birgün

17° AÇIK

ARŞİV 05.06.2008 11:33

“Siyah güzeldir”…

Başlıktaki söz ilk kez John Sweat Rock’ın ağzından 1858’de yaptığı bir konuşmada duyuldu. John Rock tıp diplomasına sahip ilk siyah Amerikalıydı. Hekimlik yanında, öğretmenlik, dişçilik ve...

Başlıktaki söz ilk kez John Sweat Rock’ın ağzından 1858’de yaptığı bir konuşmada duyuldu. John Rock tıp diplomasına sahip ilk siyah Amerikalıydı. Hekimlik yanında, öğretmenlik, dişçilik ve avukatlık da yaptı ve baroya kabule edilen ilk siyah oldu. Onun ağzından çıkan iki sözcüklük bu cümle 1960’ların başında ABD’de başlayan bir “kültürel hareket”e, o hareketin temel sloganına dönüştü.

Siyahlara ait her şeyi “çirkin” gösteren yaygın Batı kültürlerine karşı bir isyandı o slogan. Başka Güney Afrika olmak üzere siyahların olduğu her yere yayıldı. Siyah derinin de, siyahların kendine özgü saçlarının ve bilumum diğer özelliklerinin de utanılacak şeyler olmadığını, “güzel” olduğunu, kendileriyle gurur duyabileceklerini öğretti Afrika kökenlilere.

Şimdi, uzun bir önseçim maratonundan sonra, nihayet ve ilk kez, bir siyah ABD’nin büyük partilerinden birinin başkan adayı oldu. Amerikalılar, John Rock’tan tam 150 yıl sonra, siyahın siyaseten de “güzel” olabileceğine hükmedip Barack Obama’yı başkanlığa götürebilecek yolu açtılar.

“Siyah”ın siyaseten ne kadar güzel olduğunu, olup olmadığını, ise ancak Obama’nın kendisi gösterebilir. Amerikan siyasetinde başka siyahlar da oldu; çok üst düzeylerde kadın ve erkek siyahlar. “Siyah”ı çirkinleştiren işler yaptılar.

“Siyah güzeldir”in ırkçı bir slogan olup olmadığı, “beyaz güzeldir”den ne farkı olduğu da tartışılır. “Siyah güzeldir”; aşağılanan, onurları ayaklar altına alınan, ruhları bile köleleştirilmiş insanlara özgüven aşılarken güzeldir. Tersine işler yapmaya başlayınca çirkinleşir tabii. Şunu da kanıtlayarak: Bir şeyi güzelleştiren de çirkinleştiren de ancak o şeyin kendisi olabilir, dışındaki ya da karşısındakiler değil.

Altın ülkesi Güney Afrika’da yıllarca ırk ayrımcılığının kurbanı olmuş, aşağılanmış siyahlar, onca itilip kakılmaya ve “çirkinleştirme” çabalarına karşın çirkinleşmediler hiç. Bugün, orada bakanlık koltuklarında oturanlar 60’lı yıllarda Zimbabve’de, Mozambik’te, Zambia’da “siyasi mülteci” oldular. “Apartheid” rejimine karşı, Afrika halklarından ve hükümetlerinden büyük destek gördüler. O dayanışma içinde güzeldi siyah. Şimdi, Güney Afrikalı siyahlar ülkelerindeki krizden kaçıp kendilerine sığınan Zimbabvelileri vahşice katlederken siyahı da çirkinleştirdiler.

Dünyanın dört bir yanına dağılmış siyah futbol emekçilerinin sahalarda karşılaştığı  aşağılamalar çirkinleştirmedi siyahı. Fenerbahçe’nin başına getirilebileceği söylenen Luis Aragones’in oyuncusu Jose Antonio Reyes’i motive ederken, Thierry Henry’i kastederek, “Sen o ‘negro de mierda’dan (siyah bok) çok daha iyisin” deyişi kirletmedi siyahı, ama bir Arap futbol emekçisinin bir “Yahudi” futbol emekçisine yaradana sığınıp dalması kirletti. 

Beyaz kirlendiyse Amerikan önseçiminde, Hilary Clinton kirletti. “…eğer başkan olursam İran’a saldıracağız… Nükleer programlarında hangi aşamada olurlarsa olsunlar, önümüzdeki 10 yıl içinde İsrail’e saldırmaya kalktıkları takdirde onları ortadan tamamen kaldıracağız” derken, Obama’nın öldürülebileceğini ima ederken ve şimdi çekilmek için 30 milyon dolarlık kampanya borçlarının ödenmesi pazarlığını yaparken kirletti.

Irak savaşını onaylamadı ve güzelleşti Obama. Ama, “Cumhuriyetçilerin ABD ordusunun gücünü ve mali desteğini arttırmasını öngören tasarısına, Amerikalıların özgürlüklerini ihlal eden antidemokratik Vatanseverlik Kanunu’na ve Meksika ile ABD arasındaki sınırda inşa edilmesi öngörülen 700 millik çit planına ‘evet’ dedi.” İsrail’e sempatik görünmek için her şeyi yaptı. Bunu bir “siyasi korkaklık” işareti sayan kimi ABD’li aydınlar, “yenilikçi ve aydınlık kanaatlerinin arkasında durabilecek cesarete sahip olmadığı”nı yazdılar.

Yine de, dilerim “kara oğlan” Başkan da olur ABD’ye. Obama’yı o koltukta görmek isterim; “siyah güzeldir”e ne katıp, ondan neler götüreceğini de görebilmek için! Dediğim gibi; güzelleşmek de çirkinleşmek de ancak kendi elimizde!

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol