Google Play Store
App Store

TAKSAV’ın düzenlediği “Yol Ayrımındaki Türkiye’nin Geleceği” söyleşisine katılan BirGün yazarları Oğuzhan Müftüoğlu ve Bülent Forta, “Değişimin ancak toplumsal talepler etrafında birleşmiş, örgütlü bir halk hareketiyle mümkün olabileceğini” ifade etti.

Kaynak: HABER MERKEZİ
TAKSAV’dan “Yol Ayrımındaki Türkiye’nin Geleceği” Söyleşisi: Değişim birleşik mücadeleyle mümkün

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV) düzenlediği ve BirGün yazarları Oğuzhan Müftüoğlu ve Bülent Forta’nın konuşmacı olduğu “Yol Ayrımındaki Türkiye’nin Geleceği” başlıklı söyleşi, Maltepe Yılmaz Mızrak Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Oğuzhan Müftüoğlu, AKP’nin emperyalizmin desteğiyle Türkiye’de iktidara getirildiğini ve çeşitli aşamalardan geçerek bugünkü yapısını oluşturduğunu hatırlamak gerektiğini vurguladı. Müftüoğlu, bu süreçte Meclis muhalefetinin kritik dönemeçlerde yeterli bir karşı duruş sergileyemediğini, ancak bugün gelinen noktada güçlü bir toplumsal muhalefetin ortaya çıktığını söyledi.

Kadınların ve gençlerin büyük bir muhalefet potansiyeli barındırdığını belirten Müftüoğlu, buna rağmen bu kesimlerin bütünlüklü bir siyasal güç merkezi olmaktan uzak, parçalı ve dağınık bir görünüm sergilediğinin belirtti. Müftüoğlu, farklı alanlardaki toplumsal mücadelelerin birleşik bir hatta yürütülmesi halinde gerçek ve köklü bir değişimin mümkün olabileceğinin altını çizdi.

Kürt sorununun Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Müftüoğlu, bu meselenin ülkenin demokratikleşme sürecinden ayrı ele alınamayacağını söyledi. Emperyalizmle ilişkilenerek ve iktidarla yol yürüyerek bu sorunun kalıcı biçimde çözülemeyeceğini ifade eden Müftüoğlu, Kürt hareketiyle kurulacak eleştirel bir dayanışma ilişkisinin, Türkiye halklarının ortak geleceği açısından önem taşıdığını dile getirdi.

Siyasal İslamcı düzenden çıkışın nasıl mümkün olacağına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Müftüoğlu, devletin tüm kademelerini dönüştürmüş ve ele geçirmiş bir güce karşı basit bir iktidar değişiminin yeterli olmayacağını söyledi. “O gitsin, bu gelsin” anlayışının çözüm olmadığını belirten Müftüoğlu, değişimin ancak toplumsal talepler etrafında birleşmiş, örgütlü bir halk hareketiyle mümkün olabileceğini ifade etti.

ANTİ EMPERYALİZM VURGUSU

Bülent Forta, konuşmasına emperyalizme değinerek başladı. Bir dönem küreselleşmecilik söylemiyle emperyalizmin ortadan kalktığı fikrinin liberaller tarafından yaygın biçimde savunulduğunu hatırlatan Forta, bugün Latin Amerika’ya bakıldığında emperyalizmin varlığının açık biçimde görüldüğünü söyledi. Emperyalizme karşı mücadele verilmeden devrimci bir siyaset yürütülemeyeceğinin altını çizdi.

Türkiye’de de siyasal İslamcıların emperyalizm eliyle iktidara getirildiğini ve bu sürecin liberaller tarafından desteklendiğini hatırlatan Forta, bugün AKP karşısındaki muhalefetin güçlenmesinde devrimcilerin bu politikalara karşı yürüttüğü mücadelenin önemli bir payı olduğunu vurguladı.

AKP ile mücadelenin ve bu iktidarın yenilmesinin güncel olarak birinci görev olduğunu söyleyen Forta, bunun önemsizleştirilmemesi gerektiğini ifade etti. “Önemli olan sosyalizm mücadelesidir, gerisi tali konulardır” anlayışının bugün tersinden bir “yetmez ama evetçilik” anlamına geldiğini belirten Forta, güncel siyasal sorunları dışlayan steril bir mücadele anlayışının devrimci sorumluluktan kaçış olduğunu söyledi. Forta, 1970’li yıllarda faşizme karşı mücadelenin “goşistlik” olarak yaftalanarak geri plana itildiğini de hatırlattı.
Gençlerin, kadınların, emeklilerin ve emekçilerin büyük bir toplumsal muhalefet potansiyeli taşıdığına dikkat çeken Forta, buna karşın bu potansiyelin henüz bir siyasal değişim programı etrafında birleşmediğini ifade etti. Bir değişimin eşiğine gelindiğinde, değişime kim öncülük ederse yeni dönemin sınırlarını da onun belirleyeceğini söyleyen Forta, örgütlü bir halk hareketi yaratmanın ve solun, devrimcilerin gücünü artırmanın temel bir devrimci görev olduğunu vurguladı.

Forta, bu değişim mücadelesinin devrimciler tarafından sırtlanılması gerektiğini belirterek, geçmiş deneyimlerden çıkarılacak derslerle birleşik bir güç oluşturmanın zorunluluğuna dikkat çekti.