Google Play Store
App Store

MEB’in bankalarla imzaladığı protokol ile meslek lisesi mezunlarına iş kurmaları için kredi verilecek. Eğitimciler: İstihdam sorumluluğu bankalara devredildi.

Sorumluluğu bankalara devrettiler!
Fotoğraf: AA
Kayhan Ayhan
Kayhan Ayhan
kayhanayhan@birgun.net

Mesleki ve teknik eğitimin yaygınlaştırılması başlığı altında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Halkbank arasında protokol imzalandı. MEB’de düzenlenen “Mesleki Eğitim İşbirliği Protokolü” imza töreninde konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, mesleki ve teknik eğitimin geçmişte “darbe süreçlerinden olumsuz etkilendiğini” savunarak, bu alanın güçlendirilmesinin demokratikleşmenin bir parçası olarak sundu. Tekin, bakanlık verilerine göre mesleki eğitimi tercih eden öğrenci oranının yüzde 43’e yükseldiğini söyledi. Tekin, bu artışı bir başarı olarak sunarken, mezunların hangi koşullarda, hangi ücretlerle ve ne tür güvencesizliklerle istihdama katıldığına dair herhangi bir değerlendirme yapmadı.

3 MİLYAR AYRILDI

Protokol kapsamında meslek lisesi mezunlarının kurduğu işletmelere ve bu mezunları istihdam eden KOBİ’lere kredi desteği sağlanacak. Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, kredilerin yüzde 80’ine KGF’nin kefil olacağını, kalan kısmın ise girişimcilerin şahsi kefaletiyle karşılanacağını açıkladı. Mezun girişimciler için 1,5 milyon TL’ye, KOBİ’ler için ise 7,5 milyon TL’ye kadar kredi kullandırılabilecek. Protokol kapsamında yaklaşık 3 milyar 750 milyon liralık bir bütçenin kredi kefaleti için ayrıldığı açıklandı. Kredilerin 12 ay geri ödemesiz, 36 ay vadeli olacağı belirtilirken; gençlerin güvenceli, sendikalı ve kamusal istihdam olanakları yerine borç yükü altına sokulması dikkat çekti.

ÇELİŞKİLERLE DOLU

Eğitimciler mezunların iş bulma sorumluluğunun kamunun omzundan alınarak bireylere ve bankacılık sistemine bırakıldığını kaydetti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mesleki ve teknik eğitimi “Türkiye’nin kalkınma ve demokratikleşme sürecinin temel araçlarından biri” olarak tanımlamasının, ilk bakışta olumlu bir vurgu gibi görünse de;  bilimsel, nitelikli, mesleki, eşitlikçi, laik, özgür, demokratik eğitim ilkeleri ve son yıllarda yürütülen mesleki eğitim politikaları birlikte ele alındığında ciddi çelişkiler barındırdığını vurguladı.

Irmak, "Bakanlığın ‘kalkınma’ vurgusu, kamusal-toplumsal bir kalkınma anlayışından çok; sermaye için ucuz, esnek ve itaatkâr işgücü yetiştirme anlayışına dayanmakta ve OSB’lerin ve büyük şirketlerin kısa vadeli işgücü ihtiyacına göre şekillendirilmekte, müfredat ve okul yapıları piyasa taleplerine göre düzenlenmektedir. Bu yaklaşım, eğitimi toplumsal bir hak olmaktan çıkarıp işgücü tedarik zincirinin bir halkasına dönüştürmektedir. Demokratikleşme iddiası çocuk işçiliğini kurumsallaştıran, mesleki eğitim merkezleri (MESEM) üzerinden yürütülen uygulamalarla mümkün değildir. Çünkü bu uygulama; 14–15 yaşındaki çocukların fiilen işgücü piyasasına sürülmesine, eğitim süresinin büyük bölümünün işyerlerinde geçirilmesine ve İş kazaları- meslek hastalıkları riskinin artmasına yol açmaktadır. Çocuk emeğinin yaygınlaştığı, öğrencilerin üretim sürecine ucuz işçi olarak dahil edildiği bir modelin demokratikleşme ile yan yana getirilmesi mümkün değildir. Bu durum, aksine sosyal eşitsizlikleri derinleştiren bir yapıyı beslemektedir" ifadelerini kullandı.