaktadır. Yerleşim alanlarının sistematik biçimde hedef alınması, sivillerin yaşam hakkının bilinçli olarak ihlal edildiğini ve Kürt mahallelerinin kasıtlı biçimde savaş alanına çevrildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

"SALDIRILAR, OLASI SİYASİ UZLAŞMA ZEMİNLERİNİ DE DİNAMİTLEMEKTEDİR"

Saldırıların tam da Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuyla entegrasyonunun ve siyasi çözüm arayışlarının tartışıldığı bir süreçte gerçekleşmesi son derece manidardır. Bu durum, yaşananların çözüm ihtimalini sabote etmeyi amaçlayan çözüm karşıtı odaklar tarafından bilinçli biçimde kışkırtıldığını göstermektedir. Kürtleri hedef alan bu saldırılar yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir.

Bu saldırıların aynı zamanda Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecini olumsuz etkileyeceği açıktır. Rojava’ya yönelik bu düşmanca tutum, SDG’nin entegrasyon ve çözüm yönündeki çabalarını zayıflatmayı, bölgesel barış ihtimalini sabote etmeyi amaçlamaktadır. Çözüm karşıtı güçler, savaşı derinleştirerek halklar arasındaki demokratik ve barışçıl gelecek ihtimalini boğmak istemektedir.

"SDG, ORTA DOĞU’DA BARIŞIN, DEMOKRASİNİN VE ÖZGÜRLÜKLERİN TEK TEMİNATIDIR"

Ayrıca altını özellikle çiziyoruz: Şeyh Maksud ve Eşrefiyye’ye yönelik bu saldırılar, daha önce Süveyda’da Dürzilere, Alevi yerleşimlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların devamı niteliğindedir. Bu saldırılar, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef alan, halkları birbirine düşmanlaştırmayı amaçlayan karanlık bir aklın ürünüdür. IŞİD çetelerine karşı tarihi bir direnişe sahiplik yapan Kürt halkı ve Suriye Demokratik Güçleri Orta Doğu’da barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin tek teminatıdır. Bütün dünyanın bildiği ve kabul ettiği bu hakikat, geleceğini HTŞ çetelerinde gören, çıkarlarını HTŞ üzerinden korumaya çalışan yerel ve bölgesel güçler tarafından boğulmaya çalışılmaktadır.

"TÜRKİYE’NİN HTŞ İLE KURDUĞU İLİŞKİNİN, BUGÜN YAŞANAN SALDIRILARDA ETKİLİ OLDUĞU AŞİKARDIR"

Türkiye’nin HTŞ ve lideri ile kurduğu ilişkinin, bugün yaşanan saldırılarda etkili olduğu aşikardır. Bu ilişki ve diyaloğun Suriye’ye ve Suriye halklarına hiçbir gelecek sağlamadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Halkların güvenini kazanmış Suriye Demokratik Güçlerinin tüm diyalog ve diplomasi girişimlerinin engellenmesi, bir tehdit olarak lanse edilmesi savaş ve tekçilikte ısrardan başka bir şey değildir. Zaten sorun; eskinin artık yürümediği, yenilenmenin, değişimin ve dönüşümün kaçınılmaz olduğudur. Yeninin adı da özgürlüktür, eşitliktir ve demokrasidir.

"SURİYE HALKLARININ HAKLARINI KORUMAKTA KARARLIYIZ"

Kürt halkı bu saldırılar karşısında yalnız, savunmasız ve dağınık değildir. Kobanê direnişinin ortaya koyduğu tarihsel irade ve onurla, Rojava’nın kazanımlarını, Suriye halklarının haklarını korumakta kararlıyız. Özerk Yönetim’in ve halkların ortak yaşam iradesinin yanındayız. Kürt halkı, bu tür saldırılara karşı örgütlü, ulusal ve demokratik birlik ruhuyla, meşru direniş hakkını temel alarak duracaktır. Hiçbir güç, halkımızı teslim almayı başaramamıştır, başaramayacaktır.

"SİVİLLERİN KORUNMASI İÇİN DERHAL SORUMLULUK ALINMALI"

Uluslararası güçleri, Birleşmiş Milletler’i ve ilgili tüm aktörleri artık izleyici konumundan çıkmaya çağırıyoruz. Sivillerin korunması için derhal sorumluluk alınmalı, saldırılar acilen durdurulmalı ve saldırgan güçler açık biçimde teşhir edilmelidir. Sessizlik, bu suça ortak olmaktır.

Buradan dünya kamuoyuna, Kürt halkının dostlarına ve demokrasi güçlerine açık çağrımızdır: Kürt halkını yalnız bırakmayın. Şeyh Maksud ve Eşrefiyye'de direnen halkla dayanışmayı büyütün. Bugün Halep’te yaşananlar durdurulmazsa, yarın çok daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların önü açılacaktır."