birgün

5° AÇIK

EKONOMİ 31.12.2019 06:00

Sol bir dalga için 20 öneri

Sol bir dalga için 20 öneri

Sol Parti’nin kurulması hem kendi içerisinde, hem de tüm sol-sosyalist zeminlerde ideolojik, teorik, stratejik bir yenilenme için fırsat olabilir; canlı tartışmaların önünü açabilir. Aşağıdaki çerçeve metin bu umut ve beklentiyle kaleme alındı.

“Yılbaşı günü böyle takır tukur bir yazı okunur mu?” sitemini dile getirecekler aslında haklı. Ancak daha eşit, daha adil, daha özgür bir Türkiye’nin kendiliğinden gelmeyeceği, bu amaca öncelik verenlerin ilk günden tezi yok bu konuya kafa yormaya başlamalarında sakınca bulunmadığı da ortada. Bu duygularla tüm okurlarımıza mutlu, keyifli bir yeni yıl diliyorum.

  1. 21.yüzyılın gerekleri ve gerçekleri doğrultusunda aşağıdan yukarıya yükselen bir sosyalizm mücadelesini öne çıkarmalı; sosyalizm kavramını geniş kitleler nezdinde normal, kabul edilebilir, sıcak bir tınıya büründürmeli; sosyalizme ilişkin ideolojik ve teorik tartışmaların, fikri üretimin odağı haline gelmeli; buna karşın genel anlamda sol, sosyal demokrat, cumhuriyetçi kesimleri kucaklayan bir genişliğe sahip olmalı...
  2. Demokratik cumhuriyet felsefesi çerçevesinde örgütlenme, eleştiri ve gösteri özgürlüğü vazgeçilmez haklar ve toplum için bir zenginlik kabul edilmeli; her bireyin düşüncesini hiçbir korku ve kaygıya kapılmadan dile getirebildiği, yargılanmadığı damgalanmadığı özgür bir tartışma ortamı oluşturulmalı…
  3. Bilim ve Aydınlanma değerlerine sahip çıkmalı; tüm gerici örgütlenme ve propagandanın, batıl inanç, hurafe, aşı karşıtlığı gibi şarlatanlıkların karşısında durmalı; devletin tüm inançlı ve inançsızlara eşit mesafede bulunduğu bir toplumsal yapı doğrultusunda laikliği kazanma mücadelesi vermeli…
  4. Kürt yurttaşlarımızla eşit yurttaşlık ve gönüllülük temelinde bir arada yaşama kararlılığı ve temennisi yinelenmeli; Kürt halkının kimlik ve tanınma taleplerinin meşruluğu temelinde tüm yurttaşların eşit ve özgür bir arada yaşayabileceği bir Türkiye için mücadele sürdürülmeli; Kürt siyasi hareketini sol ve sosyalistler için mutlak hegemonya merkezi kabul eden, tüm siyasi iradesini buraya devreden anlayışa da teslim olunmamalı…
  5. Aleviler dahil, her türlü sömürü, ezilme, ayrımcılık, dışlanmaya tepki olarak yükselen kimlik ve tanınma taleplerinin özgürlük ve toplumsal eşitlik yolunda ülkenin önünü açacağı inancıyla yanında yer alınmalı…
  6. İnandırıcılığını zaten giderek yitiren NATO’dan bir an önce çıkılmasını, ülkedeki yabancı üslerin kapatılmasını talep etmeli, emperyalist saldırganlığın bütün coğrafyalardaki cürümlerine karşı çıkmalı; militarizm karşıtı, bağımsızlıkçı bir hattı Denizlerin, Mahirlerin fedakarlığı ve kararlılığı ışığında örmeye çalışmalı…
  7. Enternasyonalist bir anlayışla dış politikayı bir “ulusal çıkar” malzemesi olmaktan çıkarmalı; ezilenlerin her yerdeki yerel, ulusal, küresel ölçekteki mücadele ve direnişleriyle dayanışma içerisinde bulunmalı; tüm yerküredeki insanların eşit ve eşdeğerliğinden hareketle, ekonomik ve kültürel alışverişin yoğunlaşmasını bir zenginlik saymalı…
  8. Halkın mahallelerde, işyerlerinde, okullarda, hayatın aktığı her mecrada “meclisler” şeklinde örgütlenmesini teşvik etmeli; yatay, katılımcı, doğrudan demokrasinin geçerli olduğu esnek örgütsel yapıların önünü açmalı; sade yurttaşın başta geçim derdi, gündelik sorunlarının çözümünde hemen yanı başında bulunmalı…
  9. Her fırsatta ekonominin toplumsal ihtiyaçların karşılanması için var olduğunun altını çizmeli; piyasa toplumunun insanı atomize eden, yalnızlaştıran mantığını teşhir etmeli; yoksulların borç sorununa öncelikle el atmalı, bir borçlular hareketinin inşası için ön ayak olmalı; piyasacı zihniyete karşı kamuculuğu savunmalı; üretimin “ulusal, yerel, kooperatifler” gibi “kolektif mülkiyet biçimleri” çerçevesinde örgütlenmesinin yolunu açmalı…
  10. Emek kesiminin kazanımlarının yitirilmesi, kamunun ekonomideki düzenleyici rolünün ortadan kalkması anlamına gelen özelleştirme uygulamalarına son verecek, özelleştirilen tüm kuruluşları yeniden kamu mülkiyetine kazandıracak bir stratejiyi benimsemeli; kamu işletmelerini bürokratik yapılar olmaktan çıkaracak, söz konusu kuruluşlarda çalışan emekçileri yönetim ve denetimde söz sahibi kılacak bir açılımın yanı sıra, tüketicileri, yöre halkını, işletme-doğa ilişkilerini gözeten ekolojistleri de karar süreçlerine katan bir yapı kurgulamalı…
  11. İşsizliğin hem ekonomik hem de psikolojik anlamda insanlarımızın en yakıcı sorununu oluşturmasından hareketle; tam istihdam amacı doğrultusunda ücretler düşürülmeden zaman içinde haftada 32 saat çalışma süresine geçilmesi hedeflenmeli, genç ve kadın işsizliğine özel bir dikkatle eğilinmeli, bir işsizler hareketinin örgütlenmesi çabasına girişilmeli…
  12. Kıdem tazminatının fona devredilmesi, işsizlik sigortasındaki emekçi paralarına el konulması, güvencesiz istihdam biçimlerinin yaygınlaştırılması gibi emek karşıtı uygulamaları mahkum etmeli; birleşik bir emek hareketini hayata geçirecek adımları hayata geçirmeli…
  13. İnsan doğa uyumunu temel alan bir ekolojik sosyalizm anlayışıyla yenilenebilir enerjiye ağırlık verilmeli; kapitalizmin pompaladığı aşırı tüketime, israfa, mutlak araç sahipliğine dayanan zihniyetle hesaplaşılmalı; insanların yaşam standartlarını yükseltmek hedefiyle ekolojik dengeleri gözetme sorumluluğunu bağdaştıran bir sentez benimsenerek, gelecek kuşaklara sorumluluğumuz ihmal edilmemeli…
  14. Toplumsal cinsiyet çelişkilerinin sınıf çelişkilerine indirgenemeyeceği farkındalığıyla, “farklılıkların eşitliği” ilkesi temelinde kadınların sosyal haklarının genişletilmesinin, politika dahil kamusal alanda kadınların daha etkin kılınmasının izi sürülmeli; pozitif ayrımcılığı savunmaya, toplumsal cinsiyet ayrımcılığına tavır almaya devam edilmeli…
  15. Yüksek öğretim dahil hiç kimsenin harç-ücret ödemeden, eşit, parasız, kaliteli, dilediği takdirde “ana dilinde” eğitim olanaklarından yararlandığı bir ulusal eğitim sistemi tahayyül edilmeli; arzuların şekillenmesindeki, kimliklerin oluşmasındaki, gelecek hedeflerinin belirlenmesindeki yaşamsal rolü göz önüne alınarak eğitim ömür boyu bir süreç olarak tasarlanmalı…
  16. En temel bir yurttaşlık hakkı olan sağlık hakkının her yurttaşa parasız ve nitelikli ulaştırılmasını, sağlığın piyasa ilişkilerinden bağımsız örgütlenmesini, sağlık için gerekli kaynakların bütçeden tavizsizce sağlanmasını öncelikleri arasına almalı…
  17. Teknolojik atılımların tüm insanlık birikiminin ortak bir meyvesi olmasından yola çıkarak, gelişen teknolojilerin insan ihtiyaçlarının karşılanması ve üretici güçlerin gelişmesi için seferber olması sağlanmalı; başta internet gelmek üzere erişim hizmetlerinin yurttaşlara parasız ulaşmasının önü açılmalı…
  18. Tüm insani etkinliklerin metalaştırıldığı, kültürel ve sanatsal yaratıcılığın öncelikle ticari boyutlarıyla değerlendirildiği, şirketlerin ve sponsorluk ağlarının egemenliğine girdiği bir dünyada özgür sanat ve kültür üretiminin desteklenmesi ve kamusal bir hizmet niteliğiyle yurttaşlara sunulması için çalışmalı…
  19. Toplumun dengelerinin emekçiler ve ezilenlerden yana değişmesinin anahtarının politik ve sınıfsal mücadelelerden geçtiğinden yola çıkarak; ekonomik eşitlik, sosyal adalet ve kimlik talepleri gibi farklı direniş zeminlerinin ortaklaştırılması, bütünlüklü bir eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yükseltilmesi için seferber olunmalı…
  20. İkiz kötülükler neoliberalizm ve İslami faşizmin insanları ezmesi, yalnızlaştırması, değersizleştirmesi, geleceğe ilişkin umutlarını çalması, hatta intihara sürüklemesi karşısında “umut” örgütlenmeli; umut olmadan muhalefetin, direnişin, mücadelenin ritm kazanamayacağı hatırlanmalı; halkın umudunu tazeleyecek, vicdanı olacak, enerjisini harekete geçirecek siyasi öznenin yaratılması için çaba harcanmalı…

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız