birgün

8° KISA SÜRELİ HAFİF YOĞUNLUKLU YAĞMUR

KÜLTÜR SANAT 26.02.2020 01:16

Solun çınarını uğurluyoruz

Yayıncı ve yazar Muzaffer İlhan Erdost 87 yaşında tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Erdost’un ardından dostları onun edebiyattaki ve mücadele hayatımızdaki yerini anlattı

Solun çınarını uğurluyoruz

IŞIL ÇALIŞKAN

Marksist klasikleri Türkçe’ye kazandırarak geniş bir takipçi kitlesine ulaşan Sol Yayınlarının kurucusu ve sahibi, yazar Muzaffer İlhan Erdost, 87 yaşında tedavi gördüğü Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşamını yitirdi.
Erdost, Deniz Gezmişlerin avukatı Halit Çelenk’in geçen hafta yaşamını yitiren eşi Şekibe Çelenk'in cenaze törenine katılmış ve bir konuşma yapmıştı.

‘İLHAN İLHAN DİYE SESLENDİM…’

Muzaffer Erdost’un kardeşi İlhan Erdost, 12 Eylül darbesinden sonra, 7 Kasım 1980’de gözaltına dövülerek öldürülmüştü. Kardeşinin ölümünün ardından onun ismini de alarak yaşatan Muzaffer İlhan Erdost, Politikyol’dan Dilara İlbuğa’ya 2018’de verdiği söyleşide o günleri şöyle anlatmıştı:

“İçeriye girdik, İlhan’ın yüzü kan içinde. Bağırdım, bir yudum su getirin diye. “Midem bulanıyor, kusacağım” diyerek yere düştü İlhan. Vahap diye bir çocuk var, tıp fakültesi öğrencisiymiş. O koşturdu, şekerli su istedi. Beni içeri aldılar o sırada. İlhan’ı iki ranzanın arasına yatırdılar, yığıldı zaten. “İlhan İlhan” dedim, ses vermedi. Biri nabzı durmuş dedi. Battaniyenin arasında alıp götürdüler İlhan’ı…

Sonra beni alıp götürdüler. Bir yudum su istedim. Astsubay bana “Kardeşinin kalbi vardı niye söylemedin” dedi. Kardeşimin kalbi yoktu, ayrıca sordunuz mu ki dedim.

Sonra ifade verdim. Halit Çelenk’e “Halit Abi beni çıkar, İlhan’ı ben gömeceğim” dedim.

Sonrası zaten malum. Tek bir yasak yayınımız yoktu ama bizi dövdüler, öldürdüler. Hikâye bu kadar basit aslında…”

DEVRİMCİ KÜLTÜRE KATKISI BÜYÜK

Yazar Ahmet Telli: Muzaffer Erdost yalnız kendisini değil yakın tarihin büyük bir zamanını da temsil eder. 12 Mart faşist darbesinden bu yana egemendeki sistemin bütün ağırlığını üzerinde hissetti. Buna rağmen ilerici, devrimci kültürün yaşanabilmesi için hiçbir zaman geri durmadı. Ölümü bize bir kez daha hafızalarımıza sahip çıkmanın gerekliliğini hatırlatıyor.

solun-cinari-devrildi-692977-1.

BÜYÜK BİR ÇINAR DEVRİLDİ

Yazar Eren Aysan: Muzaffer Amca; bir anlamda bizim aile büyüğümüzdü. Babamın 12 Mart sonrasında cezaevi abisiydi. Kimi zaman sevecen, kimi zaman tatlı sert bir mizaca sahipti. Ülkenin aydınlık yüzlü bilgesiydi. Siyasete, sanata, edebiyata büyük katkılar sağlayan. Sahip olduğu yayınevi ve kitapeviyle birikimin taşıyıcısı oldu. Ülkemizdeki sol düşüncenin taşıyıcı kolonuydu. Düşünsel kimliğini pek çok disipline yansıttı. Kardeşi İlhan Erdost’tun 80’de gözünün önünde öldürülmesiyle düşünce dünyasıyla direngen kimliğini birleştirdi. Son 7 Kasım’da İlhan Erdost’un mezarının başında her zamankinden daha uzun bir konuşma yaptı. Sanki yaşananları bir sonraki kuşağa aktarma çabası içindeydi. Önceki gün Şekibe Çelenk’in cenazesine gitmek istemişti. Bu noktada bile düşünce adamlığını saygıyla birleştirmeye çalışan bir anlayıştandı. İçinde pek çok kuşu, böceği, tırtılı barındıran büyük bir çınar devrildi. Başımız sağ olsun.

solun-cinari-devrildi-692978-1.

YAZILARIYLA AYAKTAYDI

Yazar, yayıncı Remzi İnanç: Daha dün beraberdik. Çok üzgünüm… Muzaffer Erdost benim 60’lı yıllardan beri, arkadaşımdı. Ben Ulus’ta 63 yılında yayınevi açmıştım. Ona da aynı han içinde bir yer bulduk. Aynı iş hanında çalıştık. Cezaevinden sonra ben ayrıldım oradan ama dostluğumuz hep devam etti. Benim için yeri çok başkadır. En son durumu çok ağırdı. Çok acı çekti. Oğlu, karısı öldü. Halen yaşıyorsa ki ona yaşamak denirse, o yazdığı yazılar sayesinde ayakta kaldı. Bir insanın o acılara dayanması kolay değil tabii. Hepimizin başı sağ olsun.

solun-cinari-devrildi-692979-1.

MARKSİST KLASİKLERE KATKISI BÜYÜK

Yazar Ahmet Say: Muzaffer Erdost Türkiye’de Marksist klasiklerin yayınlanması konusunda çok önemli hizmetler yapmıştır. Bu yönüyle de kendisi daima anılacaktır. Çok üzgünüm. Çok değerli bir arkadaşımızı kaybettik. Muzaffer Erdost’un yaşı 90’a yakındı. Ne yapalım hayat böyle işte. Kimseye yar olmuyor ne yazık ki.

solun-cinari-devrildi-692980-1.

KAHRAMANCA GİTTİ

Müzisyen Zülfü Livaneli, Twitter’dan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “İlhan’ı öldürdükleri gün Muzaffer de biraz ölmüştü. 70’ler Ankara’sının iki yakışıklı, devrimci kardeşi, esmer gülümseyişleriyle hatırlanacak hep. Marxizm’i Türkiye’ye tanıtmak gibi çok onurlu bir görevi üstlenmişlerdi. Kahramanca gittiler.”

MUZAFFER İLHAN ERDOST KİMDİR?

Muzaffer Erdost, 1932 yılında Tokat’ın Artova ilçesinde doğdu. Kardeşi İlhan Erdost’un 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Mamak Askeri Cezaevi’nde dövülerek öldürülmesinin ardından, adına kardeşi İlhan’ın adını ekleyerek, “Muzaffer İlhan Erdost” ismini kullanmaya başladı. 1956’da Veteriner Fakültesi’ni bitirdi. Pazar Postası’nı yönetti (1956-1958). Ulus gazetesinde çalıştı (1958-1963). 1958’de Açık Oturum Yayınları’nı, 1965’te Sol Yayınları’nı kurdu ve yönetti. Erdost, şiir, öykü, deneme ve eleştiriler yazdı. Yazılarında, toplumsal sorunlar, Türkiye ve Osmanlı tarihi, tarım, faşizm ve demokrasi konularına daha ağırlıklı eğildi. Erdost, Sol-Onur Yayınları’nın sahibi ve yönetmenidir. Türk şiirinde Garip Akımı’ndan sonra ortaya çıkan İkinci Yeni akımının isim babasıdır.

ESERLERİ

>> Türkiye Sosyalizmi ve Sosyalizm (1969)
>> Türkiye Üzerine Notlar (1970)
>> İlhan İlhan, (1981)
>> Kapitalizm ve Tarım (1984)
>> Osmanlı İmparatorluğu'nda Mülkiyet İlişkileri (1984)
>> Bilim ve Yazın Arasında (1984)
>> Şemdinli Röportajı (1987)
>> Demokrasi ve Demokrasi (1989)
>> Havada Kalan Güvercin (Şiir, 1990)
>> Ey Karanlık Mavi Güneş (Öykü, 1990)
>> Adam İçin Türevler (1990)
>> Ulus, Uluslaşma, Demokratikleşme (1991)
>> Bir Fotoğrafa Altyazı - İki 7 Kasım (1991)
>> Üç Şair - Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Ahmed Arif (1994)
>> Kanı Kanla Yıkamak (1994)
>> Faşizm ve Türkiye,
>> 1977-1980 (1995)
>> Türkiye'nin Yeni Sevr'e Zorlanması Odağında Üç Sivas (1996)
>> İkinci Yeni Yazıları (1997)
>> Küreselleşme ve Osmanlı "Millet" Modeli Makasında Türkiye (1998)
>> Pandora'nın Bir Başka "Kutu"su (2000)
>> Türkiye'nin Kararan Fotoğrafları (2003)
>> Sosyalizmi Seviyorum (2007)
>> Türkiye 2009 (2009)

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız