Suriye’de kazananlar kaybedenler: Kim ne istedi, ne elde etti?
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI
Fırat’ın doğusuna yönelik harekât sonrası ABD’nin çekilme kararı taşları yerinden oynatırken, Suriye sahasında kazananlar ve kaybedenler de şekillenmeye başladı. Kaybedenler; ABD, Yeni Osmanlıcılar, Körfez monarşileri. Kazananlar; Rusya, Şam yönetimi, İran. Hem kazanan hem de kaybedenler; İsrail ve Kürtler.

Çıkar çatışmalarının iç içe geçtiği Suriye’de, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik harekâtı sonrasında ABD’nin çekilme kararı taşları yerinden oynatırken, çok boyutlu krizde yeni bir aşamaya geçildi. Savaşın da oyunun da kuralları yeniden değişmeye başladı. İlk günden itibaren savaşa taraf olan aktörler, yeni denklem ışığında pozisyonlarını güncellerken, çatışmaların başladığı Mart 2011 tarihinden bu yana geçen sekiz yılda, harekâtın ise onuncu gününde kazananlar ve kaybedenler de şekillenmeye başladı.

Her bir aktörün, ülkenin ve güç merkezinin kendi farklı ajanda ve gündeminin olduğu Suriye’de sahada da masada da sıkı bir pazarlık sürdürülürken şu ana kadar kim ne kazandı?

KAYBEDENLER

ABD:

İlk günden itibaren temel amacı Şam yönetimini devirmek, yerine kendisine bağımlı bir ‘Ilımlı İslamcı’ iktidar yaratmak olan ABD, gelinen aşamada ne yönetimi devirebildi ne de istediği oyunu kurabildi. Rejim değiştirme hevesi uğruna silahlı gruplara her türlü desteği veren, Türkiye ile birlikte cihatçıları “eğit-donat” programıyla eğiten, müttefikleriyle birlikte “vekalet savaşı”nı fiili müdahaleye dönüştüren ABD, son olarak SDG üzerinden yerleştiği ülkenin doğusunda da istediğini elde edemedi. Trump’ın 13 Ekim tarihli “çekiliyorum” kararı Suriye’deki yenilginin kabulü oldu. Savaşa açtığı Suriye sahasında inisiyatifi Rusya ve İran’a kaptırdı.

AKP/Saray rejimi:

ABD’den de fazla kaybeden tek aktör AKP Türkiye’si oldu. Siyasal İslamcılar ilk günden bu yana Esad’ın devrilmesi için çalıştı. Neo-Osmanlıcı hevesler uğruna Suriye’deki çatışmalar kışkırtıldı, muhalefet adı altında ÖSO ve türevi İslamcı gruplar desteklendi. Erdoğan’ın Ağustos 2011’de “Suriye iç meselemizdir” bir ay sonra ise “En kısa zamanda Şam’a gidecek, Emevi Camisi’nde namazımızı da kılacağız” sözleriyle vuku bulan fetih hevesi iflas etti. ABD’nin Suriye Kürtleri ile yakın bir ittifak kurması, Esad yönetiminin devrilmemesi, Kürtlerin bir aktör olarak ortaya çıkması, elde kalan 4 milyona yaklaşan sığınmacı ve IŞİD belası günün sonundaki ağır fatura oldu.

Körfez Arap Monarşileri:

ABD ile birlikte hareket eden, bu ülkenin bölgesel politikaları doğrultusunda taşeronluk işlevini gören Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar da en büyük kaybedenlerden. Bütün yatırım ve desteğe rağmen istediklerine kavuşamadılar. Neredeyse bütün Selefi/Vahabi radikal İslamcı çetelerin sponsoru oldular. Suriye devletine karşı açık bir savaş ilan ettiler. Uzun bir süre birlikte yol alan monarşi yönetimleri, iflas eden stratejilerinin geri tepmesi üzerine önce kendi aralarında birbirilerine düştüler. İran'ın etkisinin artmasına engel olamayan Suud-BAE liderliğindeki monarşiler Esad’ın gitmesini öncelik olmaktan çıkarmak zorunda kaldılar.

KAZANANLAR

Rusya:

Suriye sahasının en büyük kazananlarından. İlk günden bu yana “kadim müttefiki” Suriye devletinin yanında yer alan Rusya, 30 Eylül 2015 tarihinde resmen müdahil olduğu savaşın seyrini değiştirdi. Esad yönetiminin devrilmesini engellediği gibi, buradaki nüfuz alanını genişletti, Suriye’yi ABD’ye kaptırmadı. Suriye hamlesi ile hem Ortadoğu’da hem de uluslararası denklemde güçlü bir aktör olarak yeniden tarih sahnesine döndüğünü göstermiş oldu. Türkiye ile ABD ilişkilerine çomak soktu. Hem bölgesel çıkarlarını güvence altına aldı, hem müttefikini korudu, aynı zamanda da Suriye üzerinden ABD’ye de mesaj vererek, artık küresel siyaset sahnesinde beni de hesaba katmalısın demiş oldu.

Suriye:

Yüz binlerce ölü, milyonlarca mülteci ve yerle bir edilen ülkeye rağmen Şam yönetimi ayakta kalmayı başardı. Ülke fiili olarak çok parçalı bir yapıya bürünse de Rusya ve İran’ın desteğiyle toprakların büyük bölümünde kontrol yeniden sağlandı. Radikal İslamcı tehlike bertaraf edildi.

İran:

Rusya’dan da önce Suriye’deki krize müdahil oldu. İlk silahın patladığı andan itibaren askeri uzmanları, milis güçleri ve diplomatik desteğiyle Esad yönetiminin yanında sekmez bir şekilde konumlandı. Askeri, politik, ekonomik bütün gücüyle seferber olarak tarihsel müttefiki Suriye devletini destekledi. Suriye’deki gücünü artırdı, nüfuz alanını genişletti, konumunu güçlendirdi.

ARAFTAKİLER

Suriye Kürtleri:
Kürtler hem kazanan hem de kaybedenler listesine eklenebilir. Savaşın seyri içerisinde elde ettikleri kazanımlarını Türkiye’nin askeri müdahaleleriyle yitirseler de Şam ile yaptıkları anlaşma ile varlıklarını kabul ettirdiler. Yeni Suriye haritası nasıl şekillenirse şekillensin 2011 öncesine dönülmeyeceği için, denklemin dikkate alınması gereken öktörü olarak her türlü formülün içinde yer alacaklar.

İsrail:

Suriye savaşının ön plana çıkmayan gizli taraflarından İsrail de Kürtler gibi hem kazanan hem de kaybeden konumunda. Kağıt üzerinde savaş halinde olduğu kuzey komşusu Suriye’de başlayan iç savaşın her adımında yer aldı. Esad’ı deviremese de ülkenin çökertilmesine katkı sundu. Savaştan yararlanarak Golan Tepeleri’ni ilhak etti.