birgün

28° AÇIK

GÜNCEL 24.07.2020 04:00
author

Söz söyletmeme, alan bırakmama siyaseti

Dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen gündemi Covid-19 pandemisidir. Hem sağlığa hem de ekonomiye, siyasete etkileriyle yaşamımızda yer almaya devam edecek. Bu büyük sorunu ancak bilimle ve dayanışmayla aşabiliriz. Bunun için demokratik kanalların açık olması gerektiği ortadadır.

ÜLKEMİZDE ÖYLE Mİ?

Bu hafta yaşadıklarımız iktidarın kendisinden saymadıklarına bilim alanında da dayanışma alanında da izin vermek istemediğini, hatta eleştirileri suç saymaya devam edeceğini gösteriyor. Pek çok örneğini biliyoruz, pandemi döneminde en çarpıcı olanı muhalefet partilerinin yönetimindeki büyükşehir belediyelerinin yardım kampanyalarının durdurulması olmuştu.

PROF. DR. KAYIHAN PALA SORUŞTURMASI

Prof. Dr. Kayıhan Pala yaşadığımız salgını yakından izleyen, Bursa’da ve Türkiye’de toplum sağlığı ile ilgili pek çok konuda yaptığı çalışmalarla tanınmış bir halk sağlığı hocasıdır. Bilim insanı sorumluluğu ile hastalığın gidişatı ve yapılması gerekenler konusunda tespitlerini, önerilerini halkla ve yöneticilerle paylaşmaktadır. Bir röportajı nedeniyle hakkında Bursa Valiliği “halkı yanlış bilgilendirdiği, paniğe yönlendirdiği” iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuş, savcılık görevsizlik kararı vererek dosyayı çalıştığı Uludağ Üniversitesi’ne göndermiş ve Rektörlük tarafından soruşturma başlatılmıştır. Savcılığın Rektörlüğe gönderdiği yazıda suç bölümünde “görevi kötüye kullanma” ifadesi kullanılmıştır.

Mevcut durumda Prof. Pala’nın hangi ifadesinin neden ve hangi suçu oluşturduğu belirsizdir.

Bu soruşturmayla tüm bilim insanlarına ve hekimlere "bizi rahatsız eden açıklamalar yaparsanız cezalandırılırsınız" mesajı verilmektedir. Bunun halkın sağlığını önceleyen bir salgın yönetiminin parçası olmadığı, bir yönetme biçiminin yansıması olduğu açıktır.

İSTANBUL TABİP ODASI’NIN KAMPANYASI

Bilimsel çalışmalar sağlık çalışanlarının genel topluma göre çok daha fazla tehlike altında olduğunu göstermektedir. Covid-19 testi pozitifliği sağlık çalışanlarında 12 kat fazladır, ortalama her 10 hastadan biri sağlık çalışanıdır. TTB Covid-19 Pandemisi Dördüncü Ay Raporu’na göre Türkiye’de Sağlık Bakanlığı 29 Nisan’dan bu yana sağlık çalışanları ile ilgili veri paylaşmamıştır, tabip odalarının verilerine göre 23’ü hekim 44 sağlık çalışanı yaşamını yitirmiştir. Bu hafta yitirdiğimiz Dr. İbrahim Örnek ile birlikte sayı artmaya devam etmektedir. Buna rağmen hastalık hala meslek hastalıkları tanı listesine alınmamıştır.

Hal böyle iken, hastalığın ve salgınla ilişkili hekim ölümünün en çok görüldüğü İstanbul’un hekim örgütü meslektaşlarından gelen çağrıya da uyarak bir görev yerine getirmiştir. Covid-19 nedeniyle kaybettiğimiz bir meslektaşımızın vasiyetine uygun hareket etmiş ve ailenin onayı ile gerekli izinleri de alarak çocuklarının geleceği için dayanışma kampanyası başlatmıştır. Kampanya hekimlerin çok yüksek ilgi ve desteğiyle karşılanmış ancak bir gün sonra durdurulmuştur. Gerekçe olarak eşinin İstanbul Valiliği’ne verdiği dilekçe, bir özel okulun eğitim bursu vermesi, iki kızının da diğer eğitim masraflarının İstanbul Valiliği tarafından karşılanacağı taahhüdü gösterilmiştir.

İSTANBUL TABİP ODASI HAKLI OLARAK SORMAKTADIR:

Çocukların eğitim masraflarının İstanbul Valiliği tarafından karşılanacağı taahhüdü için neden kampanya açılana kadar beklenmiştir?

COVID-19 pandemisi süresince kaybettiğimiz diğer sağlık çalışanları için de benzer taahhütte bulunulacak mıdır?

Umuyoruz öyledir, umuyoruz valilikler ve Sağlık Bakanlığı salgın nedeniyle hayatını kaybeden veya çalışamayacak derecede etkilenen tüm sağlık çalışanlarının ailelerine sahip çıkar, çocuklarının bütün eğitim masraflarının karşılanmasını sağlar.

Her durumda tüm yurttaşlarımıza düşen açıktır. Mesleğinin gereğini yapan, doğruları söylemekten çekinmeyen onurlu bilim insanlarına sahip çıkmak, dezavantajlı gruplar başta olmak üzere bu hastalıktan, ekonomik, sosyal sonuçlarından etkilenenlerle dayanışma içinde olmak ve bunu kutuplaştırma, ötekileştirme siyasetine yenik düşmeden yapmak.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız