Su Tanrıçası Dersim'deydi
Anahita müzik Grubuyla Ovacık Çaxperi köyünde tanıştık. Grup 7 kişiden oluşuyor gibi gözükse de aşağı yukarı 17 kişi gezen bir müzik komünü

SEÇİL TÜRKKAN
Zazaca Anahita su ve yaşam tanrıçası anlamına geliyor. Konu su ve yaşam tanrıça olunca o isim pek çok kültürde karşımıza çıkıyor. Yunanca, Ermenice ve Farsça da da farklı yazılışları bulunan tanrıça Anahita, efsaneye göre hükmü geçen yerlerin bereket ve güzel duygularının sorumlusu.
KADROLU KOMÜN KORO
Müzik grubu Anahita'yla ise Dersim Ovacık'ta tanıştık, Çaxperi (Periler çağı) köyünde. Grup yaklaşık 17 kişiden oluşuyor. Yaklaşık, çünkü Anahita gezgin bir müzik komünü aynı zamanda. Müzisyen sayısı 7-8 olmakla beraber geri kalanlar 'komün korosunun' bileşenlerini oluşturuyor. Kendi tabirlerine göre geri kalanlar 'kadrolu' dinleyici. Hepsi aynı evde, İzmir Alsancak'ta yaşıyor.
KONSER MEKANI: KÖYÜN MERKEZİ
Ovacık Çaxperi köyünde pek çok sohbet yalakların yanındaki ağaçlık altında ediliyor. Gündüz oturup Munzur Nehri kenarına kurulu Anahita 'dinlenme' tesislerinde neler yapacağımızı planladığımız ağaçlık altı, akşamüstü köye döndüğümüzde Anahita müzik grubunun konser mekanı olmuştu.
ERZURUM TÜRKÜSÜ, DERSİM'DE
Anahita Çaxperililere bir Erzurumlu Metin Çalmaşır ve Feramuz Gündoğdu türküsü olan 'Şu tepe karlı tepe yaylalar'ı söylüyor, sonra konseri bitiriyor. Aynı şarkıyı Selvi Boylum, Al Yazmalım'dan hatırlıyoruz, Ahmet Mekin söylüyor. Akşam 14. Munzur Kültür ve Sanat Festivali'nin bir ayağı olan Ovacık'taki festivalde de sahne aldılar.
Kaldıkları evin bahçesine gidip ortadaki taze fasulye salatasından yemeye başlıyoruz. Bahçede bu kez 20 kişiden fazlayız. Müzik Komünü'nün geri kalanı burada, ev sahipleri de, köylüler de.
“BİR BÜTÜN ZİRA...”
Grup adına kimle konuşacağımızı tartışırken, net karar çıkamıyor. Ama başka bir karar alıyoruz. Röportajdaki karışıklığı önlemek için soruları bir kişiye soracağız, isim yazmayacağız. “İsim isim ayırmaya gerek yok” diyor biri arkadan. Anahita bir bütün zira...
İZMİR ORTAK ŞEHİR
Herkesin ortak yönü İzmir'de üniversite öğrencisi olmaları. Bundan 3-4 yıl önce gruptan iki kişinin Anahita'yı kurmasıyla başlayan serüven, bugün onlar müzik komünü halini alana kadar evrilmiş. Sonrasını, şimdilik bilmiyoruz.
İKİ DİL, İKİ İNSAN
Grubun sabit enstrümanları ney, zurna, santur, duduk, yan flüt, sazbüş, gitar, perküsyon. Kendilerini dinlemek isteyenler normalde hep İzmir'de Alsancak'ta bulabiliyor. Ermenice, Zazaca, Kürtçe, Arapça müzik yapıyorlar. Fakat niyet, dil sayısını arttırmak. Bir dil bir insan, iki dil iki insan nihayetinde. “Kötü söylesek de amacımız birçok kültürden, birçok dilde şarkı söylemek. Başka da bir amacımız yok” diyorlar.
“Sokak müzisyenliği rahat mı peki?” derseniz Taksim'de çaldıkları parçalar belli bir kesime hitap ediyor gibi gözüküyormuş onlara göre, İzmir'de çalmak İstanbul'a göre daha samimi geliyormuş. “Tepkiler daha doğal” diyorlar. Alsancak'ta onları ilk kez dinleyenler, genelde karşılarındaki pastaneye otururmuş. “Çaldığımızdan başka dilde bir parçaya geçtiğimizde kitlemiz gider, ama sonra başka bir kitle dinlemeye gelir. Kültür işte” diyorlar. “Kültür hep değişiyor”
“BOYKOT DA DANS DA BİZDEN”
İzmir'de Kürtçe parçalarda 'boykot' edenler de oluyormuş, dans edenler de. Ama konu illa ki Gezi'ye değecek. “İnsanlar artık çok kültürlü bir toplum olduğumuzu görmek istiyor, bunu talep ediyor. Belki Gezi de bunun en son örneğiydi” diyorlar. “Gezi'yi işte bu yüzden bizlerden öncekiler, örneğin Kazım Koyuncu ve onun gibiler yarattı.” Belki komün koroyu da öyle...


