Sol partiler barışta birleşti
İsrail ile İran arasında bir haftayı geride bırakan savaş şiddetleniyor. Taraflar arasında karşılıklı saldırılar sürerken iki ülkenin komünist partileri ortak açıklamalarında “Katliamı durdurun” dedi. İran’daki sol partiler ise İsrail zorbalığıyla rejim değişikliğine karşı çıktı.

Dış Haberler
Emperyalist güçleri arkasına alan İsrail’in 13 Haziran’da başlattığı savaş yedinci gününü geride bırakırken şiddetlenirken iki ülkenin sol partileri emperyalist savaşa karşı tek ses oluyor.
Karşılıklı saldırılar yoğunlaşırken İsrail basını, İran’ın füze saldırıları sonucunda yaralı sayısının 271’e yükseldiğini aktardı.
Dün sabah erken saatlerde İran, İsrail’in güneyindeki Beerşeba’daki Soroka Hastanesi’ni vurdu.
HAMANEY’E TEHDİT
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’ın saldırısının ardından Tahran’ın “ağır bir bedel ödeyeceğini” söyledi.
İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz ise İran’ın hastaneyi vurarak “savaş suçu” işlediğini belirtti. Saldırıdan İran’ın Dini lideri Ali Hamaney’i sorumlu tuttuklarını belirten Katz, “Hameney’i ortadan kaldırmalıyız” ifadelerini kullandı. İsrail ordusu da İran’da “aktif olmayan” Arak ağır su reaktörü ve Natanz tesisi de dâhil olmak üzere nükleer tesisleri hedef aldığını açıkladı.
ÇİN VE RUSYA’DAN ÇAĞRI
Kremlin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in dün yaptıkları telefon görüşmesinde İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarını kınadıklarını ve gerilimin azaltılması çağrısında bulunduklarını açıkladı.
Öte yandan Moskova, İsrail’e çağrı yaparak Rus uzmanların çalıştığı Buşehr nükleer tesisine saldırıları derhal durdurmasını istedi. Moskova ayrıca ABD’yi bir kez daha İran-İsrail çatışmasına askeri olarak dâhil olmaması konusunda uyardı.
SALDIRIYA ONAY İDDİASI
Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi ise ABD Başkanı Donald Trump’ın, üst düzey yetkililerle yaptığı toplantıda ABD’nin İran’a saldırmasına gizlice onay verdiğini iddia etti. WSJ’ye konuşan kaynaklar, Trump’ın Tahran’ın nükleer programından vazgeçip vazgeçmeyeceğini görmek için nihai emri vermeyi ertelediğini söyledi.
İddiaları sosyal medya hesabından reddeden Trump ise “Wall Street Journal’ın, İran’la ilgili düşüncelerim hakkında hiçbir fikri yok” dedi. Öte yandan Alman basını, Almanya, Fransa ve İngiltere dışişleri bakanlarının bugün İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Cenevre’de nükleer görüşmeler yapmayı planladığını bildirdi.
∗∗∗
KOMÜNİST PARTİLER BİRLEŞTİ
İran Komünist Partisi (Tudeh) ve İsrail Komünist Partisi (Maki), dünya genelinde yankı uyandıran ortak bildirilerinde “Katliamı durdurun, savaşı bitirin” çağrısı yaptı.
Partilerin ortak açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: “Binyamin Netanyahu hükümetinin gerici hükümetinin ABD emperyalizmi, Britanya ve AB’deki müttefiklerinin desteğiyle Gazze ve Batı Şeria’da işlediği suçlar, aynı zamanda İsrail hükümetine diğer ülklere karşı yeni saldırganlık adımları atması için de yeşil ışık yaktı. Amaçları, Ortadoğu haritasını ABD emperyalizminin stratejik hedefleri doğrultusunda yeniden şekillendirmek.
Bu, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından haklı bir şekilde insanlığa karşı suç işlemekle suçlanan bir hükümet.”

HEGEMONYA PROJESİ
Irak, Libya ve Suriye’nin ardından İsrail ve ABD’nin İran’ın egemenliğine göz diktiği belirtilen açıklamada “Halkların kendi kaderini tayin hakkını gasp eden bu emperyalizm ve hegemonya projesi, bölgedeki tüm rejimleri sarana kadar durmayacak” denildi.
Açıklamada uluslararası topluma kınanamanın ötesine geçerek Ortadoğu’daki savaşın yayılmadan durdurulması için harekete geçme çağrısı yapıldı.
∗∗∗
DEĞİŞİM BİZİM ELİMİZDE
İran Sol Partisi’nden yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: “Herkes İsrail’in saldıran taraf olduğunun farkında. Şimdiye kadar İsrail bölge ülkelerini defalarca işgal etti ve her seferinde Batılı müttefikleri bu saldırganlığı ‘meşru müdafaa’ ile savundu. Bu dünyada benzeri olmayan bir şey.”
Ülkede baskıcı İslam rejimine karşı son yıllarda yükselen demokratik toplum mücadelesine dikkat çekilen açıklamada “İsrail gibi saldırgan hükümetlerin kurtarıcı olarak ortaya çıkmasına, ülkemizi bombalarla ezerken size özgürlük vaat etmesine izin vermeyin” çağrısı yapıldı. İran halkına seslenen Parti, şunları kaydetti: “’Kadın, Yaşam, Özgürlük’ hareketiyle sizler farklı bir kültürü ortaya koydunuz; zorbalıkla değil, modern ve özgür bir yaşam tarzını gösterdiniz. Bu değişimi mümkün kılacak tek güç sizlerin birlikteliğiniz.”
∗∗∗
ABD SAVAŞLARIN KAYNAĞI
ABD’nin İran ve halkına yönelik artan askeri tehditlerine tepki gösteren İran İşçi Partisi (Toufan) “İran’ın içişlerine her türlü dış müdahaleyi ve emperyalist ve sömürgeci tutumları şiddetle kınıyoruz” dedi. “ABD emperyalizminin Ortadoğu’da tek kutuplu düzenini korumak için yaptığı saldırganlık, bölge halkları ve dünya barışı için çok yıkıcı sonuçlar doğuracak” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Trump yönetimi, Amerikan tekellerinin Körfez bölgesindeki siyasi ve ekonomik çıkarlarını korumak için İran’ı zayıflatarak devirmek istiyor. ABD’nin Ortadoğu ve komşu ülkelere yönelik sistematik saldırıları, bölge halkını terörist operasyonlarının kurbanı haline getirdi 25 Amerikan askeri üssü, bölgedeki gerginliğin ve istikrarsızlığın kaynağıdır. ABD’nin bölgedeki varlığı ve Siyonizm kanseri nedeniyle bölge halkı barış ve istikrarı göremeyecek.”

∗∗∗
EMPERYALİST ÇIKARLARIN BEDELİNİ HALKLAR ÖDÜYOR
İsrail Komünist Partisi ve bileşeni olduğu Demokratik Barış ve Eşitlik Cephesi’nden (HADASH) milletvekili Ofer Cassif, İran’a dayatılan savaşı ve emperyalist destekli Netanyahu’nun saldırgan politikalarına dair sorularımızı yanıtladı.
Netanyahu hükümeti bu savaşla neyi hedefliyor?
Netanyahu bu adımları hesaplayacak bir dahi değil. 7 Ekim’de yaşananlardan sorumlu ve öyle olsaydı yaşananları engellerdi. Bu yaşananların, perde arkasında ABD ve İsrail hükümeti arasındaki işbirliğine dayandığına şüphe yok. Aslında İsrail, on yıllardır ABD emperyalizminin bir vekil gücü.
Amaçları ise tüm Ortadoğu’yu domine etmek için rejim değişikliği yapmak. ABD ve İsrail’in bölgedeki çıkarlarına yönelik fikir birliği var tüm bu gördüklerimiz bu planların bir parçası.
Netanyahu bu savaşı çıkararak gücünü konsolide mi etti? Halkın bakışı nasıl?
Netanyahu hükümeti 7 Ekim öncesinde büyük bir siyasi kriz içindeydi. 7 Ekim sonrası, medyanın da manipülasyonuyla muhalefeti de arkasına almayı başardı. Ardından halk ve muhalefet, İsrail halkının değil kendi çıkarlarının peşinde olduğunu anlamaya başladı.
Netanyahu tekrar siyasi ve ekonomik çıkmaza girdi, uluslararası toplum geç ve yetersiz olsa da ona karşı çıkmaya başladı. İç kamuoyunda esirleri umursamaması büyük tepki çekmeye başladı.
Şimdi İran’a karşı başlattığı savaş onu tekrar kurtardı. Biz hariç tüm muhalefet, bir kez daha arkasına dizildi ve İran’a saldırılarını destekliyor. Bu dayatılan savaş, her zamanki gibi yine ona hizmet ediyor.
İsrail halkının bir kısmı, 7 Ekim sonrası zamanla Netanyahu’nun ülkeye güvenlik getirme vaadinin doğru olmadığını, gücü kaybetmemek için ülkeyi sona ermeyen savaşlara sürüklediğini anlamaya başladı. Böylece İsrail halkı giderek daha da kutuplaştı, parlamento da anlaşmazlıklar artarken bölünmeye başladı. Ancak bu biraz zaman aldı.
Şimdi de halkın büyük kısmı, Netanyahu’nun İran’a karşı savaşını destekliyor. Ancak bu savaşta da yıkım büyüdükçe, ölü sayısı arttıkça Netanyahu’ya karşı olanların sayısı artacak. Halk ve muhalefetin farklı kesimleri kesinlikle görüş ayrılıklarına düşecek, bu sadece an meselesi.
Bu döngü her çatışmada böyle devam mı edecek?
Bunun savaşlar devam ettikçe sürmesi olası. İsrail hükümetinin İran’a saldırısındaki amaçlarından biri de Gazze’deki soykırımdan ve Batı Şeria’daki işgalden dikkatleri dağıtmaktı. Son zamanlarda, halkların artan tepkisiyle bu soykırıma ses çıkarmak zorunda kalan Batılı hükümetler, şimdi bu konu hakkında tek kelime etmez hale geldi, tek bahsettikleri İran’la savaş. Filistin unutuldu. Ancak hasar arttıkça bu hükümetler de ses çıkarmaya başlayacak. Bunu beklememeliler, iki tarafı da durdurmak için derhal harekete geçmeliler.
Peki, bu gidişatı ne değiştirecek? Ne yapılmalı?
Son durumda en önemli element, Trump’ın ne yapacağı. Trump, ABD’yi savaşa sürüklerse ve İran’da nükleer çalışmaları ortadan kaldırırsa, tüm muhalefet Netanyahu ile “zaferi” kutlayacak. Burada soru, İsraillilerin ödeyeceği bedel. ABD’nin savaşa dâhil olması, İsrailliler dâhil bölgedeki hiçbir halkın çıkarına olmayan bir durum.
Buna, hiçbir şekilde sempati duymadığımız İslam rejiminin olduğu İran da dâhil. Oradaki diktatörlüğü bir nebze olsa bile tolere edemeyiz. İran halkının çıkarına herhangi bir şey yapmıyorlar ve halkın büyük kısmı da onları istemiyor. Ancak tüm bu sorunların, zorlukların ve çatışmaların sona ermesi siyasi çözümden geçiyor. İşgal sürdükçe daha çok kana bulanacağız.
İsrail’in saldırganlığını kınıyoruz, ama aynı zamanda dünyanın neresinde olursa olsun herhangi bir fanatik ve faşist rejime de karşıyız. Dünyanın dört bir yanında da buna benzer bir tavrın yükseldiğini görüyoruz: Ortadoğu halklarının yanında, hükümetlerin değil.


