Tarımda çocuk işçiliği artıyor
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ
Kalkınma Atölyesi’nin raporuna göre, mevsimlik tarım işçiliği yapan ailelerdeki 15-17 yaş arası çocukların yüzde 90’ı tarım işçisi. Raporun yazarı Doç. Dr. Saniye Dedeoğlu ile konuştuk

Kalkınma Atölyesi Türkiye’de çocuk işçiliği üzerine bir rapor yayımladı. ILO’ya göre çocuk işçiliği, çocukların okul dışı zamanlarda yaptıkları işler, ailelerine sağlıklarını ve gelişimlerini kötü etkilemeyecek şekilde yaptıkları işler dışındaki tüm işler olarak tanımlanıyor ve maalesef gelişmekte olan ülkelerde çok yaygın. Türkiye’nin durumunu da küresel çerçeve içinde anlamak için raporun yazarı Muğla Üniversitesi’nden Doç. Dr. Saniye Dedeoğlu’na sorduğum soruları ve yanıtları sizlerle paylaşmak istedim.




Tarım işçilerinin çocukları da işçi
► Sayın Dedeoğlu, raporunuzda ailelerin yoksullukla mücadelede başvurduğu en önemli araçlardan birinin çocuk işçiliği olduğunu vurguluyorsunuz. Bu ne kadar yaygın bir durum? Türkiye’nin dünyanın başka ülkelerine göre durumu nedir bu bağlamda?
Tarımsal üretimde tarım aracılığı ve çocuk işçiliğini ele aldığımız raporun temel bulgularından biri şu: Özellikle tarımda ücretli işçilik ile geçinen ailelerin temel geçim stratejisi mümkün olduğunca fazla aile üyesini işe göndermek ve bu yolla elde edilen gelirleri artırmak. Burada çocuk emeği çok önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor. En azından bu pratiğin tarımsal üretimde çalışan aileler için çok yaygın olduğunu söyleyebilirim. Kalkınma Atölyesi’nin UNICEF Türkiye ile gerçekleştirdiği Çocuk İşçiliği ile Mücadele Programı çerçevesinde yaptığımız bir diğer araştırma, tarım işçisi hanelerin sosyo-ekonomik profili araştırması ve orada daha net bir şekilde çalışanların yarısının 17 yaş ve altı olduğunu görüyoruz. Daha da çarpıcı olan ise mevsimlik tarım işçiliği yapan ailelerde yaşayan 15-17 yaş arası çocukların yüzde 90’i tarım işçisi olarak çalışmaktadır.

Aslında tarımın, dünyanın birçok yerinde çocuk işçiliğinin en yaygın yaşandığı sektörlerden biri olduğunu biliyoruz. Bu açıdan Türkiye ve dünya örnekleri arasında bir benzerlik olduğunu söyleyebiliriz.

Suriyeli çocuk işçiler okula gitmiyor
► Popüler gündem maddelerinden birisi Suriyeliler. Çocuk işçiliğinde Suriyeliler ve Türkiyeliler arasında fark var mı?
Şimdi Adana’da gözlemlediğimiz en bariz dönüşüm, artık mevsimlik tarım işçiliğinin Türkiyeli ailelerden Suriyeli ailelere doğru kaydığı. Bu tarımsal üretime işgücü sağlayan kesimin artık en azından bu bölgede Suriyeli ağırlıklı olduğunu gösteriyor. Bence bu önemli bir dönüşüm. Yani Türkiye’de tarımsal üretimin işgücü açısından temel aktörlerinin Suriyeliler olduğunu söyleyebiliriz. Bu dönüşümün çocuk işçiliği açısından yarattığı temel etki ise kanımca çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasıdır. Çünkü alanda gördüğümüz şey, tarımda çalışan Suriyeli hanelerdeki çocukların çok çok önemli bir kısmının okula gitmediği. Adana ve civarında yaşayan Suriyeli aileler için tarımsal üretime entegre olmak kentsel ekonomide hayatlarını kazanmaktan daha kolay; çünkü bu yolla ailedeki birden çok kişiyi işe gönderebilmektedirler. Fakat kensel ekonomi bu kadar yaygın çalışma imkânı sunamıyor. İşte bütün bu sistem içinde çocuk işçiliği Suriyeli hanelerde daha yaygın diyebiliriz. Fakat yine de şunu söylemeliyim ki, yine tarım işçisi hanelerle yaptığımız araştırmada tarım işçiliği yapan hem Türkiyeli hem de Suriyeli hanelerin birbirlerine çok benzer özellikler gösterdiklerini gördük, hanelerde yaşayan kişi sayısından çalışan çocuk sayısına kadar. Tek bariz fark, çocukların okullaşma eğilimleri idi.

Büyükşehirlerde tekstil ve mobilya
► Sayısal farkın ötesinde çocuk işçiliğine ilişkin yaklaşımlar, tavırlar farklı mı?

Bu alanda en bariz farkın tutumdan kaynaklandığı söyleyebiliriz. Suriyeli aileler için tarım işçiliği gibi işlerin aslında çocuk işçi olarak tanımladığımız 12-17 yaş arası çocukların işi olduğuna ilişkin yaygın bir algı var. Yetişkinlerin bu işler için çok ‘yaşlı’ olduğunu düşünüyorlar. Türkiyeli grup ise çocuk işçiliğini daha çok ‘mecbur’ olmak ile açıklıyor. Ayrıca bir de çocukların en azından belli bir süre eğitimde kaldığı, mevsimlik işçilik nedeniyle okula tam zamanlı devam edemeseler bile çocukların okullaşması ile belli bir duyarlılığın olduğunu gördük.

tarimda-cocuk-isciligi-artiyor-515587-1.
Saniye Dedeoğlu

► İstanbul, İzmir gibi büyükşehirlere kıyasla Anadolu’nun diğer şehir ve kasabalarında durum nedir?
Aslında bu ayrımın çok bariz olarak sektörel ayrılma bazında ortaya çıktığını söyleyebilirim. İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde tekstil, ayakkabı ve mobilya gibi sektörlerde çocuk işçiliği yaygın olarak ortaya çıkarken, daha kırsal alanlarda ise tarım işçiliği en temel geçim sektörü olarak karşımıza çıkıyor.

Çocuk işçiliği önlenebilir
► Peki çocuk işçiliği neden önlenemiyor?
Son birkaç yıldır tarımsal üretimde çocuk işçiliğinin ortaya çıkma biçimlerini çok farklı açılardan çalışma şansım oldu, ücretli işçilikten ücretsiz aile işçiliğine kadar çocuk emeğinin tarımsal üretim için ne kadar önemli bir emek biçimi olduğunu farklı ürünlerin üretiminde yakından inceledim. Bu aşamada çocuk işçiliğini önleyebilmenin tek yolunun tarımsal üretimde yapılan enformel, düşük ücretli ve güvencesiz işlerin dönüşmesi ile mümkün olabileceğini düşünüyorum. Tarımda yapılan ücretli işçiliğin insana yaraşır işler haline gelmesi ancak çocuk işçiliğini engelleyebilir diye düşünüyorum.

Saniye Dedeoğlu’na ve ekibine değerli çalışmaları için ve bu röportaj için teşekkür ediyoruz. Afrika ülkelerinde yüzde 20, Avrupa’da yüzde 4, Türkiye’de yüzde 5 dolayında görülen çocuk işçiliğinin olmadığı bir dünya elbette mümkün. Bunun belki de ilk adımı Saniye hocamızın dediği gibi “özellikle biz kentlerde yaşayan kişiler olarak pazarlardan ya da marketlerden ucuza aldığımız ve belki zaman zaman hiç önemsemediğimiz ürünlerin yetiştirilmesi için nasıl büyük bir emek harcandığını” düşünüp “kıymetini daha çok idrak etmek” olsun.

(Rapora http://www.ka.org.tr adresinden erişilebilir.)