birgün

24° PARÇALI AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 20.02.2020 09:46

ŞT’nin eski ivmesini geri kazandıracağım

Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Ergen, “Son 20 yılda ŞT’nin biraz sekteye uğradığını görüyoruz. Buna eski ivmesini kazandırabilme heyecanı benim için büyük” diye konuştu”

ŞT’nin eski ivmesini geri kazandıracağım

Işıl ÇALIŞKAN

Yönetmen ve çevirmen Mehmet Ergen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları (ŞT) Genel Sanat Yönetmenliği görevine getirildi. Dünyanın birçok ülkesinde oyunlar sahneleyen Ergen, Afife Jale, Time Out ve Peter Brook Empty Space ödüllerinin de sahibi. ŞT’nin dünya tarihindeki önemine değinen Ergen, böyle bir tiyatronun geleceğine yön vermenin kendisi için mutluluk verici olduğunu belirtiyor. Ergen ile hedeflerinden işe alımlara, telif ücretlerinden ödenekli tiyatroya pek çok konuyu konuştuk.

Bu görevin sizin için nasıl bir anlamı var?

Türk tiyatrosu ŞT’de başladı. Cumhuriyet’ten bile eski bir tiyatrodan bahsediyoruz. Büyük zorluklar çekilerek 1914’te kurulmuş. Dünya tarihinde çok önemli bir tiyatro. Böyle bir tiyatronun 21’inci yüzyılına yön verebilmek çok güzel bir şey. Çok büyük ideallerle başladı. Özellikle 30’lara 40’lara baktığımız zaman repertuvarının dünya çapında olduğunu görebiliriz. Son 20 yılda bunun biraz sekteye uğradığını görüyoruz. Buna eski ivmesini kazandırabilme heyecanı benim için büyük.

ŞT ülke tiyatrosu için ne kadar önemli?

İstanbul’un nüfusu Avrupa’daki birçok ülkeden daha büyük. Hollanda’dan, Yunanistan’dan daha büyük bir şehir olduğu için bu şehrin Devlet Tiyatrosu (DT) gibi bakmak lazım. Sahne, oyuncu, idareci, çalışan, yaratıcı eleman sayısıyla dünyanın en büyük tiyatrosu. DT’yi merkezi yönetim olarak saymazsak bu şekilde, bir şehirde, bu kadar büyük bir tiyatro dünyanın hiçbir yerinde yok. Bizden yüzlerce kat fazla iş yapan Batı Avrupa şehirlerinde bile 400’e yakın oyuncu kapasitesi ile 10 tane salonuyla 40’a yakın oyununu her sezon gezdiren bir tiyatro daha yok. Şehrin buna büyük bir ihtiyacı var. Devlet yapmazsa, belediye yapmazsa kim yapacak? Çünkü seyirci yetiştirme konusunda geri kaldığımızı düşünüyorum. Demografik açıdan İstanbul’un yapısı çok büyük farklılıklar gösteriyor. Bugün farklı semtlerde oturanlar farklı ülkelerde yaşıyor gibi bir deneyim yaşıyorlar. O yüzden ŞT’nin misyonu bir anlamda Nişantaşı’nda, Harbiye’de yaptığını aynı şekilde Sultangazi’de Kağıthane’de de yapmak olmalı. Orada o oyun, burada bu oyun gider diye insanlar adına repertuvar düşünmek de çok doğru olmaz. Kendi içinde bir idealizm içermeli.

SEYİRCİYİ ESERLER YETİŞTİRİR

Seyirci yetiştirme konusundaki eksiklik nasıl aşılır?

Madem bu zenginlikte bir tiyatro, o zaman dünyanın en iyi oyunlarını yapması lazım. Seyirciyi eserler yetiştirir. Geçtiğimiz 40 yıla baktığımız zaman burada Eski Yunan’dan Rönesans’a 19’uncu yüzyılda modern tiyatronun kuruluşundan 20’inci yüzyıl klasiklerine, yaşayan genç kadın yazarlara müthiş bir yelpaze sunamıyorsak oyunları seyredenler de tiyatro bu kadarmış diyebilir. Dolayısıyla bizim çok daha iddialı olmamız gerekiyor. Beni en çok heyecanlandıran bu.

Gelecek oyunlarla ilgili nasıl çalışmalarınız olacak?

Dünya repertuvarı kriteri aslında çok belli. Çağdaş Amerikan Tiyatrosu deyince biz Arthur Miller’dan bahsediyorsak ve bu geçen 35 – 40 yılda bu yazarın sadece bir oyunu yapılmışsa, zaten çok zor bir işim yok. Repertuarı biraz hafif tutmuşuz. Gelir düzeyi düşük bir seyirci olması aslında çok iyi bir şey ama onun getirdiği yanlış tahminle aman çok ağır bir repertuar yapmayalım mı denmiş bilmiyorum ama şehrin en önemli tiyatrosu bu ise, dünyanın en önemli oyunlarını yapması gerekiyormuş ve yapmamış. Yaşar Kemal’leri, Murathan Mungan’ları her gün sahnesinde tutmuyorsa onun yerine yarı vasıflı Tanzimat Edebiyatı uyarlamalarını, sırf belli ideolojilere hizmet etmek için ve iyi görünmek için yapıyorsa bu sınavı geçememiş demektir. Oedipus’tan çıkalım Shakespeare’e gelelim. Shakespeare’in 37 oyunundan biz 10’unu yapmışsak ve kalan 27’sini bu şehre sunmadıysak repertuvar anlamında geri kalmışız demektir. Çok önemli bir gösterge de yeni yazarlar. Şu anda yaşayan her gün metrobüsüne binen, o sokakta gördüğümüz insanlar gibi insanları sahneye getirmeyen bir tiyatro, akademik anlamda “tiyatro yaşamı yansıtır”, “insanı insanla anlatır” gibi basmakalıp laflar etmemesi lazım. O insanları sahneye getirmesi lazım.

Geçen yönetimde ŞT çok ciddi bir itibar kaybetti. Bu itibarı nasıl geri kazanmayı planlıyorsunuz?

Oyun seçimlerinde dikkatsiz davranıldığını düşünüyorum ama her şeye rağmen burada seyircinin çok sevdiği ve yıllardır kapalı gişe giden 5 – 10 tane çok iyi oyun var. Bu da gösteriyor ki oyunların hepsi böyle olduğunda hepsi dolacak. Şehrin şunu anlaması lazım, bu seçimler tiyatromuza özgürlüklerden bahseden bir dönemi getirdi. Tiyatro oyununa konu olamayacak bir konu yok. Hepsinin sahnelenebilir olması lazım. Biz zaten bu amaçla ilk sezonumuzu Dünya Kadınlar Günü Haftası’nda duyuracağız, 5 Mart’ta. İlk kez çoğunluğunun kadın yazar ve yönetmenlerin oluşturduğu bir repertuvar hazırladık. Çoğu Türkiye prömiyerleri. Hepsi çağdaş yaşamımızda konuşmamız gereken konuları ortaya çıkartan oyunlar. Yakın tarihimizle yüzleştiren oyunlar.

GERİ ALIMLAR BAŞLADI

İşten atılanların iadesi ile ilgili yakın zamanda bir gelişme olacak mı?

İşlemler ve geri alımlar başladı. Bir iki ay içerisinde herkes geri dönmüş olacaktır.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız