Siz çiçekleri sevmiyorsunuz diye bahar gelmeyecek mi sandınız?
Birgün Birgün Birgün Birgün
Bu kez bir değişim olacak mı? Erdoğan iktidarı yerellerde geriletilecek ve iktidar alanı yerelde daraltılacak mı?  1 Nisan’dan sonrası için bir umut doğacak mı? Bu soruların yanıtını bulacağımız ve içinde bir çok mesajı ve gelecek için halka daha fazla özgüven ile sorumluluk üstlenmesine davet barındıran 31 Mart yerel seçimi daha çok tartışılacağa benziyor. Sandığın dili […]

Bu kez bir değişim olacak mı? Erdoğan iktidarı yerellerde geriletilecek ve iktidar alanı yerelde daraltılacak mı?  1 Nisan’dan sonrası için bir umut doğacak mı? Bu soruların yanıtını bulacağımız ve içinde bir çok mesajı ve gelecek için halka daha fazla özgüven ile sorumluluk üstlenmesine davet barındıran 31 Mart yerel seçimi daha çok tartışılacağa benziyor.

Sandığın dili yalan söylemez; Erdoğan’ın, Türkiye nüfusunun en yoğun yaşadığı büyük şehirlerde, iktidar alanı daraltılmış ve geriletilmiştir.

Kazanan ise, korku, tehdit ve nefret siyaseti karşısında umudun siyaseti olmuştur.

Çünkü toplumsal muhalefet ve halk, seçim kampanyasını adeta savaş kampanyasına dönüştüren, devletin tüm olanaklarının kendilerine seferber eden, korkuyu egemen kılmaya çalışarak, ekonomik, sosyal ve toplumsal krizlerin üstünü örtmeye çalışan AKP-MHP blokuna karşı yerel yönetimlerde önemli oranda başarı sağlamıştır.

Halk, tüm kamu, yandaş ve ana akım  medya kurum ve araçlarının gücünü tek taraflı kullanmasına rağmen, Erdoğan iktidarının yerelde alanını daraltmıştır.

AKP-MHP bloku Adana, Mersin, Ankara, Antalya ve İstanbul gibi bir çok büyükşehir belediyesini kaybetmiştir. AKP elindeki büyükşehir belediyelerini kaybetmiştir. 48 belediyeden 39’a düşmüştür.

AKP-MHP blokunun beka projesi ve din siyaseti istismarı halkta karşılık bulmamıştır.

Halk dinciliği ya da kurgu beka projesini değil, bu seçimlerde yoksulluğunu, işsizliğini, gelir dağılımındaki adaletsizliği dert edinmiştir. Bu dertlerinin farkına vardıkça, dinsel kimlik ve beka siyasetine dayalı istismara mesafe koymaya başlamıştır. Yani AKP ve MHP blokunun Türk İslam sentezi ittifakına hayır demiştir.

Başkent  çeyrek asırdan sonra CHP’ye geçmiştir. Kürtler kayyum politikasına hayır demiştir. Hatta Kars’ta MHP yerine HDP’yi tercih etmiştir. Karadeniz’de uyanış başlamıştır. Hopa, Artvin’deki uyanışlar adım adım Karadenize yayılıyor. Rize’nin Fındıklı ilçesinde AKP kaybetti. CHP’nin adayı Ercüment Şahin Çervatoğlu %60,01 ile kazandı.

AKP’nin kalesi bilinen Giresun- Eynesil halkı, Rabia Naz’ın ölümünün üstünü örten AKP’ye dur dedi. Adalet ve vicdan için oyunu Rabia Naz için ve onun davasındaki adalet arayışı için kullandı.

Nefret ve ayrımcılık siyaseti ile toplumsal kutuplaştırmayı hedefleyen AKP-MHP blokunu her yerde zayıflatmak isteyen halk bunu başarmıştır.

Erdoğan’nın balkon konuşması esasen başarısızlığın ve kaybetmenin üstünü örtmeye ve tabanında yaşanan moral bozukluğuna yönelik teselli ve telkindi.

1 Nisan’dan itibaren iktidar bloku, ülkeyi sürükledikleri ekonomik kriz karşısında, faturayı halka ödetme ve güvenlikçi politikaları daha da artırıcı bir yolu benimseyecek gibi gürünüyor.

Bugüne kadar iktidar blokunun kutsal ideolojik rengini oluşturan İslamcılık, gerek Kürt sorunu karşısındaki güçlendirilicek güvenlikçi politik eksen, gerekse ekonomik krizin üstünü örtmek için, daha çok milliyetçi yükselişe evrilecek gibi. Dincilik ekseninde sürdüğü siyasal retoriği, önümüzdeki dönem ekonomik ve toplumsal krizlere karşı daha çok milliyetçilik eksenine kayabilir.

AKP yerellerde kaybetmesine rağmen, devlet iktidarını elinde tutmanın tesellisiyle, bu “kaybı” bir nebze kapatmaya çalışacak.

Ama bu süreç AKP ve MHP içindeki iç sorgulamaları, kopuşları, saflaşmaları ve tasviyeleri beraberinde getirecek gibi görünüyor.

İktidar bloku gerek giderek büyüyecek ekonomik krizi, gerekse krizin halk üzerindeki  daha çok yoksuluk, daha çok işsizlik gibi etkilerini yönetecek güce ve birikime sahip görünmüyor. Yarattıkları krizin bedelini ödemek yerine, halka ödetmeye çalışanlara, sanırım halk ilk faturayı yerel yönetimlerde kesmiştir.

Özetle yerel seçimlerin sonuçları ile içinde bulunduğumuz ekonomik, sosyal ve siyasal krizler yeni erken bir seçime gebe olabilir.  Halk krizin ikinci taksit faturasını genel seçimlerde kesecek gibi görünüyor.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız