Tabular bayramda yıkıldı!
Birgün Birgün Birgün Birgün
Bayram içindeyken yazı yazmak riskli iştir. İyi bir şey yazarsın okur tepki gösterir, “bula bula bu konuyu mu buldun” der… Şöyle esaslı bir meseleye temas edersin, “Bir bayramımız vardı zehir ettin” diye karşınıza dikilirler. Eskiden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) ‘Bayram’ gazetesi vardı. Bayramlarda o gazete yayımlanırdı. Gazeteciler de topluca tatil yaparlardı. TGC’nin Bayram gazetesinde ilke olarak cevap hakkı doğuracak sert yazılar […]

Bayram içindeyken yazı yazmak riskli iştir. İyi bir şey yazarsın okur tepki gösterir, “bula bula bu konuyu mu buldun” der…

Şöyle esaslı bir meseleye temas edersin, “Bir bayramımız vardı zehir ettin” diye karşınıza dikilirler.

Eskiden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) ‘Bayram’ gazetesi vardı. Bayramlarda o gazete yayımlanırdı. Gazeteciler de topluca tatil yaparlardı. TGC’nin Bayram gazetesinde ilke olarak cevap hakkı doğuracak sert yazılar yayınlanmazdı. Barışçıl bir gazeteydi. Sonra bayramlardan bir bayram Sabah gazetesi bu kuralı bozdu. Bayramda yayınlama kararı aldı. Sabah’ın o zamanki sahibi Dinç Bilgin, genel yayın yönetmeni de Zafer Mutlu idi. Gazeteyi yayınlama gerekçesi olarak “özgürlük” dediler:

-Halkın haber alma özgürlüğü için bayramlarda da çıkıyoruz!

Özgürlük savaşçısı(!) Zafer Mutlu!!!

Kimse yemedi tabii…

İşin aslını esasını ise Milliyet’in genel yayın yönetmeni Umur Talu yazdı. Sabah’ın ödemesi gelen 9 milyarlık banka borcu vardı. Hesap kitap eğer üç günlük bayramda gazeteyi yayınlarsak, borcu kapatırız.

Bir Babıali geleneğiyle birlikte Sabah da kısa vadeli borcunu kapattı. Kuralsızlıkların ‘kural olması’ dönemi 1990’ların ilk yarısında başlamıştı.

Şimdi ne o Sabah kaldı, ne Dinç Bilgin, ne Zafer Mutlu, ne Milliyet ne de Babıali geleneği olan Bayram gazetesi.

Şimdilerde ne yapılıyorsa hepsinin kökleri eskiye dayanıyor.

Bu yaptıkları rezillikleri de “tabuları yıkıyoruz” diye izah ediyorlardı.

Artık onlardan daha büyük bir tabu yıkıcı geldi.

Çok partili parlamenter dönemde kaybedilen bir “seçim sonuçlarını beğenmedim” diye yeniden yaptıran bir tabu yıkıcı daha gelmemişti.

Her şeyi yıkıyor!

Anayasa, seçim kanunu, parlamento, demokrasi, gelenekler, teamüller, ayıp, günah, yazık… Yok, hiçbir şey önünde duramıyor.

Yıkıp geçiyor.

Ne yapıyorsun usta?

Tabuları yıkıyorum!

Cumhuriyet 100. Yılına yaklaşıyor. Cumhuriyet’in temel değerleriyle kavgalarını bitirmemiş olanlar yine bir fırsatını bulunca içlerindekileri kusuyorlar. Bayram namazında Antepli İmam Fadıl Yılan, “Keşke Kurtuluş Savaşını kaybetseydik” dedi.

Zavallı, bilmiyor ki o zaman büyük babası belki de Fransız olacaktı. O da kendi çapında tabuları yıkıyor!

Ona da bir şey diyemiyoruz.

İfade özgürlüğü var!

Bu memlekette tabular bayramda yıkıldı!  

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız