Google Play Store
App Store

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu Türkiye'deki yaşam hakkı ihlalerine dair verileri paylaştı. "İnsan hakları bütün dünyada ve Türkiye'de en ağır biçimde, başta yaşam hakkı olmak üzere, ihlal edilmeye devam ediyor. Maalesef insan onuruna yaraşır bir ortamı Türkiye'de yaratamadık" diyen Tanrıkulu Türkiye'de geçtiğimiz yıl 2 bin 516 yaşam hakkı ihlali yaşandığını ve bunun birincil sorumlusunun siyasal iktidar olduğunu ifade etti.

Kaynak: Haber Merkezi
Tanrıkulu insan hakkı ihlallerini paylaştı: "Birinci sorumlu siyasal iktidardır"

CHP Diyarbakır Milletvekili ve TBMM'deki İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla yapmış olduğu açıklamada Türkiye'deki insan hakkı ihlallerine dair verileri paylaştı.

Tanrıkulu, sosyal medya hesabından Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi'nin bundan 77 yıl önce Birleşmiş Milletler'de kabul edildiğini hatırlatarak başladığı konuşmasında "İnsan hakları bütün dünyada ve Türkiye'de en ağır biçimde, başta yaşam hakkı olmak üzere, ihlal edilmeye devam ediyor. Maalesef insan onuruna yaraşır bir ortamı Türkiye'de yaratamadık" dedi ve Türkiye'de geçtiğimiz yıl 2 bin 516 yaşam hakkı ihlali yaşandığını söyledi.

Verilere göre Türkiye'de geçen yıl bin 956'sı iş cinayeti, 60'ı çocuk olmak üzere 331'i kadın cinayeti veya çocuklara karşı istismar dolayısıyla gelişen ölümler ve 58 mültecinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

Tanrıkulu ayrıca basın özgürlüğü,toplantı ve gösteri özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü gibi başlıklarda yaşanan ihlallerin verilerini paylaştı.

SİYASET YAPMA VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

Siyaset yapma hakkı, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanındaki tabloyu Tanrıkulu şöyle değerlendirdi:

"Peki siyaset yapma, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü konusunda tablo nedir? Hepsi berbat! Türkiye bütün endekslerde hukuk devleti, ifade özgürlüğü, adalet, yargı bağımsızlığı konularında tarihinin en dip noktasında aynı zamanda."

Tanrıkulu gazeticilere, avukatlara, aktivistlere ve gençlere yönelik hak ihlallerine dair şu verileri paylaştı:

"Geçen yıl itibariyle dava ve soruşturma açılan gazeteci sayısı 231, gözaltına alınan gazeteci sayısı 108. Böyle ağır bir tablo var. Onlarca gazeteci cezaevinde. Kamuoyunun tanıdığı, bildiği, haber yapan en öndeki gazeteciler, sadece düşüncelerini açıkladıkları için cezaevlerinde tutulmaya devam ediyor.

Avukatlar, aktivistler, gençler hiçbir şiddet eylemine katılmadığı halde sadece ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü kapsamında şu anda özgürlüklerinden yoksun bir biçimde cezaevindeler."

TOPLANTI VE GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜ İHLALLERİ

Eylem, toplantı ve yürüyüşlerde de çok sayıda hak ihlalinin yaşandığını vurgulayan Tanrıkulu şunları söyledi:

"Toplantı ve gösteri özgürlüğü, geçen yıl, yani tam 222 basın açıklamasına müdahale edilmiş, bu toplantılarda 4 bin 393 gözaltı işlemi yapılmış. Bunlardan 69'u çocuk; yine 436 genç aktivist bu toplantılar nedeniyle tutuklanmış."

"BELEDİYE BAŞKANLARI TÜRKİYE'NİN HER YERİNDE CEZAEVİNDELER"

"Örgütlenme özgürlüğüne baktığımızda; siyasetçiler, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri yüzlercesi şu anda hapiste. Başta Ekrem İmamoğlu, Zeydan Karalar olmak üzere belediye başkanları, Türkiye'nin her yerinde maalesef cezaevindeler."

"İŞKENCE, İNSAN ONURUNA EN AĞIR MÜDAHALE"

Tanrıkulu Türkiye'de geçen yıl 2 bin 807 işkence vakası tespit edildiğini ifade etti:

"İşkence, insan onuruna en ağır ihlâl ve müdahale. Geçen yıl 2 bin 807 işkence vakası tespit edilmiş insan hakları kurumları tarafından. Bunların yaklaşık 807'i cezaevlerinde. Böyle bir ağır tablo var yaşam hakkı ve işkence konusunda."

"BİRİNCİ SORUMLU SİYASAL İKTİDARDIR"

Yaşanan insan hakları ihlallerinin ve karşılaşılan ağır tablonun sorumlusunun başta siyasal iktidar olduğunu belirterek sözlerini şöyle sonlandırdı:

"Bugün İnsan Hakları Günü ama insan hakları her alanda ağır biçimde ihlal edilmeye devam ediliyor. Bunun birinci sorumlusu siyasal iktidardır. İkinci sorumlusu, insan haklarını asıl koruması gereken Yargı kurumudur. Bir kez daha insan haklarının herkesin eşit, onurlu bir şekilde yaşayacağı bir düzene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz."