birgün

21° AÇIK

SİYASET 14.02.2020 04:00

Şu yerel seçim başarısı

Üzerinden bir yıla yakın zaman geçen yerel seçim sonuçlarının tüm muhalefet tarafından büyük bir başarı olarak kabul edildiği ortada. AKP/MHP koalisyonu açısından Ankara, İstanbul, Mersin ve Adana başta olmak üzere çok sayıda belediyeyi / belediye başkanlığının kaybedilmiş olması kuşkusuz bir yenilgidir. Belediyeler üzerinden fonlanan vakıf ve medya görünümlü propaganda aygıtlarının hareket kabiliyetlerini yitirmelerinden ballı imar düzenlemelerine kadar bir dizi iktidar olanağını kaybettiler. Bazılarını yetkileri bakanlıklara alarak telafi etseler de kayıpları büyük.
Muhalefet açısından ise yarattığı moral motivasyon bile çok kıymetli. Bunun yanında devasa bütçeler ve kadroları yönetme olanağı, AKP
ile doğmuş genç kuşağa alternatifin mümkün olduğunu göstermesi çok büyük kazanç. Bazı illerde onlarca yıla varan sürelerle yerel iktidardan uzak kalındığı için başarıya dair bir karne çıkarmak için belki de erken. Ancak bu başarının özellikle ana bileşen konumundaki muhalefet partilerinin iç iktidarları tarafından analizi ve kullanılma tarzı gerçek bir siyasi iktidar değişimini riske atmakta.

Önce sonuçların toplam bir başarı olarak kabulünün sorgulanması gerek. Ülkemizin üçte birinden büyük bir coğrafyasında vatandaşların seçme ve seçilme hakkının ortadan kaldırıldığı, aktif politikacılarının nerede ise tamamının tutuklu ya da “firar” konumunda olduğu, futbol takımlarının ırkçı saldırılar nedeniyle liglerden çekildiği, ana akım medyanın yıllardır tek bir mensubunu ekranlara çıkarmadığı, siyasi ittifakların bile adı konulmadan yapılabildiği, en insani temasların “eşler” üzerinden yürütülebildiği bir tablodan başarı diye söz edilebilir mi?

Bakın Aristo’dan bu yana demokrasinin asgari koşulu olan seçme seçilme hakkının kaldırıldığı nerede ise bir apartheid rejiminden bahsediyoruz. Şiddet ve terörün en yoğun olduğu dönemde bile çözülmemiş yurttaşlık bağı sessiz sedasız bir şekilde çözülüyor. Herkes bu tabloya razı olmuş bir sonraki dâhiyane siyasi mühendislik hamlesi bekleniyor!

Kazanılması tartışmasız başarı olan belediyelerdeki sonuçların ise adayların iletişim taktiklerine ve sağcılaşmaya bağlanması tüm partileri AKP’lileştiriyor. Kudüs Mitingi ile sağcılaşma – hatta giderek siyasal İslamlaşma- artık iktidara gelmek için bir taktik ya da yanlış danışmanların yönlendirmelerine bağlanamayacak bir ideolojik tercihe/ray değişikliğine dönüşmüş durumda. Açıkça muhalefet partilerine oy veren seçmenin dönüştürülmesi gerektiği savunuluyor.

Adalet yürüyüşünde olduğu gibi yerel seçimlerin başarı kısmı “partiye” ya da siyasete mal edilmiyor. Sanki on yıllardır mücadele edenler yerel yönetimleri kazanmak için değil de, rozetsiz/siyasetsiz/partisiz başkanlar o koltuklara otursun diye mücadele etmişler gibi kabul ediliyor. Tüm bu nedenlerle karşımızda tüm iddia ve kurumlarıyla çökmüş çürümüş bir iktidar varken seçmen tercihi iktidar partilerinden “kararsızlar partisine” kayıyor. Siyaset mühendisliği ile iktidar bloğundan koparılacak 2-3 puan üzerine hesap yapılıyor.

Başta CHP olmak üzere parti içi iktidarlar yerel yönetim başarısını -elde edilen belediye olanaklarını da kullanarak- vahşice parti içi demokrasiyi rafa kaldırmak için fırsata çevirmeye çalışıyorlar. Aynı kongrede tek adamlı ülke yönetimi eleştirilirken, tek adaylı blok listeli seçim garabetleri yaşanıyor.

“Demokrasi kahramanları” da bu tabloya razı olup tek adaylı seçimlerin konforunu yaşıyorlar. Esasen bu iki olgu yani partinin ideolojik dönüşümü ile parti içi demokrasinin ortadan kaldırılması birbiri ile bağlantılı. İç demokratik mekanizmaları çalışan bir partide ideolojik dönüşüm üyeye rağmen yapılamayacağı için blok listeli tek adaylı seçimler dayatılıyor.

Umarım CHP delegeleri kongrelerde ve kurultayda partiyi yönetecek kadroları seçmek dışında partinin içine girdiği ideolojik dönüşümü ve parti içi demokrasinin ortadan kaldırılmasını da tartışırlar.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız