‘Sola misyon biçme’ hastalığı...
Zaman yazarı Mümtaz’er Türköne ve Star yazarı Fehmi Koru dünkü köşelerinde 28 Şubat üzerine yazmaya devam...
Can Uğur
Zaman yazarı Mümtaz’er Türköne ve Star yazarı Fehmi Koru dünkü köşelerinde 28 Şubat üzerine yazmaya devam ettiler. Türköne’nin ve Koru’nun ortak olarak değindikleri husus solun darbelere destek vermesi olurken, o dönem solun tavrını sadece sendikaların aldıkları tavırla sınırlı tutmaları ise dikkat çekti. Mümtaz’er Türköne’nin değindiği nokta solun 60’lardan bu yana darbelere destek vermesi ve 28 Şubat’ın da bunun devamı olmasıydı. Hükümete yakınlığı ile bilinen Star gazetesinin yazarı Fehmi Koru’nun ise 28 Şubat ve sol üzerine tahlili ise solun Refah Partisi’ne destek vermemesini eleştirmek üzerine kuruldu.
Zaman yazarı Mümtaz’er Türköne ve Star yazarı Fehmi Koru dünkü köşelerinde 28 Şubat üzerine yazmaya devam ettiler. Türköne’nin ve Koru’nun ortak olarak değindikleri husus solun darbelere destek vermesi olurken, o dönem solun tavrını sadece sendikaların aldıkları tavırla sınırlı tutmaları ise dikkat çekti. Mümtaz’er Türköne’nin değindiği nokta solun 60’lardan bu yana darbelere destek vermesi ve 28 Şubat’ın da bunun devamı olmasıydı. Hükümete yakınlığı ile bilinen Star gazetesinin yazarı Fehmi Koru’nun ise 28 Şubat ve sol üzerine tahlili ise solun Refah Partisi’ne destek vermemesini eleştirmek üzerine kuruldu.
MAĞDURUM, MAĞDURSUN, MAĞDUR...
28 Şubat soruşturmalarının başlamasının ardından medyanın önemli bir bölümünde baş gösteren 28 Şubat’çılıkla itham etme hali özellikle yandaş basın tarafından her alanda dillendirilmeye devam ediyor. Mağduriyet söylemiş üzerinden şekillenen süreçte yandaş basın sayfalarını o dönemin ‘mağdurlarına’ ayırırken aynı dönemde hem 28 Şubat’ı eleştiren hem de mevcut hükümeti eleştirenleri ise adeta görmüyor ya da yok sayıyor. Yapılan haberlere ve yazılan yazılara baktığımızda temel yönelimin mağduriyet söylemi olduğu görülürken bu söylem dışında kendisini tarifleyen ve yaşanan taraflaşmada kendi çizgisi üzerinden politik hatlarını belirleyenler ise görünmez kılınıyor.
SOLCUYSAN REFAH PARTİLİ OLACAKSIN
Star yazarı Fehmi Koru’nun dünkü yazısına bakıldığında dikkat çekici unsurlar bulunuyor. Koru yazısında solcuları topyekun biçimde eleştirirken o dönemin sendikaları üzerinden tüm sol yapıları hedef haline getiriyor. 28 Şubat sürecinde solcuların takınması gerektiği tutumu belirten Koru dönemin İslamcı partisi Refah Partisi’ni emekçilerin çıkarını savunan bir parti olarak tarifledi. Emekçilerin çıkarını savunan bir partiye solcuların sahip çıkmamasını anlayamadığının altını çizen Koru ‘İşçilerin hakkını korumakla görevli sendikalar çalışanların hallerini iyileştirmeyi kendisine öncelikli görev olarak üstlenmiş bir hükümeti düşürmek amacıyla zengin işverenlerle ortak hareket ediyor. Gerçekten garip bir durum bu...’ ifadelerini kullandı. 28 Şubatçılar’ın yaptıklarıyla sosyalistlerin yapmak istediklerinin aynı olduğu yorumunda bulunan Koru “İktidar ilişkilerine sınıf çelişkileri açısından bakanların ‘olması imkânsız’ saydığı bir işi başarmıştı 28 Şubatçılar; emekçileri temsil eden işçi kuruluşlarıyla sermaye sınıfının öndegelen işveren kuruluşlarını aynı eylem planında buluşturarak...” ifadeleriyle sola ilişkin analizlerini sürdürdü. Zaman yazarı Mümtaz’er Türköne de 28 Şubat analizi yaptığı yazısını solun ne kadar darbeci olduğunu anlatmaya ayırdı. Yazısında solun ‘darbeci’ geçmişinden bahseden Türköne daha önce başlattığı sol- darbe ilişkileri yazı dizisine de devam etti. 28 Şubat’ın darbeci solcularını yazısına konu eden Türköne “28 Şubat darbesi solun bütün hizipleri tarafından desteklendi. DİSK gibi sosyalist ideolojiyi benimseyen işçi sendikasının verdiği açık destek, bu durumu kanıtlamak için yeterli. Darbeler dönemi kapanınca, sol için bir özeleştiri furyasının başlaması da çok doğal. Bu sorgulamanın bir sebebi artık darbeciliğin tasfiye edilmesi ise diğer sebebi halkın bu tasfiyeye verdiği destek. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere sol bu desteğin farkında. Bu yüzden toplumsal eğilimlere uygun davranmaya çalışıyorlar.” Şeklindeki analiziyle solun hepsini tek bir potada toplama işini sürdürdü. Türköne’nin 28 Şubat konusunda ilişkin olarak yazdığı yazı 28 Şubat yazısı olmaktan ziyade solun ne kadar darbeci olduğunu kanıtlama yazısı olduğu izlenimi veriyor. Türköne yazısını solun darbeci kimliğinden kurtulmasına yönelik fikirler sunarak sonlandırırken solun gelişmesinden duyacağı memnuniyeti de yazısının sonuna ekledi.
Hem Mümtaz’er Türköne hem de Fehmi Koru’nun yazılarına bakıldığında kullanılan demokrasi kavramlkarı üzerinden solu tarife girişme çabaları görülüyor. Sola yönelik yapılan ‘iyi niyet dileklerini’ bildiren eleştiriler yan yana getirildiğinde piyasayı rahatsız etmeyen liberal-demokrasi sınırlarını ‘mutlak sınırı’ kabul eden bir sol anlayışın varlığına işaret ediyor. Özellikle AKP’nin ve Cemaat’in referandum döneminde önemli ölçüde kullandığı medya üzerinden gerçekleştirilen solu tarif çabaları bugün de yandaş basın tarafından sürdürülüyor. Yandaş basın sayfalarını ayırabileceği solcuları muteber haline getirirken iktidar eleştirisinin yöntem olarak önüne koyanlar ise darbeci olarak nitelendirilmeye devam ediyor.


