Google Play Store
App Store

SOL Parti Ekoloji Çalışma Grubu, Meclis gündemine getirilen ve bazı maddeleri kabul edilen Milli Parklar Kanunu değişiklik teklifine ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Milli parklar şirketlerin yatırım alanı değil, halkın ortak yaşam alanıdır” denildi

SOL Parti Ekoloji Çalışma Grubu: Milli parklar yatırım değil, yaşam alanıdır
Fotoğraf: AA (Arşiv)

HABER MERKEZİ

TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen ve bazı maddeleri kabul edilen Milli Parklar Kanunu değişiklik teklifine ilişkin tepkiler sürüyor. SOL Parti Ekoloji Çalışma Grubu, gerçekleştirdiği açıklama ile düzenlemenin korunan alanları piyasa mantığına açtığına dikkat çekti.

Açıklamada, “Milli parklar ve diğer korunan alanlar kamusal varlıklardır. Doğa Koruma ve Milli Parklar yapısının gelir üretmeye zorlanması, koruma anlayışını zayıflatmakta ve alanların turizm, yapılaşma ve ticari faaliyetler üzerinden değerlendirilmesinin önünü açmaktadır” denildi.

KORUMA STATÜLERİ GÜÇLENDİRİLMELİ

Türkiye’de son yıllarda orman alanlarının daraltıldığı, maden sahalarının genişletildiği ve doğal varlıkların rant politikalarına konu edildiği vurgulanan açıklamada, bu yaklaşımın iklim krizi koşullarında ekolojik yıkımı derinleştirdiği ifade edildi. Öte yandan açıklamada yangınlar, seller ve kuraklık gibi afetlerin arttığı bir dönemde koruma statülerinin güçlendirilmesi gerektiği belirtilerek yasa teklifinin bu ihtiyaca yanıt vermediği kaydedildi.

SOL Parti Ekoloji Çalışma Grubu açıklamasında, teklifin geri çekilmesi çağrısında bulunarak “Doğa koruma bir piyasa faaliyeti değildir. Milli parklar şirketlerin yatırım alanı değil, halkın ortak yaşam alanıdır” ifadelerine yer verdi.

GELİR KAYNAĞI DEĞİL

Yaşam savunucularının düzenlemeye ilişkin tepkileri sürerken bir açıklama da TMMOB Yönetim Kurulu’ndan geldi. Milli park gibi doğa koruma alanı statüsü verilen alanların gelir getirme kaynağı olmadığı vurgulanan açıklamada, şu sözlerle çağrıda bulunuldu:

“TBMM gündemindeki Milli Parklar Kanunu değişikliği teklifi geri çekilmeli; milli parkları turizm, altyapı, enerji tesisleri ve maden faaliyetleri için rezerv alan olarak görmekten vazgeçilmeli, koruma ilkesini esas alan, planlama bütünlüğünü ve kamusal denetimi güçlendiren bir yaklaşım benimsenmelidir. TMMOB olarak doğal yaşam alanlarımızın kamusal niteliğinin korunması için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.”