birgün

16° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 18.12.2019 04:00
author

Süksenin siyasetteki yeri nedir?

Geçtiğimiz hafta bir gazeteci dostum bu soruyu sorduğunda, hem sorunun kendisinin hem de yanıtının tam da yaşadığımız şu günleri anlatan en çarpıcı özetlerden biri olduğunu düşündüm.

Türkiye’nin geldiği noktada, bugünün sorusu tam budur: Süksenin siyasetteki, hatta ilave ederek, ekonomideki yeri nedir?

Haftalardır, Türkiye’nin 2020 bütçesini, bu bütçenin stratejisini, hem anlamaya hem de tartışmaya çalışıyoruz.

Nedir bu bütçenin stratejisi?

Tam olarak şöyle özetlenebilir: 3S stratejisi… Sükse, Simitçi, Saray.

Sükse, sözlük anlamına göre “gösteriş, ilgi çekecek durum”. Cumhurbaşkanı tarafından, en üst düzeyden strateji olarak ilan edildi. Yani, iktidar bu bütçeyle birilerinin ilgisini çekmeyi hedefliyor.

O halde soru şu: bu bütçe kime gösteriş yapma ve kimin ilgisini çekme derdinde?

Bu bütçe açıkça, rantçı yandaşla, ülkeyi borca batıran faiz lobilerini ve ekonomiye saldıran dış güçleri hedefliyor. Bu bütçe stratejisinin temelinde, iktidarın “dış düşmanlar” diye sözüm ona bağırıp çağırdığı, “lobi” diye isimlendirdiği, halen Türkiye’ye borç vermekte olan yabancılara hoş gözükme, onların ilgisini çekme derdi var.

Bunu stratejiyi Yeni Ekonomi Programı’nda da görüyoruz. Programda iktidar “dengeleneceğiz” derken, dengelenmekten kastettiğinin cari fazla vermek olduğunu da ekliyor.

Oysa herkes görüyor ki, cari fazlayı ihracatımızın niteliği aniden arttığı için vermiyoruz, ithalata bağımlı üretimimiz durduğu için, ithalat yapmadığımız için veriyoruz. Yani bu cari fazla üretmemek, işsizlik, yoksulluk demek.

Peki o zaman cari fazla vermemizi kim istiyor? Kime sükse yapılıyor bu cari fazlayla? Yanıtı açık: Türkiye’ye yıllardır borç vermiş olanlara. Bir gün paralarını geri almak isteyeceklere. İktidarın ifadesiyle “dış düşmanlara” ve “faiz lobilerine”...

İktidar böylece “dengelenme” dediğinde, “Ey faiz lobileri, ey dış güçler, kürsülerden bağırdığımıza bakmayın siz. Halkı işsiz bırakır, yoksullaştırırız ama ne pahasına olursa olsun sizi zor durumda bırakmayız” diyor gerçekte. Sonra da dönüp bu bütçede faizcilere 139 milyar TL ödemeye hazırlanıyor.

Bu bütçede bir yandan da “simitçi” var. Simit, artık iktidarın, batan ekonomide hangi şirketleri kurtaracağına dair tercihini tarif ediyor. Halktan ranta iktidar yolculuğu bundan daha iyi resmedilemezdi. Halk için simit hesabından, halktan topladığı vergilerle yandaş simitçi kurtaran bir iktidara… Üstelik halkın olan şirketler yok pahasına satılmışken, bu bütçe “simitçi” kurtarıyor, rantçı yandaş zenginleştiriyor.

Kamu-özel işbirliği adı altında rantçı yandaşa 18,9 milyar TL, kullanmadığımız yollar, geçmediğimiz köprüler için yandaş müteahhitlere 7,9 milyar TL aktarılacak.

Yani ne içerdeki ne dışarıdaki “iktidar ortakları” unutulmamış bütçede. Unutulanlar, halkın yaşadığı kronikleşen kriz, ağır toplumsal bunalım… İşçi, işsiz, çiftçi, mavi yakalı, beyaz yakalı, KOBİ, üretici…

Oysa yapılması gereken belli… Türkiye’nin bunu yapabilecek potansiyeli de, kaynağı da var.

Türkiye, güçlü bir sosyal devlet, üretken ve üretici kamu ile krizden çıkacak.

Nasıl mı?

Rantçılığın yerine verimlilik temelli üretimi koyarak… Kamu kaynaklarını rantçılara değil üretici güçlere, emekçilere aktararak… Ücretler arttırılarak… Asgari ücreti vergiden muaf tutarak, aynı anda vergi cennetleri listesinin açıklanması ve rantçıdan vergi toplanmasıyla…

Ötekileştirmenin yerini kapsayıcılık ve keyfiliğin yerini kurumların ve kuralların almasıyla… İşsizlik sigortasını emekçilerin kullanmasıyla, çalışma saatlerinin insanileştirilmesiyle…

Temelinde bütçe hakkı, demokrasi, hukuk ve özgürlüklerin olduğu, iktidarın bekası yerine ülkenin geleceğini gözeten bir bütçe yapılarak… Saray’a 3,25 milyar TL harcarken MEB’in bütçesi içinde yatırımların payını yüzde 4,65’e düşüren anlayışı değiştirerek…

Bütün bunları bu iktidar yapmayacak. Yapamayacak değil, varoluşu gereği yapmayacak.

Ama biz, milyonlar hep birlikte yapacağız. İktidarın karanlığa boğduğu ülkemize yeniden renk ve nefes getireceğiz. Kamu kaynaklarını şeffaf harcayacak yeniden ekonomiyi beyaz kılacağız, kadınları hayatın eşit ortağı yapıp düzeni mor ve turuncuyla boyayacağız. Doğayı koruyacak üretimde sürdürülebilirliği gözeterek ekonomiyi yeşil ve maviyle bezeyeceğiz.

Birbirimize kardeşçe ve dayanışmayla sarılacak, birbirimize renk ve nefes vereceğiz. Bu toplumsal bunalımı aşacağız.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız