Sol feminizmle barışık mı?

07.05.2005 00:33 ARŞİV
Feminizm popüler kültürün de etkisiyle çoklukla alay edilen, burun kıvrılan bir kavram. Üstelik feminizmi küçümseme, gayrimeşrulaştırma çabalarında solun, sağın ve popüler medyanın şaşılacak derecede ortaklaştığını gözlemlemek dahi mümkün.
Ayşe SARGIN

Feminizm popüler kültürün de etkisiyle çoklukla alay edilen, burun kıvrılan bir kavram. Üstelik feminizmi küçümseme, gayrimeşrulaştırma çabalarında solun, sağın ve popüler medyanın şaşılacak derecede ortaklaştığını gözlemlemek dahi mümkün. Cinsler arası eşitsizliğe ve kadınların ailede, sokakta ve medyada yaşadıkları sömürü, aşağılanma ve denetime karşı çıkan feminizme, sağın ve popüler medyanın çok da sempatik yaklaşmaması anlaşılır bir durum. Burada asıl kafa karıştıran solun feminizmle bir türlü barışmamış olması...

Şu gerçek su götürmez ki, feminizmin her kolu kadınların ikincilleştirilmesini, ezilmesini genel bir kapitalizm analizi çerçevesinde sorguluyor değil. Öte yandan pratik kadınlık deneyimimiz bize burjuva bir kadınla emekçi bir kadının ulusal gelirden aldıkları pay farklı olsa da, gecenin bir vakti - sokakta olma sebepleri ne olursa olsun (bardan ya da fabrikadan eve dönüş) - tecavüze uğrama; sonra karakola gidince hafif kadın muamelesi görme; bakire olup olmadıklarına dair detaylı raporların ve resimlerinin gazetelerde çarşaf çarşaf yer alma olasılıklarında hiçbir fark olmadığını da gösteriyor. Tüm bunlara karşılık, birçok feminist zaten kendi içinde, kadınlar arasındaki sınıf farklılıklarının, kadınların bir cins olarak yaşadıkları ortak ezilmişlik, baskı ve sömürüyü nasıl etkilediğini tartışıyor. Belki de çözüm, feminist mücadeleyi küçümseyen solun da, kapitalizm ve emperyalizm gibi "baba sorunlar" ile mücadele ederken nasıl olup da örgüt içinde cinsel taciz veya aile içi şiddetle karşılaştığında başını öteki yana çevirdiğini, pornografi tüketimini ve medyanın kadını cinsel seyirlik nesne haline sokuşunu neden kamusal alanda sorunsallaştırmadığını artık tartışmaya başlamasından geçiyor� İşte tam da bu tartışmalar yapılmadığı için bu 1 Mayıs'ta Ankaralı feministler ilk defa ayrı bir grup olarak miting alanındaydı. Kendini antikapitalist olarak nitelendiren 30'a yakın feminist kadın, haftalar öncesinden bir araya geldik, bizim gibi diğer kadınlara çağrılar yaptık, sloganlar bulduk, dövizlerimizi hazırladık ve mor bayraklarımız ile mitingin başından sonuna dek feministlerin hem kapitalizme hem erkek egemenliğe; hem faşizme hem cinsiyet/cinsel yönelim ayrımcılığına; hem emperyalizme, hem pornografiye karşı olduğunu haykırdık.

ERKEKLER ALANDA EŞLERİ ALANDA

Mitingin başında sayımız 30 iken bir ara 60'a çıktı. Sendikaların ve partilerin kortejlerinden kadınlar yanımıza gelip kendi kortejlerine göstermek için dövizlerimizi ödünç istediler. "Erkekler alanda, eşleri nerede" diye slogan attığımızda, muhtemelen o anda eşinin evde çocuklarla ilgilendiğini hatırlayan kimi sendikacı kardeşlerimizin başlarını öte yana çevirirken, kiminin de pişkin pişkin gülerek "evde yemek yapıyorlar" diye karşılık verdiklerini duymazdan geldik� "Kızıl da bizim, mor da" diye bağırırken bir sendikanın kortejindeki çocukların muhtemelen büyüklerinden duydukları ve bize duyurmak istercesine bilgiç bilgiç söyledikleri "bunlar kocalarından dayak yemişler, ondan morarmışlar" deyişlerini hiç umursamadık�

"Pornografi eğlence değil, şiddettir" yazılı dövizimizi farkeden işçi yoldaşlarımızın verdikleri ilk tepkinin istisnasız önce afallamak, sonra yanındaki arkadaşına dövizi göstermek, ardından da kıs kıs gülmek olduğunu gördük... "Sokaktaki tecavüz de ya evdeki ne? Sevişmek istemiyorsan ona hayır de" diye bağırırken hiç utanmadık, sıkılmadık. Daha sonra bir erkek arkadaşın heyecanla bize gelip "yaa siz napmışsınız, 'kimle sevişmek istiyorsak onla sevişiriz' diye slogan mı attınız 1 Mayıs'ta" diye sormasını ise kahkahalarla karşıladık� Çünkü biz kapitalizmin erkek egemen sistemden, faşizmin pornografiden, savaşın aile içi şiddetten, emperyalizmin kadın ticaretinden ayrı düşünülemeyeceğini ve tüm bunlarla mücadelenin birbiriyle ilintili ve aynı değerde olduğunu biliyorduk ve bunları söylemek için alandaydık. İyi ki oradaydık, iyi ki bunları söyledik�