Google Play Store
App Store

Ardanuç’ta tepkilere rağmen yürütülen HES inşaatı nedeniyle tarihi kilise sular altında kaldı.

Kaynak: ANKA
Tarihi kilise sular altında
Fotoğraf: ANKA

Artvin’in Ardanuç ilçesinde, 1. derece kültür varlıkları koruma alanı olarak ilan edilen bölgede yürütülen HES inşaatı tepki çekti. Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Elyesa Uygun, "Tarihi kalıntının bulunduğu bölgede gerekli inceleme ve koruma çalışması yapılmadığı için de ne yazık ki tarihi  bir kilise kalıntısı, derenin yönünün değişmesi nedeniyle sular altında kalmıştır" dedi.

2010 yılında bölge sakinleri tarafından başlatılan hukuki süreç ve Danıştay’ın ÇED raporlarını defalarca iptal etmesine rağmen, dava dosyasının Anayasa Mahkemesi’nde bulunması süreci etkilemedi. Yapılacak HES projesi nedeniyle sulama sularının tehdit altında olduğu belirtilirken, bölgenin 1. derece kültür varlığı koruma alanı olmasına rağmen tarihi bir kilise kalıntısının sular altında kalması, bölge halkında tepkiye ve endişeye yol açtı.

Ardanuç Derelerin Kardeşliği Platformu Sözcüsü Elyesa Uygun, tarihi kiliseden geriye kalanların dereye karıştığını belirterek "İlgili kurumların bölgeye karşı ilgisiz davranması nedeniyle dere yatağı zamanla kilise kalıntılarına doğru yer değiştirdi. Bu değişim sonucunda, kalıntıların bir kısmı dere tarafından taşındı ve bu kültürel miras suya gömüldü. Şu an yapının bir kısmı hâlâ derenin kenarında görülebiliyor. Bu durum bizim açımızdan önemli bir kayıptır çünkü yerel yetkililer dahi bu olaya dikkat çekmedi. Oysa bu kalıntılar korunabilseydi, bize kültürel ve turistik anlamda katkı sağlayabilirdi" dedi.

Uygun, şöyle devam etti: "Tüm verilere ve kararnameye rağmen Ardanuç Regülatör 5 HES’in isale hattı tünel çalışmaları sürdürülmektedir. Bu proje ile ilk olarak 2010 yılında karşılaştık ve o zamandan bu yana üç kez ÇED raporu iptal edilmesine rağmen Danıştay, dördüncü başvuruda aleyhimize karar verdi. Bu kararın ardından yerel seçimler yapıldı. Ardanuç’ta belediye el değiştirdi, köy muhtarlığı değişti ve hemen ardından inşaata başlandı. Bizim açımızdan hukuki süreç hala açıktı. Çünkü dosyamız Anayasa Mahkemesi’nde bulunuyordu. Ancak Danıştay’ın kararından sonra kimse harekete geçmedi ve inşaat devam etti. Burası uzun süredir kültürel ve arkeolojik kalıntıların bulunduğu bir alandır. Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun kararına rağmen, çalışmaları sürmekte ve devletin hiçbir kurumu burada kapsamlı bir arkeolojik araştırma yürütmemiştir."