birgün

19° PARÇALI AZ BULUTLU

SİYASET 10.08.2020 16:41

SOL Parti 1. Olağan Konferans Sonuç Bildirisi yayınladı: Devrimci demokratik cumhuriyet için birleşelim

1. Olağan Konferansı’nı gerçekleştiren SOL Parti, 12 maddelik yol haritasını açıkladı. 12 maddelik yol haritasında 'Emperyalizmle yapılmış bütün açık ve gizli antlaşmalar iptal edilmesi', 'İstanbul Sözleşmesi'nin hiçbir bahaneye yer bırakmayacak şekilde uygulanması', 'Sağlık hizmeti herkese eşit ve parasız sunulması', 'Eğitim sistemi bilimsel ve laik bir temelde yeniden yapılandırılması' vurgulandı.

SOL Parti 1. Olağan Konferans Sonuç Bildirisi yayınladı: Devrimci demokratik cumhuriyet için birleşelim

SOL Parti, 8 Ağustos'ta Ankara'da gerçekleştirilen 1. Olağan Konferansı’nın sonuç bildirgesini yayımladı. Pandemi koşulları nedeniyle delegelerin beşte birinin katılımı ile gerçekleşen konferansta partinin yeni yol haritası belirlendi.

Yayımlanan Konferans Sonuç Bildirisi’nde, "Türkiye, etkisini bütün toplum kesimlerinin hissettiği son derece derin bir ekonomik, sosyal ve siyasal kriz içindedir” denilerek “Ülkenin kronikleşmiş sorunlarına eklenen güncel sorunlar krizin çok boyutlu olduğunu göstermektedir. AKP ve MHP’den oluşan iktidar bloku, bırakın bu krizi çözmeyi, bizatihi izlediği politikalar nedeniyle krizin yaratıcısı durumundadır. Ülkemiz bu İslamcı ve faşist iktidar bloku eliyle büyük bir çöküşe doğru sürüklenmektedir” ifadelerine yer verildi.

Partinin 12 maddelik yol haritasında dış politikadan iklim krizine, eğitim sisteminden sağlık hizmetlerine, gıdadan ekonomik krize ve laiklikten kadın haklarına kadar birçok konuya değinildi.

Ekonominin derin bir darboğaz içinde olduğu vurgulanan SOL Parti açıklamasında, "İşsizlik, yoksulluk ve zamlar emekçi halk kitleleri için hayatı yaşanmaz kılıyor. Bir avuç sermaye sahibi servetlerine servet katarken, yoksulluk ve gelir adaletsizliği her geçen gün artıyor. Devlet kasası yağmalanarak tam takır bırakılmış, bütün kamu varlıkları satıla satıla tüketilmiş durumda. Uluslararası düzlemde kimsenin güvenmediği bir ülke konumu, krizin bu iktidar eliyle çözülmesinin mümkün olmadığına işaret ediyor." denildi.

Sorunun 'devrimci bir çıkış yoluna dönük toplumsal bir muhalefetin örgütlenmesinde düğümlenmekte' olduğu kaydedilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Evet, mevcut baskı rejimine karşı toplumun çeşitli kesimlerinden oluşan muhalif bir cephenin ortaya çıkması ve giderek güçlenmesi önemlidir. Ama en az bunun kadar önemli olan, bu muhalefetin nasıl bir siyasal program etrafında hareket edeceğidir. AKP-MHP bloğu çözüldükçe; dünya görüşü olarak onlardan pek de farklı olmayan partiler ortaya çıkıp muhalefete geçiyorlar. Ancak aynı dünya görüşünü paylaşmaları nedeniyle de, her kritik adımda mevcut iktidarın meşrulaşmasına zemin hazırlıyor."

"SOLUN KENDİ ÇIKIŞ POLİTİKALARINI ORTAYA KOYMASINA İHTİYAÇ VAR"

Sosyalist solun kendi siyasal geçiş politikalarını dillendirmesi ve bunları toplumsal bir güç haline getirmesinin son derece önemli olduğu vurgulanan açıklamada, "Toplumda mayalanan talepler sağ ve merkez partiler tarafından karşılanamaz. Sermaye sınıflarının politikalarını allayıp pullayıp halka dayatan, aydınlanma ve laiklik karşıtı dönüşümleri sineye çeken, milliyetçiliği bayrak edinmiş partiler, mevcut iktidarın Türkiye’ye getirdiği bozulmayı, yozlaşmayı gideremez. Tam da bu nedenle solun, sosyalistlerin kendi çıkış politikalarını ortaya koymasına ihtiyaç var" ifadeleri kullanıldı.

"Türkiye’nin ilerici, devrimci geleneği bu ablukanın dağıtılması için yeterli birikime sahiptir. Yapılması gereken, toplumsal taleplerle bu birikimi birleştirecek; aynı zamanda halkın güncel taleplerine sahip çıkacak bir eylem ve örgütlenme anlayışını hayata geçirmektir" denilen açıklama, şöyle devam etti: "Emperyalizme karşı bir Kurtuluş savaşıyla kurulan bu Cumhuriyetin bütün kazanımlarını sahiplenen, ama onu da aşan devrimci demokratik bir Cumhuriyet için mücadele etmeliyiz. Sömürücü sınıfların, siyasal İslamcıların, Amerikancılıklarını milliyetçilikle gizlemeye çalışanların, faşist darbecilerin lekelediği ve giderek ortadan kaldırdıkları Cumhuriyet; şimdi tüm ezilen kesimlerin, emekçilerin laik, bağımsız, demokratik cumhuriyeti olarak yeniden kurulmak zorundadır."

12 MADDELİK YOL HARİTASI

"SOL Parti, Türkiye’nin yeniden kurulması için mücadele etme kararlılığıyla, İslamcı milliyetçi iktidarın saltanatına son verme mücadelesi veren bütün ilerici güçleri ortak bir eylem zemininde dayanışmaya ve birleşmeye davet eder" ifadeleri kullanılan açıklamada, 12 maddelik yol haritası şöyle sıralandı:

1) Bu rejim, halka karşıdır ve tek adam yönetimine dayalı ve halka karşı bu siyasal rejim derhal ortadan kaldırılmalıdır. Bu, halkın sorunlarına hiçbir çözüm üretmeyen eskinin parlamenter rejimine geri dönülerek yapılamaz. Halkın söz, yetki ve karar süreçlerine dahil edildiği, yerel yönetimlerin ve yerinden yönetim anlayışının temel alındığı demokratik yeni bir düzen kurulmalıdır. 12 Eylül anayasasının bütün faşist hükümleri iptal edilmeli, siyasal partiler yasası ve seçim yasası başta olmak üzere tüm anti-demokratik yasalar kaldırılmalıdır. İfade ve örgütlenme özgürlüğünün her düzlemde geliştirilmesi ve gerçek bir demokrasi için tüm yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

"EMPERYALİZMLE YAPILMIŞ BÜTÜN AÇIK VE GİZLİ ANTLAŞMALAR İPTAL EDİLMELİ"

2) Emperyalizmle yapılmış bütün açık ve gizli antlaşmalar iptal edilmeli, NATO gibi emperyalist ittifaklardan çıkılmalı, başta İncirlik olmak üzere yabancı üsler kapatılmalıdır. Türkiye, emperyalist merkezlerin Ortadoğu’da giriştikleri çıkar kavgasının piyonu haline dönüştürülmüştür. Bu cendereden derhal çıkılmalıdır. Halklar arasında bütün dinsel, etnik, mezhepsel farklara karşın bir arada yaşamanın tesis edilmesi Türkiye’nin dış politikasının temeli olmalıdır.

"YENİ SİYASAL ZEMİN LAİKLİK TEMELİ ÜZERİNDE KURULMALUI"

3) Yeni siyasal zemin, mutlaka ve mutlaka laiklik temeli üzerinde, tarikatların ve dinsel cemaatlerin etkisizleştirildiği bir anlayışla kurulmalıdır. Bunun için tarikat ve cemaat yapılarına sunulan tüm devlet desteğine son verilmeli, gerici örgütlenmelerin devlet içindeki kadroları dağıtılmalıdır. Toplumsal hayatın ve devlet yönetiminin sürdürülmesinde her türlü dini referanstan vazgeçilmeli; aydınlanma ilkeleri ve bilimin yol göstericiliği egemen kılınmalıdır.

4) Kürt sorununun barışçıl bir temelde ve halkın özlemlerine yanıt verecek demokratikleşme ye dayanarak çözülmesi gereklidir. Sorunun çözümünde silahlardan arınmış bir barışçıl süreç devreye sokulmalıdır. Birlikte yaşama iradesinin geliştirilmesi için her düzeyde çaba gösterilmelidir.

"HALKA AİT TÜM VARLIKLAR YENİDEN KAMULAŞTIRILMALIDIR"

5) Bütün bir ekonomi, rant ekonomisinden katılımcı merkezi planlamaya dayalı ekolojik tahribatı ve doğanın metalaşmasını engelleyen bir üretim ekonomisine geçiş perspektifiyle baştan aşağı yenilenmelidir. Yerli-yabancı sermayeye peşkeş çekilen, halka ait tüm varlıklar yeniden kamulaştırılmalıdır. Ekonomiden siyasete eğitimden sağlık sistemine kadar her alanda kamucu/ toplumcu bir anlayışın egemen kılınarak, özelleştirmelerle yağmalanan yandaş sermaye gruplarına peşkeş çekilen kamu malları yeniden kamuya iade edilmelidir. Benzer bir biçimde kamu bankaları başta olmak üzere kamu kaynakları kullanılarak ele geçirilen medya organları, kamu kaynaklarıyla desteklenen Vakıfların halktan gasp ettikleri kaynaklara el konulmalıdır.

"BU DÜZEN TÜMÜYLE DEĞİŞMELİDİR"

6) Ekonomik krize karşı halkı savunacak acil tedbirler alınmalı; asgari ücret ve temel gıda maddeleri vergi dışı tutulmalı, emekçilerin örgütlenmesinin ve grev hakkının önündeki engeller kaldırılmalı, kıdem tazminatı gaspına son verilmeli, yurttaşlık geliri uygulamasıyla en yoksul yurttaşların dahi asgari yaşam standartlarına ulaşması sağlanmalıdır. Çalışma koşullarına sahip herkese iş imkanı hedefleyen ve kapsamlı bir işsizlik sigortasını sağlayan bir ekonomik düzen örgütlenmelidir. Sermayenin emeği özellikle de kadın çocuk ve göçmen işçilerin emeğini acımasızca sömürdüğü; taşeronlaşmanın, sendikasızlaştırmanın kural haline getirildiği artan işsizliğin çalışan emekçi kesimler için bir tehdit olarak kullanıldığı bu düzen tümüyle değişmelidir.

"EĞİTİM SİSTEMİ BİLİMSEL BİR TEMELDE YENİDEN YAPILANDIRILMALI"

7) Eğitim her düzeyde parasız olmalı, özel eğitim kurumları kamulaştırılmalıdır. Tüm tarikat ve gerici vakıfların okullardaki etkinliklerine son verilerek, eğitim sistemi bilimsel ve laik bir temelde yeniden yapılandırılmalıdır.

"SAĞLIK HİZMETLERİ HERKESE EŞİT VE PARASIZ SUNULMALI"

8) Sağlık hizmeti herkese eşit, parasız, nitelikli, ulaşılabilir olmalı kamu eliyle sunulmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerine yeterli kaynak aktarılmalıdır. Kamu kaynaklarının özel hastanelere aktarımı durdurulmalıdır. Halkın sırtına yıkılan ve kara delik haline dönüşen şehir hastaneleri şirketlerden alınıp koşulsuz şartsız kamuya devredilmelidir. Özel ve vakıf hastaneleri kamulaştırılmalıdır. Sağlık emekçilerine insanca çalışma koşulları ve ücret verilmeli sağlıkta şiddeti engelleyici önlemler alınmalıdır. Bilimsel çalışmalara, eğitim-araştırma-geliştirme, aşı çalışması gibi alanlara yeterli kaynak ayrılmalı, sağlık eğitimi bilimsel temelde, çağın gerekleri ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yapılandırılmalıdır.

9) İşsizlik, diplomalı işsizlik ve esnek ve geçici çalışma girdabında boğulan gençler için istihdam alanları oluşturulmalı, herkesin eğitimini aldığı mesleği yapabileceği bir sistem oluşturulmalıdır.

"İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HİÇBİR BAHANEYE YER BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE UYGULANMALI"

10) Şiddete maruz bırakılan, yaşamları çalınan kadınların can güvenliğinin sağlanması, erkek şiddetine son verecek önlemlerin alınması son derece acildir. 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi, hiçbir bahaneye yer bırakmayacak şekilde uygulanmalıdır. Kadınların her tür ezilme biçimi ve her düzeyde erkek egemenliği ortadan kaldırılmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak her türlü önlem alınmalıdır. Her türlü cinsel kimlik ve cinsel yönelim ayrımını ortadan kaldıracak, insanların özgürce ve korkusuzca yaşayabilecekleri bir toplumsal ortam yaratılmalıdır.

"YENİ OLUŞTURULACAK ANAYASA, EKOLOJİK VE DEMOKRATİK OLMALI"

11) Kapitalizm, içinde yaşadığımız gezegeni bitmek bilmez bir kâr hırsıyla, doğayı metalaştırarak ölüme doğru sürüklüyor. Küresel ısınma, iklim krizi geleceğimizi bir kâbusa çeviriyor. Bu ülkemizde de farklı değil. Endüstriyel gıda sistemi, maden aramaları ormanları otlak ve meraları, tarım arazilerini, su kaynaklarını kısacası doğal müştereklerimizi yok ediyor, ardı ardına çevre felaketleri yaşanıyor. HES’ler, JES’ler, termik ve nükleer santraller vb. enerji yatırımları ekolojik sistemde geri dönülmez bir tahribat yaratıyor. Sermaye kentsel ve kırsal yaşam alanlarını yeni sermaye birikimi için talan ediyor, insanların ve tüm canlıların temiz suya, temiz doğaya, temiz havaya erişim hakkını elinden alıyor. Gezegeni yok olmaktan kurtaracak, kapitalizmin kâr hırsına ‘dur’ diyecek her türlü önlem alınmalı bunun için mücadele edilmelidir. Yeni oluşturulacak Anayasa doğanın haklarını da savunan ekolojik ve demokratik bir Anayasa olmalıdır. Bunun için mücadele edilmelidir.

"GIDA META OLMAKTAN ÇIKARILMALI"

12) Ekolojik dengeyi bozan endüstriyel gıda sistemi, enerji ve maden yatırımları halkın sağlıklı ve ucuz gıdaya erişimini engellemektedir. Halkın sağlıklı ve ucuz gıdaya erişimini sağlayacak olan ve halkın gıda sistemi Gıda Egemenliği’ni kurmak için mücadele edilmeli, çiftçileri şirketlerin tarım sistemine bağlamaya yardımcı olan kooperatifleri desteklemekten vazgeçilmeli, Gıda Egemenliği mücadelesine katkı koyan, agroekolojik üretim yapan üreticilerin kurduğu ve demokratik ve katılımcı bir anlayışla yürütülen kooperatifler desteklenmeli, antidemokratik kooperatifçilik yasası değiştirilmesi için mücadele edilmelidir. Tohumların patentlenmesinden vazgeçilmeli, yerel tohumların korunması vb. önlemler acil olarak devreye sokulmalıdır. Tüketim kooperatifleri de Gıda Egemenliği mücadelesine katkı sunacak tarzda yeniden örgütlenmeli, Gıda meta olmaktan çıkartılmalıdır. Küçük üreticilerin tarımsal üretimi bırakarak tasfiye etmeye çalışan veya şirketlere bağımlılığını arttıran ve DTÖ isteği doğrultusunda yapılan serbest ticaret anlaşmaları tamamen iptal edilmelidir.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız