Tarafını seç
TİMUR AKKURT TİMUR AKKURT
Kayseri Erciyes Üniversitesi ‘Mühendislik Zirvesi’nde konuşmacıydım. Bin- bin 500 pırıl pırıl gençle tanıştım. Türkiye’nin farklı illerinden bu zirve için gelmişler. Hepsi kendilerine eğitimlerinde, geleceklerinde avantaj sağlayacak en ufak bilgiyi toplamak, aklını, ufkunu açmak için oradaydı

Her yıl onlarca üniversiteden davet alıyorum. Bu davetlerin çoğunluğu doğrudan öğrencilerden geliyor ve öğrenciler söyleşi yapmak, kariyerleriyle ilgili yön bulmak için beni davet ediyor. Bunlardan ancak 10-15’ine gidebiliyorum. Keşke daha çoğuna gidebilsem ama maalesef işlerimden fırsat bulamıyorum. Bu söyleşiler tek yönlü olmuyor. Gazeteci olarak ben de besleniyorum. Onların dünyalarını yakından görüyor, nelerle ilgilendiklerini, neye sinirlendiklerini, nasıl yönlerini bulmaya çalıştıklarını canlı canlı görme şansım oluyor.

ÜNİVERSİTELİ PROFİLİ

Çok net bir şey var ki, Anadolu’da gittiğim üniversitelerde öğrenciler, büyük şehirlerdekilere özellikle de İstanbul’da olan üniversiteli profiline göre çok ama çok daha iyi görünüyor. Her şeyden önce bilgiye, tecrübe aktarımına çok daha açlar. Bu yüzden şartları daha fazla zorlayabiliyorlar. İstanbul, İzmir, Ankara gibi şehirlerde olanlar kolaycılığa maalesef fazla alışmış durumda. Belki kaygıları daha az, bilemiyorum. Anadolu’dan büyük şehre gelenler uyum problemi yaşamazlarsa farklarını orada da gösteriyor. Büyük şehirli olanlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Onlar 1-0 galip olduklarını düşünüyor. Kimisi haklı evet 1-0 galip başlıyorlar ama önemli olanın maç sonucu olduğunu da çoğu zaman unutuyorlar. Futbol takip edenler bilir. Anadolu takımlarında oynayan ve İstanbul takımına, özellikle de üç büyüklerden birine transfer olan futbolcular eğer gençlerse uyumla ilgili ciddi sıkıntı yaşarlar. Dengeyi bulamaz, afallar, dengeyi kuramazsa İstanbul onu eler ve geri gönderir. Üniversitelerde de benzerlik var diyebiliriz.

Konumuza dönelim, geçen hafta Kayseri Erciyes Üniversitesi ‘Mühendislik Zirvesi’nde konuşmacıydım. Bin, bin beşyüz pırıl pırıl gençle tanıştım. Türkiye’nin farklı illerinden bu zirve için gelmişler. Hepsi kendilerine eğitimlerinde, geleceklerinde avantaj sağlayacak en ufak bilgiyi toplamak, aklını, ufkunu açmak için oradaydı. Yeri gelmişken söyleyeyim organizasyonu yapan öğrenciler inanılmaz büyük bir operasyonun altından başarıyla kalkmışlar. Tebrikler. Benim konuşma konum ‘Dijital Dönüşüm, Değişen İletişim Alışkanlıklarımız ve Yeni İş Fırsatları’ oldu. Çoğunlukla mühendislik öğrencileri olmalarına rağmen dikkatle dinlediler, bir sürü soru sordular. Hatta süre dolduğu için fuaye alanında da iki saate yakın sohbetimiz devam etti. Onların sorularını yanıtladıktan sonra sorularımı sormaya başladım. Hatta bununla ilgili bir vlog çektiğim için yakında izleme şansınız da olacak.

İNANILMAZ ÇALIŞMALAR

Mekatronik Mühendisliği bölümü öğrencileri engelli bir arkadaşları için el geliştirmişler. Şimdi düşünceyle hareket eden el üzerinde çalışmalar yapıyorlarmış. İnanılmazdı. Okul kaynakları kısıtlı olduğu için kendileri pek çok sorumluluğu üstlenmiş ve zorluklarla mücadele ederek arkadaşları için bu eli yapmışlar. Çok daha iyisini yapabileceklerini ancak sınırlı şartlar sebebiyle çok istedikleri gibi değil şartlar elverdiğince ve yavaş bir şekilde ilerlediklerini anlattılar. Hatta alan kiralayamadıkları için elektrikli araba yapan bir grubun yanına ilişerek ürünlerini sergiliyorlardı.

Fuayedeki diğer standa geçtiğimde yerli imkânlarla füze yapan bir ekip vardı. Silahlı Kuvvetler için çalıştıkları projelerini gösterdiler. Onları biraz daha farklı alanlarda da işler yapabileceklerine ikna etmeye çalıştım. Malum herkes silah yapmaya çalışıyor zaten. Meteoroloji ve uzay bilimleri alanında da bu tip çalışmalara ihtiyacımız olduğundan bahsettim. Akıllarına yattı gibi, bakalım neler olacak. Ürünlerine gelince. Çok hafif ama dayanıklı malzeme çok pahalıya geldiği için bildiğimiz pimaş su borusundan bir roket yapmışlar. Testlerde 1500-2000 feet yani 500-600 metre yüksekliğe çıkarak paraşüt açıp yere indirmeyi başarmışlar. Ürünlerinin bakımı olduğu için kukla (dummy) bir roket vardı standlarında.

Dışarı çıktığımda da -5 derece havada tüm gün araçlarını sergileyen gençlerle, ödüller kazandıkları elektrikli araç sergisini gezdim. Karbon fiber çok pahalı olduğu için strafor üzeri ucuz güçlendiricilerle desteklemişler araçlarını. Ayrıca tasarıma odaklanıp görsel olarak da iyi görünen elektrikli araç yapılabileceğini göstermişler. Yarı otonom sayılabilecek bir elektrikli araç bile vardı.

BAŞARIYI UZAKTA ARAMAYIN

Tüm bu gördüklerim beni gerçekten çok ama çok etkiledi. Yerli milli araç yapmaya çalışan bir ülkeyiz. Herkes konuşmaya geldiğinde mangalda kül bırakmıyor. Bu çocuklar 3500 TL daha olsaydı neler yapabileceklerini hayal ediyor. Başarıyı, iyiyi uzaklarda aramamak lazım. Bu pırıl pırıl gençler burnumuzun dibinde ve fark edilmek için çırpınıp duruyorlar. Hatırlayanlarınız olacaktır, Amerika’da robotic yarışmasına uçak bileti alamadığı için gidemeyecek olan Etiler Anadolu Lisesi öğrencileri vardı. O dönem Türk Telekom ile görüşüp 60,000TL maddi destek sağlanmasına aracılık etmiştim. O öğrenciler tüm dünyadan gelen diğer öğrenciler ile yarışmış ve 1. olarak ülkemize geri dönmüşlerdi. Vizyonları değişmiş ve gelecekte daha iyisini yapacaklarına inanarak tekrar çalışmalarına dönmüşlerdi. Yani şu ‘Coğrafya Kaderdir’ lafını gelin artık hayatımızdan çıkartalım. Bu kaderi değiştirecek pırıl pırıl beyinler var ülkemizde. İki-üç tanesi bir şekilde ilerleyebilecek, bir süre sonra da coğrafi problemlerden dolayı beyin göçü yapmak zorunda kalacaklar.

ÇAĞRIM ŞİRKETLERE

Üniversitelerimizin kulüpleri birbiriyle çok organize görünüyor. Gelin bu kulüplerle iletişim kurun, isterseniz ben hepsiyle sizi bir araya getirecek platformu sağlarım. Büyük şirketlerimiz, Türkiye’de büyük yatırımları olan yabancı şirketlerimiz, bu çağrıya tepki gösterin! Bu arada pek çok bu konuda hassasiyeti olan şirket var. Yeterli değil! Daha çok olmak zorunda. Hatta buradan özellikle bir çağrıda bulunmak istediğim bir dostum var. Onun Türkiye’yi Türkleri çok sevdiğini çok iyi biliyorum. Pek çok fayda sağladığına da uzun zamandır şahit oldum. Bosch Türkiye ve Ortadoğu Başkanı Steven Young’dan bahsediyorum. Pek çoğumuzdan iyi Türkçe konuştuğunu ve yazdığını da söyleyebilirim. Steven bey ilk adımı siz atın, gelin gençlerimiz geleceğe umutla bakmaya devam etsin. Eminim bu yazıyı okuyan pek çok yönetici olmuştur. Sizleri de fark etmemizi sağlayın. Sonuna kadar şirketinizin ismini yazar, videolar yapar ne kadar bu işi ciddiye aldığınızı duyururum. Yeter ki ilk hareketi başlatıp devamını getirelim.

Son olarak Kayseri Talas Belediye Başkanı’na buradan teşekkür ediyorum. Öğrencilerden duyduğum kadarıyla az kalsın bu yıl ‘Erciyes Mühendislik Zirvesi’ maddi sıkıntıları aşamadığı için yapılamıyormuş. Sağ olsun başkan olaya gerekli özeni gösterip gerekli desteğin sağlanmasını çözmüş. İşte bize böyle inisiyatif kullanan başkanlar lazım. Memleketini, mahallesini, beldesini düşünen insanlarımız olduğu sürece sırtımız yere gelmez. Sadece sayısının artması gerekiyor.
Elimden geldiğince bu işlerin takipçisi olmaya çalışacağım. Umarım gerekli farkındalığı oluşturur, gençlerimizin önünü açabiliriz.

Karanlık sokaklar Google Maps’te

Google’ın, Haritalar’a getireceği yeni özellik sayesinde kullanıcıların karanlık sokaklardan geçmesi engellenebilecek. Google Haritalar’a v10.31.0 koduyla gelen özellikle birlikte artık uygulamada iyi aydınlatılmış sokaklar ve caddeler vurgulanacak. Bu sayede kullanıcılar güzergâhları üzerinde bulunan sokak ve caddelerin aydınlatılma durumlarından haberdar olup gönül rahatlığıyla ulaşımlarını sağlayabilecek. Özelliğin gece araba kullanan veya geceleri bilmediği bir yere gitmek durumunda kalanların işine yarayacağı düşünülüyor. Google Haritalar’ın beta sürümünde olan bu özellik Hindistan’da test edilecek. Şirketin karanlık sokaklardan geçmek istemeyen insanların işine yarayacak güncellemeyi ne zaman kullanıcılara sunacağı bilinmiyor. Testten sonra Google, bu özelliği tüm kullanıcılarına sunacak.

tarafini-sec-658590-1.

2020’de 5 yeni iPhone geliyor

Apple analisti olan Ming-Chi Kuo’ya göre, firma 2020’nin ilk yarısında yeni bir iPhone SE 2’yi satışa sunacak. Yılın geri kalanında ise Apple, yeni 4 iPhone modeli çıkartmayı planlıyor. Kuo’nun aktardığına göre tüketiciler 2020’de 4’ü üst segment, 5 farklı iPhone’la karşılaşacak. Kuo’nun raporlarına göre2020 model iPhone’lar ise şöyle:

>> 4,7 inçlik iPhone SE 2: LCD ekran, tek arka kamera, 5G desteği yok
>> 5,4 inçlik iPhone 12: OLED ekran, çift arka kamera, 5G desteği var
>> 6,1 inçlik iPhone 12: OLED ekran, çift arka kamera, 5G desteği var
>> 6,1 inçlik iPhone 12 Pro: OLED ekran, üç arka kamera, 5G desteği var
>> 6,7 inçlik iPhone 12 Pro Max: OLED ekran, üç arka kamera, 5G desteği var

Instagram’a yaş sınırı geldi

Instagram, 13 yaşın altındaki kullanıcıların uygulamayı kullanmasını yasakladığını açıkladı. Platforma yeni kaydolacak kullanıcılardan doğum tarihi isteyecek olan Instagram, 13 yaş altındaki kullanıcıların hesap açmasını engelleyecek. Ancak mevcut Instagram kullanıcılarına yaş sorulmayacak. Şirket, gizlilik kontrollerini artırarak, yalnızca takip edilen kişilerin size mesaj göndermesine veya bir gruba eklemesine imkân sunacak bir yeniliği de platforma ekledi. Facebook, Snapchat ve TikTok kullanıcıların kayıt işlemine başlarken doğum tarihini girmelerini istiyor. Instagram’ın bu adımı yeni atması geçen aylarda tartışmalara konu olmuştu. Çünkü Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Yasası (COPPA), 13 yaşından küçük çocuklardan kişisel bilgi toplanmasını yasaklıyor.

tarafini-sec-658589-1.

Ketamin alkol bağımlılığını azaltıyor

Nature Communications dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre 90 alkol bağımlısı üzerinde gerçekleştirilen deneyde ketaminin alkol bağımlılığına son verebileceği ortaya çıktı.

Bu yılın başlarında bir ketamin türevi olan esketamin, burun spreyi olarak depresyon tedavisinde kullanılması için onaylanan ilk halüsinojenik madde olmuştu.

LSD ve psilosibin gibi saykodelik etkiler yaratmasa da ketamin de halüsinasyonlar yarattığı için tıp tarihi boyunca tartışmalara sebep olan bir kimyasal madde olarak biliniyor.

Ancak ketaminle alakalı son 20 yılda gerçekleştirilen çalışmalar, klinik ortamlarda test edilmiş ve birçok hastalıkta pozitif sonuçlar doğurmuş durumda.

ABD’de 50 yıl önce anestezi ilacı olarak kullanılmaya başlanan Ketamin, dirençli depresyon başta olmak üzere pek çok psikiyatrik hastalığın tedavisinde kullanılıyor.
Ketamin’in tedaviye yanıt vermeyen dirençli depresyon vakalarında yüzde 60-65 oranında başarı sağladığı biliniyor. Ancak yeni yapılan araştırmalar sonucu ketaminin alkol bağımlılığında da etkili olduğu ortaya çıktı.

Erken yaşta yaşanan stres ömür uzatıyor

Araştırmacılar solucanlar üzerinde yaptıkları deneyler sonucu, erken yaşta oksidatif strese maruz kalan insanların daha uzun yaşadığını keşfetti.

Bu alanda geçmişte yapılan çalışmaların çoğunda stresin hayat kalitesini düşürdüğü ve yaşam süresini kısalttığı adına sonuçlar alınıyordu.

Ancak bilim insanlarının yapmış olduğu yeni çalışma ise erken yaşlarda yaşanan oksidatif stresin ileriki yaşlarda strese karşı direnci artırdığını gösteriyor.

Nature dergisinde yayınlanan habere göre, Michigan Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren bilim insanları, Caenorhabditis elegans yuvarlak solucanlarını araştırırken yaşamlarının başında daha fazla oksitleyici ajan üreten solucanların, daha az reaktif oksijen türlerini üretenlere göre daha fazla yaşadığını tespit etti.