birgün

22° AÇIK

BİRGÜN KİTAP 29.11.2019 01:41

Suriye gerçeğine bütünlüklü bir bakış

İbrahim Varlı Suriye Kapanı’nda, neredeyse yedi düvelin kimi zaman vekillerle kimi zaman doğrudan dahil olduğu paylaşım kavgasını bütünlüklü ve derli toplu bir şekilde yansıtmayı hedeflemiş ve sonuçta ‘Suriye’de neler yaşanıyor?’ diye soran herkesin okuması gereken bir kitaba imza atmayı başarmış

Suriye gerçeğine bütünlüklü bir bakış

İlhan AÇMANCI

Suriye’de yaklaşık sekiz yıldır süren savaş, Türkiye’deki her bir kişinin doğrudan etkilendiği kirli bir oyun olarak sahnelendi ve sahnelenmeye devam ediyor. Bu savaşın doğrudan ve dolaylı etkilerini bunca zamandır deneyimlerken, yaşanılanlara dair bunca az şey bilinmesi ise şaşırtıcı. Tabi ki bunda medyanın Türkiye’de ve dünyada egemenlerin bir silahına dönüşmüş olması etkili.

Fakat bilgiye ve kaynağa bu kadar kolay ulaşabildiğimiz bir çağda suçu yapılan dezenformasyonlara, karalamalara, yalan haberlere ya da yapılmayan haberlere atmak biraz kolaycılıkmış gibi gözüküyor. Savaşın bunca içindeyken, savaşa dair yapılan çalışmaların, kitapların azlığı, Türkiyeli entelektüellerin, gazetecilerin ve yayın dünyasının eksikliği kesinlikle.

SURİYE’Yİ ANLAMAK İÇİN

Uzun zamandır Suriye’de yaşananları hem tarihi altyapısıyla hem uluslararası boyutuyla hem gelişmelerin analiziyle hem de ekonomik, sosyal ve siyasi etkileriyle inceleyen, akademik dil ile anlaşılırlığı zedelenmemiş, derli toplu bir çalışmanın eksikliği hissediliyordu. İbrahim Varlı’nın Suriye Kapanı: Bir Cinayetin Anatomisi! eseri tam da bu eksiği gidermeye yönelen bir el kitabı olmasıyla dikkat çekiyor. Varlı, çok boyutlu ve çok aktörlü bu konuyu, geniş bir bakış açısı, anlaşılır bir üslup ile anlatmayı hedeflemiş ve bunu büyük oranda başarmış. Varlı, Suriye Kapanı’nda yapmaya çalıştığını şöyle özetlemiş: “Bilgi bombardımanı altında yorulanlar, bugünlerde işe yarar olanı fark etmek için kılavuz ihtiyacındalar. Emperyalist tekellere bağımlı kara propaganda ajansları, sahibinin sesi yayınlar, ekranlarda kafa karıştıran kerameti kendinden menkul uzmanlar, iliştirilmiş gazeteciler gerçekleri perdelemenin ötesinde zihinleri iyice bulandırıyorlar. Bir de bunlara bağnazlık, ideolojik körlük, taraftarlık eklenince hakikat iyice gölgeleniyor. Bilginin varlığı, ulaşılabilirliği ne denli önemliyse, uzman olmaksızın yaşadığımız dünyayı ve bölgeyi kavrayacak bir el kitabına sahip olmak da o derece değerli. Bu çalışma bu tür bir ihtiyacın ürünü olarak hazırlandı. Sahadaki gözlemler, tanıklıklar, araştırma ve analizlerin bir sentezi olarak ortaya çıktı.”

TARİHSEL KÖKENLER

Suriye Kapanı, ilk olarak emperyalizmin Soğuk Savaş sonrasında aldığı yeni biçimi masaya yatırıyor. Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte ilk başta ne yapacağını şaşıran ama ardından yeni doktrinler ve yeni düşmanlar yaratarak kendini var eden emperyalizm, ilk oyun sahasını Yugoslavya olarak belirlemişti. 11 Eylül’den sonra ise artık düşman belliydi: Radikal İslamcılar. Böylece uzun yıllar boyunca geniş bir coğrafyayı kapsayacak savaşların ilki Afganistan’da başlıyordu. Emperyalist saldırganlar, ardından kitle imha silahları yalanıyla Irak’a yöneldiler. Varlı, Yugoslavya’dan Lübnan’a, Afganistan’dan Irak’a, Sudan’dan Libya’ya neredeyse tüm savaşların emperyalist bloğun dünyayı yeniden dizayn etmesinin aracı olarak çıkarıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Suriye’de bugün yaşananların nasıl başladığını sorduğumuzda da “biz bu filmi daha önce görmüştük” diyerek, bu arka planı hep anımsamamız gerektiğini vurguluyor.

ŞOK DOKTRİNİ

Egemenlerin bu kadar pervasızca saldırmasına zemin hazırlayan teorinin ise şok doktrini olduğunu vurguluyor Varlı: “Başına gelen beklenmedik bir felaket sonrasında şaşıran, ne yapacağını bilemeyen şoka giren kitleler, daha önceleri kabul etmeyip karşı çıktıkları yaptırımlara, politikalara boyun eğmek zorunda kalır.” Şok doktrini ister iç siyaset ister dış siyaset için kullanılsın aynı acı reçeteyi halkların önüne sunar. Bu kadar kötülük yakışmaz insana denilecek kadar vahşice saldırganlık gösterileri ya da taşeronlar kullanılarak organize edilen bir felaket şok doktrininin devreye sokulmasını sağlar. Toplum yaşanan bu felaketin yaralarını sarmaya çalışırken, kabul edilemez olarak görülen ama egemenlerin zaten hazır olan planları devreye sokulur. Suriye’de yaşananların kabul edilebilir olmasını, suskunluk sarmalının içinde tutulmasını sağlayan da yaşanan şokların toplumda yarattığı travmalardır.

Varlı, 11 Eylül 2001’deki saldırının ABD’nin hem iç politikada polis yetkilerini artıran yasaların çıkarılmasında hem de emperyalist saldırganlığını meşrulaştırmasında nasıl kilit bir rol oynadığını vurgulayarak şok doktrininin pratikteki karşılığını betimliyor. Sonrasında ise halkların korkularını sürekli tetikte tutacak dezenformasyonlar yoluyla nasıl Irak’ın işgal edildiğini ve aynı oyunun Suriye’de nasıl devreye sokulduğunu vurguluyor.

SURİYE’NİN GELECEĞİ

Suriye Kapanı, Ortadoğu’da uzun yıllardır farklı bölgelerde devam eden çatışmaların ve 2011’den günümüze kadar Suriye’de süren savaşın ana nedeninin, zengin enerji kaynaklarının nasıl ve kim tarafından çıkarılacağı ve hangi yolla başka ülkelere taşınacağı hususundaki paylaşım kavgasından kaynaklandığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Varlı savaşın fitilini yakan kararın, Suriye’nin ABD’nin önerdiği boru hattını reddedip İran’ın planını kabul edilmesiyle yakıldığını vurguluyor. Sonrasında ise bildik senaryolar devreye sokuluyor. Kimyasal silah kullanılması yalanı, demokrasi götürme bahanesiyle öfkeli muhalif sayılan radikal İslamcıların desteklenmesi ile savaşın başlatılması… Sonrasında ise Suriye yangın yerine çevriliyor. Varlı, savaşın taraflarının bu süreçte nasıl pozisyonlar aldıklarını ve savaşın sonundaki konumlarının ne olacağını da masaya yatırmayı unutmuyor. Güncel konumlanışları, ileride ortaya çıkacak olası sorunları ve Ortadoğu’nun geleceğinin nasıl şekillenebileceğini de tartıştırıyor yazar.

İbrahim Varlı Suriye Kapanı’nda, dibimizde yürütülen kirli savaşı, neredeyse yedi düvelin kimi zaman vekillerle kimi zaman doğrudan dahil olduğu paylaşım kavgasını bütünlüklü ve derli toplu bir şekilde yansıtmayı hedeflemiş ve sonuçta ‘Suriye’de neler yaşanıyor?’ diye soran herkesin okuması gereken bir kitaba imza atmayı başarmış.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız