birgün

12° AÇIK

AVRUPA 29.11.2020 18:11

SPD’den aday olması beklenen Demir: İşçi çocuğu olarak çalışanlara hitap edeceğim

2021 federal seçimlerinde SPD’nin milletvekili adayı olması beklenen Hakan Demir’le adaylığını, SPD’yi ve Neukölln’ü konuştuk. Demir, “İsçi çocuğu olarak ben çalışanlara, göçmenlere ve de güneydeki ailelere hitap edeceğimi düşünüyorum” diyor.

SPD’den aday olması beklenen Demir: İşçi çocuğu olarak çalışanlara hitap edeceğim

Egehan Ünlü/ Berlin

Berlin’in Neukölln ilçesi, Almanya’nın en yoğun nüfuslu bölgelerinden birini oluşturuyor. 330 bine yakın nüfusunun neredeyse yarısını göçmen kökenlilerin oluşturduğu ilçe, çok farklı kesimlere ev sahipliği yapıyor. On yıl öncesine kadar daha çok göçmen, işçi ve de alternatif gruplardan oluşan sosyal yapı, son yıllarda özellikle ilçenin kuzeyine globalleşen yaratıcı sınıfın ve öğrencilerin yerleşmeye başla ve göçüyle kabuk değiştirmeye başladı. Emlak yatırımcılarının ilgisinin bu süreçle buluşması sonucunda ilçede zuhur eden soylulaştırma, önemli gündemlerden birini oluşturuyor. Bunun dışında hala düşük gelirli, sosyal yardıma bağımlı kesimlerin içinde bulundukları yaşam koşulları, organize suç örgütlerinin varlığı ve de özellikle ilçenin güneyinde faal olan aşırı sağcı / ırkçı yapılar da gündemden düşmeyen önemli konulardan. Yine de ilçe, renkli gece hayatı, geniş parkları, tarihi cadde ve sokaklarıyla da yüksek çekim kuvvetini koruyor. Son yirmi yıldır belediye başkanlığı koltuğunda SPD’li siyasetçilerin oturduğu Neukölln’ün bir önceki belediye başkanı Franziska Giffey ise Berlin Eyalet Başbakanlığına aday.

2021 federal seçimlerinde SPD’nin ilçeden milletvekili adayı olması beklenen Hakan Demir’le adaylığını, SPD’yi ve Neukölln’ü konuştuk. Tabanın aday olmasını kararlaştırdığı Hakan’ın resmi adaylığı için yapılacak kurultay ise korona tedbirleri neticesinde ertelendi.

Batı Almanya’da Türkiye kökenli bir isçi ailenin çocuğu olarak 80’li yıllarda dünyaya gelen Hakan Demir, ailesinde üniversiteye giden ilk kişi. Siyaset bilimi ve felsefe eğitimi sırasında bir yıl İstanbul’da da bulunan Hakan Demir, 2012’den beri Neukölln’de yaşıyor.

‘TEK KONU ÜZERİNE ODAKLANAN BİR ADAY DEĞİLİM’

SPD’nin göçmenler çalışma grubundan geliyorsun, seçilirsen mecliste hangi konulara odaklanacaksın?

Aslında rakibimin beni göstermeye çabaladığı gibi, tek konu üzerine odaklanan bir aday değilim. İlgilendiğim üç temel konu: Adil bir eğitim politikası, güçlü bir sosyal devlet ve beraberliğimizi güçlendirmek. Adil eğitim politikası deyince, her çocuğun dijital eğitime katılabilmesi için gerekli teknik teçhizata sahip olmasını anlıyorum. Bu sebeple federal hükümetin yatırımlarını artırması bu yatırımların da hedefine ulaşması için bürokratik engellerin kaldırılması gerekmekte. Almanya’da her 5 çocuktan biri fakirlik içinde büyüyor. Bunun sonucunda yetişen kayıp nesilleri kabullenemeyiz. Sosyal devlet için toplu sözleşmelerin güçlendirilmesini savunuyorum. Örneğin perakende sektörü için toplu sözleşmelerin genel bağlayıcılığının artırılması ve işverenlerin bu bağlayıcılığı veto hakkının zayıflatılması şart. Ayrıca saatlik 12 Euro asgari ücreti savunuyorum. Bu miktar ise emeklilikte fakirliği engellemenin tek yolu. Hartz 4 (sosyal yardım) rejiminin müeyyidelerinin azaltılması bunun yerine bu sosyal yardımdan yararlanan insanların desteklenmesine odaklanılması da sosyal devletin önemli bir parçası haline gelmeli.

Bahsettiğin ve çok eleştirilen Hartz 4 reformlarını da sosyal demokrat bir iktidar getirmedi mi?

Yaptığımız çok büyük bir hataydı bu, reformları yaparken asgari ücreti de yürürlüğe koymamız gerekiyordu. Bu hata da kendini zaten seçim sonuçlarında gösterdi. 10 milyon seçmen kaybettik. Geçen sene ortaya koyduğumuz sosyal devlet beyannamesiyle bu hatadan dönülecek yolu çizdiğimizi düşünüyorum. Önem verdiğim üçüncü ve son konu ise toplumsal beraberliği güçlendirmek. Bunun için bir yandan demokrasi mücadelesi yapan derneklere verilen desteklerin sürekli hale getirilmesi gerekiyor. Başarılı projelere imza atan bu aktörlerin sürekli finansman aramak zorunda bırakılmaları doğru değil. Demokrasiyi destekleme kanunu (Demokratiefördergesetz) tasarısıyla bunu amaçlıyoruz. Buna ek olarak güvenlik güçleri mensuplarının eğitimlerinin iyileştirilmesi gerekiyor. Buna paralel olarak güvenlik güçleri içindeki değişik chat gruplarıyla gündeme gelen ırkçı tandansların ortaya çıkarılması için ülke çapında bu konuda araştırmaların yapılması gerekiyor. Böylece polise duyulan güvenin de artması sağlanabilir.

‘ANKETLER ŞU AN İÇİN İYİ’

Neukölln çok çeşitlilik arz eden bir ilçe. SPD, ilçenin kuzeyinde Yeşiller ve Sol Parti’yle sol tandanslı ve eğitim ortalaması daha yüksek bir seçmen ve de göçmenlerin oyu için mücadele ederken, güneyde daha muhafazakâr bir seçmenin desteğini almak için CDU ve AfD ile mücadele ediyor. Bu grupların hepsinden oy almak için stratejin ne?

Anketler şu an için iyi görünüyor. Gerçekten çok farklı gruplar var. Kuzeydekiler güneye taşınıyor, güneyde de birçok göçmen var. Muhafazakârları da ilgilendiren konular programımızda mevcut. Mesela ebeveyn parası. Özellikle orta sınıf için önemli bir konu bu veya kısaltılmış iş ödeneği yine aynı şekilde. Önce bahsettiğim demokrasiyi destekleme kanunu da bu yönde. Hangi gruba mensup olursa olsun iyi yaşam koşulları ve güvenlik herkes için önemli. Martin (Hikel-Neukölln SPD’li Belediye Başkanı), Franziska (Giffey-halen aileden sorumlu federal bakan ve eyalet başbakan adayı) ve benden oluşan üçlünün kitle partisi (Volkspartei) olmanın şartı olarak toplumun her kesimine hitap ettiğimize inanıyorum. Herkes için sunduğumuz bir şey var. İsçi çocuğu olarak ben çalışanlara, göçmenlere ve de güneydeki ailelere hitap edeceğimi düşünüyorum. Bence Neukölln’de göçmen kökenli birinin ilk kez olarak federal parlamentoya seçilmesi tarihi bir fırsat. Bu okullardaki bir çok çocuk için önemli bir işaret olur. Göçmen birinin de bir yere varabileceğini görmeleri, ‘’Biz de toplumda istediklerimize erişebiliriz’’ diyebilmeleri önemli.

Peki göçmen kökenlilerin oylarını kazanmak için ne yapmayı düşünüyorsun?

İnsanlara ulaşmak için çok dilli seçim kampanyası önemli. Ama kuvvetli bir sosyal devlet talebi ister Arap ister Türk ister Alman kökenli herkesin yararına. Herkes için siyaset yapacağım.

Aslında SPD Berlin’in müstakbel başkanı Franziska Giffey Neukölln’de rakibin Tim Renner’i öne sürmüştü. Ancak örgüt tabanı seni seçti. Giffey’la işbirliği nasıl şekillenecek?

Diğer aday Tim seçimden sonra beni tebrik etti, ‘’Neukölln kırmızı kalmalı, önemli olan bu’’ dedi. Franziska ve Martin de bana hemen tebriklerini sundular. Muhtemelen, tabana farklı bir aday daha göstermenin faydalı olacağını düşündüler. Parti içi seçim mücadelesi bence önemli, bu sayede farklı pozisyonları ortaya koyabiliyoruz. Rakibimi desteklemeleri son derece meşru. Önemli olan geldiğimiz bu noktada beni desteklemeleri. Rakibimin başka bir ilçe örgütüne mensup olması tabii ki eleştirildi. Ama bence burada da sorun yoktu. Neticede Neukölln beni destekleme kararı aldı.

‘KOALİSYONA KARŞIYDIM…’

Son olarak, mevcut durumdan mutsuz olan biri son 20 yılın 16’sında iktidarda olan bir SPD’ye neden oy versin?

Ben şahsen büyük koalisyona karşıydım. Ancak bu dönemde de büyük başarılara imza attık. 2014’te kararlaştırılan asgari ücret bizim sayemizde çıktı. Kısaltılmış iş parasının süresinin uzatılmasını da biz sağladık. CDU, FDP ve Yeşillerin iktidarı ülkeye iyi gelmeyecekti. Sosyal konularda bir çok kazanıma imza attık. Temel emeklilik güvencesi (Grundrente), kiraya verilen evlerin kolayca satılmaması, kiraların sinirlendirilmesi (Mietendeckel) gibi bir çok konuda bizim imzamız var.

Berlinde kira sınırlandırılmasını aslında SPD’nin değil de„kamulaştırma insiyatifinin’’ (Deutsche Wohnen Enteignen) başarısı olarak göremez miyiz?

Kiraların sınırlandırılmasıyla ilgili fikir çok daha eskiydi. Özetle birçok konuda iyileşmelere imza atmamıza rağmen, büyük koalisyon içinde başarılar hep CDU’nun hanesine yazıldı. CDU’nun sosyal yani aslında çok zayıf. Bunun için büyük koalisyona karşıyım. Sol partilerden oluşan bir koalisyonda çok daha büyük kazanımlar elde edebiliriz. Şimdi yapmamız gereken, sağladığımız kazanımları halka daha iyi anlatmak.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız