Google Play Store
App Store

İstanbul'da evinin önünde bıçaklanarak katledilen 20 yaşındaki Aykut Alıcı’nın ailesinin hukuk mücadelesi 15 yıldır sürüyor. Olayına karışan 9 sanıktan 8’inin tahliye olması üzerine perişan olan anne Alıcı "Son nefesime kadar mücadele edeceğim" dedi.

Son nefesime kadar adalet arayacağım
Aykut Alıcı
Sibel Bahçetepe
Sibel Bahçetepe
sibelbahcetepe@birgun.net

İstanbul İkitelli Mehmet Akif Ersoy Mahallesi'nde 15 yıl önce evinin önünde saçı uzun ve gözünde lens olduğu bahanesiyle bıçaklanan 20 yaşındaki Aykut Alıcı’nın ölümünün üzerinden 15 yıl geçti. Adalet için çıplak ayakla hem oğlunun mezarına hem de Ankara'ya TBMM'ne yürüyüşler yapan, sesini duyurmaya çalışan anne Songül Alıcı, bu sürede sağlığını da kaybetti.

Oğlunun bıçaklanması olayına karışan 9 sanıktan 8’inin tahliye olduğunu kaydeden anne Alıcı, müebbet hapis cezasına çarptırılan Celal Toprak'ın ödemesi gereken 6 milyon TL’lik tazminatı da ödemediğini, icra takibi başlattığını duyurdu. Anne Alıcı "Olayın azmettiricisi olduğu iddia edilen Yavuz İ. diğer sanıklar ne yazık ki beraat etti. Bu ülkede Aykut Alıcı'nın dosyasından devlet sınıfta kaldı" dedi.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi öğrencisi olan Aykut Alıcı, 14 Ağustos 2010’da evinin önünde oturduğu sırada lens taktığı ve saçı uzun olduğu gerekçesiyle mahallede tartıştığı 8 kişinin önce şiddetine maruz kaldı. Ardından evinin kapısının önünde otururken, tartıştığı kişiler mahalleye geldi ve Aykut'u kapının önünde bıçaklayarak katletti. Oğlu bıçaklandığı sırada, terasta oturan ve olaya tanıklık eden anne Songül Alıcı’nın o günden bu yana adalet arayışı sürüyor. Olaya karışan sanıklardan yalnızca Celal Toprak’a müebbet hapis cezası verildiğini ve diğer 8 sanığın serbest bırakılmasını kabul etmeyen anne Alıcı'nın gözyaşları bir türlü kurumadı. Olayın üzerinden geçen 7 yılın sonunda cinayetin azmettiricisi olarak yargılanan Y.İ. ile birlikte 8 kişinin beraat ettiğini anımsatan ane Alıcı, hukuk mücadalesi sırasında elindeki her şeyi sattı ve oturduğu mahalleden de taşınmak zorunda kaldı.

OĞLUMUN SUÇU NEYDİ?

Çerkezköy'e küçük bir eve taşınan anne Alıcı, sağlığını da kaybetti. "Oğlumun davası için evimi sattım, davalar açtım, ekmeğe muhtaç oldum, sağlığımı kaybettim, hastanelerde yattım, torba torba ilaç kullanıyorum. O gün Celal'in yanında o 8 kişi olmasaydı Celal o sokağa girebilir miydi? O yüzden hepsinin yargılanmasını istiyorum. Nefes aldığım sürece susmayacağım. Benim oğlumun suçu neydi?" diye sordu.

"Adalet yerini bulmadı" diyen anne Alıcı, "Adalet için çıplak ayaklarla Ankara'ya yürüdüm çare olmadı, 19 gün mezarında yattım, çare olmadı. Şimdi yine Çerkezköy'den mezarına yürümeyi düşünüyorum. Son nefesime kadar oğlum için adalet arayacağım. Oğlumun hayalleri vardı. Hayalleri yarım kaldı. Ne istediniz bizden" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a seslenen anne Alıcı, şöyle devam etti:

"Ben bir anneyim, sesimi kimseye duyuramadım. Aykut'un davasında devlet sınıfta kaldı. Adaletsiz bir ülkede ben adalet aradım, adalet zenginden yana. Bizim gibi garibanlara adalet gelmiyor. Ama sanılmasın ki susacağım, son nefesime kadar mücadele edeceğim. Bu acıya dayanamıyorum. 40 kila verdim, sağlığım bozuldu. Oğlum öldürüldükten bir hafta kadar sonra Celal Toprak'ın ailesi gelip 100 bin lira teklif etti. Şimdi 6 milyon lira tazminat kazanmışım. Ama ödemiyorlar. Bunun için vasisi olan babasına icra takibi başlattım. Tazminatı versinler, o parayla çocuk okutacağım."