Tarım ve üzüm tehlike altında
Manisa’da jeotermal kaynak arama çalışmalarına yönelik ÇED süreci başlatıldı. Bağların da bulunduğu tarım alanlarına ve Gediz Havzası’nda yapılmak istenen sondajlara karşı yaşam savunucuları hukuki süreç başlattı.

Ebru ÇELİK
Manisa’nın Salihli ilçesinde, Dolmabahçe Enerji Şirketi tarafından jeotermal kaynak arama çalışmaları için ÇED süreci başlatıldı. Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri olan Gediz Havzası’nda yapılmak istenen 13 sondaj girişimi, çevre savunucularının ve köylülerin tepkisini çekti. Bölge halkı, hukuki süreç başlatarak projeye itiraz etti.
SONDAJ DAYATMASI
Üzüm bağlarıyla bilinen Gediz Havzası, Türkiye’deki tarımsal üretimin yüzde 10’unu karşılıyor. Ülke genelindeki üzüm bağlarının yüzde 16’sı, zeytinliklerin yüzde 10’u bu bölgede bulunuyor. Ancak çiftçilerin yıllardır tarım alanlarını tehdit ettiğini belirttiği jeotermal enerji santralleri (JES) bölgayi kuşatmış durumda.
Dolmabahçe Enerji’nin planladığı sondaj alanları, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Tarım Arazisi” ve “Sulama Alanı” olarak işaretli. Ayrıca ÇED sahası, Cumhurbaşkanlığı kararıyla “büyük ova koruma alanı” ilan edilen Manisa Ovası sınırları içerisinde yer alıyor. Salihli Çevre Koruma Derneği Başkanı Erdem Durmaz, bölgede zaten çok sayıda kuyu olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “Daha önce 17 kuyu vardı. Buna 11 kuyu ve 2 santral eklenince toplamda 30-31’e çıktı. Tekrar ÇED olumlu kararı verdiler. Biz de bununla ilgili dava açtık. Şimdiki dava süreci 10’unda başladı. Çaldı köyünden 17-18 kişi davacı oldu. Bizimle beraber 30’dan fazla kişi hukuki süreç başlattı. Dünya çapında sayılı ovalardan biri. Burada en çok bağcılık yapılıyor.”
YAŞAMI TEHDİT EDİYOR
Durmaz, jeotermal santrallerin doğaya ve insan sağlığına verdiği zarara dikkat çekerek, “Jeotermal, yer altındaki sıcak suyun çıkarılıp enerjisinden elektrik üretilmesi demek. Normalde çıkarılan suyun aynı derinliğe basılması gerekirken masraflardan kaçmak için daha sığ noktalara bırakılıyor. Bu da tarımı, toprağı ve sağlığı mahvediyor. O çıkan beyaz dumanın içinde hidrojen sülfür var. Bu madde astım ve KOAH gibi hastalıkların başlıca sebebi. Yani ‘temiz enerji’ denilen şey aslında bağlarımızı yok ediyor, insan sağlığını tehdit ediyor" dedi.
Köylülerin giderek artan tepkisini vurgulayan Durmaz, mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini kaydetti.


