Tarikat karanlığı anne ve kızını aldı
Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Şengüler tarafından istismar edilen anne Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler’in şüpheli ölümüne tepki yağdı. Avukat Güneş, “Tarikat karanlığına terk edildiler” derken kadın örgütleri ‘‘Karanlık düzeni yaratan AKP iktidarıdır’’ dedi.

Sarya Toprak
saryatoprak@birgun.netAKP iktidarı döneminde palazlanan tarikat ve cemaat düzeninin gölgesinde kadınlar ve çocuklar kalıyor. İstanbul Zeytinburnu’nda, Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismara uğrayan Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler, şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. İstismar failinin hak ettiği cezayı alması için aylardır adalet nöbeti tutan Anne Çelik’in feryadı karşılıksız kalırken yaşanan olay, devletin koruma mekanizmalarındaki yetersizliği bir kez daha gözler önüne serdi.
Çocuk yaştayken Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismar edilen ve daha sonra faille evlendirilen Fatmanur Çelik ile yine Şengüler'in yıllarca istismar ettiği kızı Hifa İkra Şengüler, Zeytinburnu sahilinde geçen pazartesi ölü bulundu. Anne ve kızının cenazeleri bugün öğle vaktinde Ümraniye Hidayet Camii'nde kılınacak namazın ardından Ihlamurkuyu Mezarlığı'na defnedilecek.
Olayın ardından BirGün’e konuşan Çelik’in avukatı Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği üyesi Buse Naz Güneş, anne Çelik’in adalet nöbeti tuttuğu dönemde “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin" dediğini anımsattı.
Güneş, istismara uğrayan çocukla ilgili de “Hifa yaşadıklarının etkisiyle ve yetkili kurumların ihmali nedeniyle aylardır yemek yemiyor su bile içmiyordu. Annesinin şırınga yardımıyla birkaç damla su içirerek hayatta tutmaya çalıştığı bir çocuk haline gelmişti” dedi.
Annenin Çekmeköy civarındaki birçok hastaneye başvurup kızının yatışının yapılması için talepte bulunduğunu kaydeden Güneş, hiçbir hastanenin çocuğun yatışını kabul etmediğini anlattı.
Daha sonra bir hayırsever aracılığıyla çocuğu Koç Üniversitesi Hastanesi’ne yatırdıklarını kaydeden Güneş, “Ne yazık ki bu hastanenin çocuğun psikiyatri tedavisi için yeterli olmadığı ve Bakanlık tarafından çocuğun Ankara’ya sevk edileceğini öğrendik” dedi.
Anne Çelik’in defalarca Bakanlıktan gelen yetkililerin kendisine kötü davrandığını ve adeta ‘çocuğunu elinden alacağız’ diye korkutulduğunu beyan ettiğini söyleyen Güneş, “Bakanlık tarafından çocuğun hastaneye alınması için evlerine gidildiği gün çocuğun korkutulduğu ve kriz geçirdiği söylendi” ifadelerini kullandı.

Bugünün BirGün'ü
TARİKAT KARANLIĞINA FEDA EDİLDİLER
Daha sonra tekrar geleceklerini söyleyerek yetkililerin evden ayrıldığını söyleyen Güneş, yaşananları şöyle anlattı: “Anne defalarca süreç içinde sürekli baskı gördüklerini ve özellikle eylemleri sonlandırması için çocuğun velayeti ile korkutulduğu beyan etti. Yetkililer daha fazla korkutmadan ve zaman kaybetmeden çocuğu ziyaret ettikleri gün alıp hastaneye yatışını yapsalardı şu an ikisi de hayatta olacaktı. Biz dernek olarak hala raporlara erişemiyoruz, kurumlar tarafından zorluk yaşamaya devam ediyoruz. Ailenin ölümü bu aşamada şüpheli, ancak şüpheli olmayan tek şey gencecik bir kadın ve çocuğun tarikat karanlığına feda edildiğidir."
Fatmanur Çelik’in bir dönem avukatlığını üstlenen Selin Nakıpoğlu da soruşturma aşamasında dosyanın ısrarla kapatılmak istendiğini vurguladı. "Savcılar görevden alındı, kapılar yüzümüze kapatıldı" diyen Nakıpoğlu aylar süren ısrar ve mücadeleyle dava açtırabildiklerini söyledi. "Karanlıkla mücadele kolay değil" ifadelerini kullanan Nakıpoğlu, “İntihar ettiler deyip geçmek, süreci bilen herkesin vicdanında karşılığı olmayan bir açıklamadır” dedi.
AİLE BAKANLIĞI MEDYAYI SUÇLADI
Olayın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan da açıklama yapıldı. Açıklamada anne, gazeteler ve STK’ler suçlanırken şu ifadeler kullanıldı: “Çocuğun sağlık durumunun risk altında olması nedeniyle acil koruma kararı çıkartılmış ve konu adli makamlara intikal ettirilmiştir. Aynı gün adrese gidilmiş ancak kimseye ulaşılamamıştır. Akşam saatlerinde gelen ihbar üzerine anne ve çocuğun hayatını kaybettiği bilgisi alınmıştır. Öte yandan süreç boyunca, bazı medya organları ve sivil toplum kuruluşlarının süreci çarpıtarak Bakanlığımızın anne ve çocuğu korumaya yönelik girişimlerini “anne ile çocuğu ayırma çabası” şeklinde yansıtması sorumsuz ve gerçek dışıdır.”
NE OLMUŞTU?
‘İntihar demeyin’ demişti
Anne Çelik yıllar önce çocuk yaşta Ayhan Ş. tarafından istismar edilmişti. Çelik, daha sonra Ayhan Şengüler ile evlendirilmişti. Evliliğin ardından doğan Hifa İkra Şengüler'in de Ayhan Şengüler tarafından 3 yaşından itibaren cinsel istismara maruz bırakıldığı öne sürülmüştü. Açılan dava devam ederken Ayhan Şengüler'in tutuksuz yargılanması üzerine Anne Çelik, adalet nöbetine başlamıştı.
Bir süredir İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önündeki adalet nöbeti tutan ve kamuoyundan destek isteyen Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti. Soruyorum ben Türk devletine, kamuoyuna bu faili kim koruyor? Neden hâlâ dışarıda? Biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum. Çünkü ben 5 Mayıs’a kadar hayatta kalabileceğimi düşünmüyorum. Güvenliğimden endişe ediyorum” sözlerini sarf etmişti.
Öte yandan kadın tüm faillere karşı tüm direnişi boyunca tehdit de edilmişti.
Fatmanur Çelik, Ayhan Şengüler’in istismarla suçlandığı dosyanın kapatılmasına tepki gösterip itirazda bulunmuştu. Bunun üzerine Çelik’in evinde tarikat mahkemesi kurulduğu ve tarikatçıların Çelik’i tehdit ettiği ortaya çıkmıştı.
Fatmanur Çelik, kızı için mücadele ederken "intihar demeyin" demişti. Çelik’in şüpheli ölümünün peşini bırakmayacağız. Fatmanur’un, Hifa’nın katillerini tanıyoruz. Ayhan Şengüler’i serbest bırakanlar, anne Fatmanur’un hak mücadelesinde örtülü bir şekilde çocuğundan ayırmakla tehdit edenler, amasız fakatsız kadınları ve kız çocuklarını koruması gerekirken görevlerini yerine getirmeyenlerdir. Fatmanur’un ve Hifa’nın katilleri bu karanlık düzeni yaratan, sicili kirli tarikatları cemaatleri kamunun bütün alanlarına sokan, besleyen, büyüten AKP iktidarıdır. Kız kardeşlerimiz için mücadele edeceğiz. Karanlığınıza teslim olmayacağız.
Kim bu tarikatçılar?
Tarikatın Türkiye Cumhuriyeti’ni “küfür ve şirk” devleti olarak nitelendirdiği iddia ediliyor. Çelik “Tarikatın devlet ile olan tüm ilişkilere karşı olduğunu” belirtmişti. Tarikatın, “Sadece tarikat mensuplarının Müslüman olduğunu, tarikat mensubu olmayanların ise kâfir olduğunu savunduğu” öne sürülüyor. Birçok tarikat mensubunun birden fazla imam nikâhlı eşi olduğu da iddialar arasında.
‘Bahar Taş’a ne oldu?’ sorusu hâlâ yanıtsız
Muğla’da Bahar Taş’ın şüpheli şekilde ölü bulunmasının üzerinden 3 hafta geçti, ancak Taş’ın şüpheli ölümü hâlâ aydınlatılmadı. Taş’ın da kan testlerinin sonuçları 25 gün oldu, hâlâ soruşturma dosyasına eklenmedi. Soruşturmanın ilerlememesine Taş ailesi tepki gösterdi. Bahar Taş’ın kardeşi Yoldaş Taş, “Kan örnekleri olayın üzerinden 1 ay geçmesine rağmen dosyaya eklenmedi. Soruşturma çok hantal bir şekilde ilerliyor. Bu da kuşkuya sebep oluyor” dedi. Savcılığın kurumlara işaret ettiğini belirten Taş, “Hastaneden test sonuçları gelmiyor, kolluktan olay yeri inceleme raporları gelmiyor. Hâlâ adım atılmıyor” dedi. Taş aynı zamanda bilirkişi raporlarına dair de soru işaretleri olduğunu ekledi.
Samsun’da şüpheli kadın ölümü
Samsun’un Atakum ilçesindeki Mevlana Mahallesi’nde, hakkında kayıp ihbarı yapılan 35 yaşındaki Ceren K. ölü bulundu. Genç kadının cansız bedenine iskeleden yaklaşık 300 metre açıkta ulaşıldı. Ceren K.’nin cesedi, otopsi için Samsun Adli Tıp Grup Başkanlığı’na götürüldü.
Kaza değil cinayet
İzmir Menderes’te sele kapılan otomobilde 16 yaşındaki Balımnaz Türkkal ve ablası 21 yaşındaki Nergiz Türkkal’ın yaşamını yitirmesinin ardından soruşturma sürüyor. Anne Özlem Türkkal, “Bu bir kaza değil cinayet” derken, baba İlker Türkan ise “Tahminim öldürülüp atıldılar. Ama nedenini hala daha öğrenemedik” dedi.


