birgün

9° PARÇALI BULUTLU

BİRGÜN PAZAR 31.07.2016 09:53

Suriye’yi unutmayın

Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelen savaş suçu iddiaları susmuş değil. Bu Libya’da rejim değişikliği için izlenen yoldu

Suriye’yi unutmayın

VIJAY PRASHAD
Ortadoğu Uzmanı

Suriye hâlâ açık bir yara. Savaş devam ediyor. Ölü sayıları uzunca bir süre önce anlamsızlaştı. Yarım milyon kişinin öldüğü tahmin ediliyor, nüfusun yarısı yerinden edildi ve ortalama ömür 15 yıl düştü. Suriye halkının kaderi Irak ve Afganlarla birlikte kayda geçiyor. Paylarına düşen ölüm. Kabil’de 80 ölü, çok nadir manşetlere taşınıyor.

Suriye’ye ilginin azalması, savaşın yıkıntılarının batıya doğru süpürülmesiyle oluyor- Normandiya’da, Nice’de, Reutlingen’deki vahşi saldırılarla…

Suriye Avrupa’ya böyle geliyor; ya mülteci öfkesiyle ya da dışlanmış bir haydut fikriyle. Batılı istihbaratçılar bir zamanlar o haydutları Suriye’ye gidip Esad’a karşı savaşmak konusunda yüreklendiriyordu. Savaşın ilk yıllarında Belçika’nın Suriye’ye, kendi nüfusuna kıyasla, en çok savaşçı gönderen ülke olmasının nedeni, istihbarat servisinin Molenbeek’in uyuşturucu satıcıları ve haydutlardan bu yolla arındırılmasından memnun oluşuydu. ABD, IŞİD mevzilerini bombalamaya başladığında, bu adamlar geri dündüler. 1990’larda Arap Afganları, El Kaide’yi kurmak ve kendi evlerinde saldırılar düzenlemek için nasıl daglardaki mevzilerini terk ettilerse, bu ‘Suriyeli Avrupalılar’ da aynı zararı vermek için evlerine döndüler.

Savaş her koşulda kötü. Suriye hükümeti, kente bir yol açmak için yaptığı hava bombardımanıyla Halep’e doğru ilerliyor. Bab Touma bölgesinde bir restorana düzenlenen saldırı sonrası, Şam’da bir araç infilak etti. ABD savaş uçakları Menbiç’te 125 sivilin ölümüne sebep oldular. Rojava’nın Kamışlı kentine düzenlenen IŞİD saldırısında çok sayıda sivil ölümü yaşandı. Savaşın haritası karmaşık. Tarafların kazanımları oluyor ama kolay bir zafere giden belli bir yol yok.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelen savaş suçu iddiaları susmuş değil. Bu Libya’da rejim değişikliği için izlenen yoldu. Batı ilk yıllarda Esad’a çekilme çağrısı yaparak ve UCM soruşturmasını onu sürgünle korkutmak için kullanarak bunu yapmayı denedi. Fakat Rus müdahalesi rejim değişikliğinin avukatlarını yapanların elini oyaladı. Bu artık kartlar arasında değil. Kimse, gerek ABD gerek Suriye gerekse Rusya’nın hamlelerini savaşın vahşetiyle ilgili bir soruşturmaya konu etmek istemiyor. Suskunlukla örülmüş bir suç ortaklığı mevcut.

Birleşmiş Milletler (BM) barış görüşmeleri Ağustos’ta tekrar başlayacak. Cenevre’de BM Suriye Özel Temsilcisi Stephan de Mistura, ABD ve Rusya’nın hemfikir olmasının Suriye’deki diğer unsurların masaya dönmesi konusunda baskı yaratabileceğini düşünüyor. Suriye’de iç diyaloga dair kanıtlar az. Güvenin yeniden inşası zor. Ancak şu anda ABD ve Rusya arasındaki uyumun ülkedeki topyekün zafer baskısını azaltmasıyla, biraz daha umutlu bir tablo var.

Bölgedeki kaos başarısızlığı besliyor. Örneğin Türkiye, kendi iç kriziyle uğraşırken vekillerini kontrol altında tutabilir mi? Rusya’yla yeni ilişkisi, jeopolitik ittifak değişimi yaşanırken kendilerini tek kullanımlık gören vekilleri arasında endişe yaratıyor. İstanbul’daki Suriye muhalif liderliği, Türkiye’den savaşın ilk yıllarındaki gibi bir destek alamayacaklarına inanıyor. Bu durum; Katar, Suudi Arabistan ve diğer emirliklerin verdiği desteği yönetmeyi de zorlaştıracak.

Bu esnada, isyancıların güney cephesinde, Israil ‘güvenli bölge’ yaratmak ve Suriye’de daha fazla bölgenin kontrolünü ele almak istiyor. Gazeteci Nur Samaha’ya konuşan Muhalif Lider Kemal El Lebvani, bu ayarlamayı uygun gördüğünü söyledi. Suriye’nin bu kısmı, içinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), El Nusra Cephesi, IŞİD’in desteklediği Yermuk Şehitleri Tugayı’nın da bulunduğu 14 farklı tugaya ev sahipliği yapıyor. Lebvani, “İsrail’in bu örgütlerin hiçbiriyle sorunu olmadığını” söylüyor. Ancak İsrail’in muhaliflere destek konusunda Türkiye’nin rolünü alması mümkün görünmüyor. Savaş henüz İsrail’in elinde bulundurduğu noktalara tam olarak sıçramadı. İsrail bir besleme hattı haline gelirse kendini mevcut kargaşadan izole edemez.

El Nusra Cephesi El Kaide’den ayrılmaya karar verdi. Bundan böyle Fetih el Şam Cephesi olarak anılacak. Batı ve Körfez ülkelerinin gözünde Şam hükümetine karşı en umut vaat eden cephe olarak görülmek istiyor. El Nusra Cephesi’nin ‘ılımlı’ olarak görülmesi anlaşmanın ötelenmesine neden olabilir. Bu ne Şam ne Rusya ne de İran tarafından kabul edilmeyecektir.

El Nusra’nın statüsü daha önce barış görüşmelerinde sorun yaratmıştı. Şam El Nusra’yı bir terörist grup olarak görüyor, ve Rusya’nın bu grubu havadan vurmasına izin verilmesini istiyordu. Batı suskundu, fakat bu, El Kaide bağlantılı bir grubun terörist olmadığını göstermezdi. El Nusra’nın statüsündeki netlik El Kaide’den ayrılmasıyla sağlanmayacak. Şam buna daima şüpheci yaklaşacak.

De Mistura, barış görüşmelerinin en yakın zamanda başlamasını istiyor. Kerry ve Lavrov görüşmesinde, barış sürecine olan gereksinimden bahsetti. Bunların hiçbiri iyimserlik nedeni değil. Suriye’nin devam eden yıkımına havan ateşi ve mermi sesleri eşlik ediyor.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız