birgün

14° PARÇALI BULUTLU

SİYASET 08.03.2020 09:52

Süper Dolunay’da Barış’ı konuşmak!

Önümüzdeki günlerde bizi şunlar bekliyor-muş:
Sağlık alanında yeni bir durum meydana çıkabilir.
Muhalefet yanlış adımlar atabilir.
Dış ticarette yeni anlaşmalar söz konusu olabilir.
Benzin ve motorine zam gelebilir.
Farkındaysanız, ‘bekliyor’ değil de ‘bekliyor-muş’ dedim. Zira bunlar, SÖZCÜ gazetesinin internet sitesindeki astroloji bölümünde yazıyordu, inanmayan bakıp okuyabilir.
Ben de “Başak burcunda süper dolunay Türkiye’yi nasıl etkileyecek” başlığını görünce, haberi gökyüzünden alayım bari diye okudum. Böyleyken böyleymiş.
Size de tavsiye ederim. Burç yorumlarını okuyun, fal baktırın falan... Başka türlü memleketin de ‘şahsınız’ın da halini anlamak zor!
Mesela… TBMM kapalı oturum yaptı. O gün bugündür muhalefet sözcüleri “aHaber’de dinlediklerimizden farklı bir şey dinleyip öğrenemedik” diyor. İYİ
Parti lideri Meral Akşener, Erdoğan’a çağrıda bulunup “Liderler zirvesi toplayın, Suriye meselesinde ne olduğunu anlatın” diyor.
Diyelim ki liderler zirvesi yapıldı. Erdoğan anlattı. Başak burcundaki süper dolunayın izah ettiklerinden daha fazla ne söyleyebilir ki!
“Rusya ile ticari ilişkilerimiz her zamankinden iyi...
Muhalefet hep yanlış adımlar atıyor...
Sağlık için sarılıp öpüşmeyin...”
İşte! Her şeyi anlatmış Erdoğan. ‘Yetmez, dahasını da bilmek isteriz’ diye tutturmanın manası var mı!? Bunun için Saray meşgul edilir mi!? Zaten bu başlıkların dışındaki meseleleri de Erdoğan, ‘şahsının gazetecilerine’ uçakta anlatıyor.

***

Önemli not: Yazının buraya kadarı ironi içeriyordu. Ancak aşağıda okuyacaklarınız ayniye vakidir. İroni falan söz konusu değildir.

***

Erdoğan’a uçakta gazeteciler soru sordu. Sorulardan biri şöyleydi:
SORU: “Rusya’ya aradan çekilin, bizi rejim ile baş başa bırakın demiştiniz. Görüşmede bu gündeme geldi mi?”
YANIT: “Tabii bu konu TATLIYA BAĞLANINCA böyle bir şeyi söylemenin de artık anlamı kalmadı.”
Konu nasıl tatlıya bağlanmış peki? Onu da Bahçeli izah etti: “UZLAŞMA TAVİZ VERMEKLE MÜMKÜNDÜR.”
Kayıt düşün bunları. Bir kenara not edin. Hatırlayın. Onlarca evlat ölüme gönderilmişken Moskova’da iş nasıl tatlıya bağlanmış? Nerede nasıl taviz verilmiş? Sorun.
Taviz vermek derken, İdlib haritasında TSK’nin (ÖSO ve HTŞ ile birlikte) kontrol ettiği bölgenin yarısından fazlasından çekilmesi mi kastediliyor mesela?
Suriye Arap Cumhuriyeti’nin (aslında hep olması gerektiği gibi) “egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan kuvvetli taahhütleri” yinelemek, taviz sayılır mı acaba?
Aynı şeyi muhalefet dile getirdiğinde “Zalim Esad’ın sözcüleri” diye ateş saçanlar, bu son durumu nasıl izah ediyor?

***

İktidar kim bilir nasıl sıkıştı ki... Toplumun çok büyük çoğunluğu “artık bu savaşa son verin” mesajını kim bilir nasıl veriyor ki…
Erdoğan Rusya’ya koştu. “Kabul ettiğiniz için teşekkür ederim” diyerek Putin’le masaya oturdu. Bir hafta önce neredeyse her satırına karşı olacağı bir metne imza attı.
Dahası, “(Rusya ile) aramıza kara kediler girmiş olabilir” diye ABD’ye ters çaktı.
Ve bu şahane ‘barış seferi’ sırasında şunlar oldu:
Sınır ötesinden yeni ölüm haberleri geldi.
Mültecilerle sahnelenen oyunda ölümlerle, skandal görüntülerle, “Yunanistan’a şu kadar euro verdiniz, bize onun kaçta kaçını verdiniz” diye ayıp pazarlıkla devam etti.
Ve iki gazeteci, iki sevgili kardeşim, iki Barış cezaevine gönderildi. Aslında tutuklu yargılanmalarını gerektirecek bir iddia yoktu ortada. Ama başsavcılık “organize suç şüphesi” var diye açıklama yaptı.
Ortada suç yok da, bilin ki “organize” bir şey var. Olacak.
Gazeteciliği, gerçekleri sizlere aktarmayı, barıştan ve Barışlar’dan yana olmayı organize bir şekilde sürdüreceğiz. Başak burcu da öyle söylüyor, haberiniz olsun!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız