TBMM'deki istismar davasında tutuklu sanıklar hakkında tahliye kararı
Meclis’teki stajyer öğrencilere yönelik istismar davasının ikinci duruşmasında sanıklar, “Medya baskısı ile” tutuklandıklarını savundu. Sanık Halil Güner’in avukatı stajyer öğrenciyle ilgili, “Rızası vardı” derken mahkeme, “Kaçma şüphesi olmadığı” gerekçesiyle sanıkların tamamının tahliyesine hükmetti.

Mustafa Bildircin
mustafamertbildircin@birgun.netTBMM'deki stajyer öğrencilere yönelik istismar davasının ikinci duruşması Ankara 57'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Saat 9.45’te başlayacağı belirtilen duruşma için sanıklar, saat 10.50’de salona getirildi. Duruşma öncesinde mahkeme salonunun önüne güvenlik önlemleri alındı.
TBMM avukatı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da duruşmaya katıldı. TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyon üyeleri CHP Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Sibel Suiçmez de duruşmaya katılma talebinde bulundu.
SANIKLARDAN BERAAT TALEBİ
Tutuklu sanık Durmuş Uğurlu, “İki aydır işlemediğim bir suçtan dolayı cezaevindeyim” diyerek beraatini talep etti. Tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu ise stajyer öğrencilere mesaj atmadığını söyledi. Tutuklu sanıklardan Recep Seven ise “Hayatım öğrenci yetiştirmekle geçti” diyerek haksız yere tutuklandığını öne sürdü.
Recep Seven’in avukatı, müvekkilinin medya ve kamuoyu baskısı ile tutuklu bulunduğunu belirtti. Avukat, “Medyadaki iddialara iddialarla bakarsanız Meclis Genel Sekreteri'nin adı, Mahir Ünal'ın adı geçiyor. O dilekçeyi işleme koyacak mısınız? Soruşturma genişletilecek mi?" diye sordu.
“YUVAM DAĞILMAK ÜZERE”
Tutuklu sanıklardan Halil İlker Güner, “Yuvam dağılmak üzere, beraatimi talep ediyorum” derken Güner’in avukatı stajyer öğrenciyle ilgili, “D.’nin de rızası var” dedi. Avukatın sözlerine D.’nin babası, “Kızımın rızası olduğu belirtiliyor. Hangi yönden rızası olmuş?” tepkisini gösterdi.
GİZLİLİK TALEBİ
Ankara Barosu Çocuk Hakları Başkanı Cemile Didem Karaboğa ise “D.’nin rızası vardır” savunmasını şu sözlerle eleştirdi: “Gizlilik ve SEGBİS taleplerimiz duruşmadan önce tarafınıza iletilmesine rağmen, kayda geçirilmemiştir. Bu talebimizin duruşma başlarken değerlendirilmemesi, usulen yasaya aykırıdır. Duruşmanın bundan sonraki kısmının SEGBİS'le kayda alınması, mağdur çocukların ifadelerinin SEGBİS odasında alınması ve Çocuğun üstün yararı’ gerekçesiyle gizlilik kararı verilmesini talep ediyoruz."
Sanık Güner'in, D.'ye attığı, "En çok da sana hakim olmak istiyorum. Sen benim küçük sevgilimsin" mesajlarını anımsatan Karaboğa, "Küçük çocuğun böyle bir diyaloğa rızası vardır demek, hayatın olağan akışına aykırıdır. Güner'in mağdur üzerinde açık bir baskı kurduğu görülmektedir. Böyle bir durumda rızadan bahsetmek olanaksızdır” görüşünü kayda geçirdi.
KÜFÜR İDDİASI
D.'nin annesi de "Çocuğum ifade verirken, Durmuş Uğurlu 'Şerefsiz' dedi ve dışarıda bize baka baka, kızımla bana küfür etti" derken sanık Uğurlu, "Böyle bir şey olmadı” iddiasında bulundu.
Sanık Durmuş Uğurlu; "Hiçbir şekilde Meclis'in böyle aşağılanmasında ben de memnun değilim. Sadece işe yönlendirmemden dolayı tacizci oluyorum. Benim 6 yaşında kızım var, kızımı sakındığım gibi, diğer kız çocuklarını da sakınırım" ifadelerini kullandı.
LAKAYIT MESAJLAR
Sanık Ramazan Çetin ise savunmasının son bölümünde şunları kayda geçirdi: "Staj zamanında bazı ustalarıyla kahve içmeye gidilmiş. Biz gazetelere çıktığımız da hakkımız da 'Bunlar çocuk kandırmışlar' deniyor. Ben hapisteyim, bu zamana kadar niye adli tıpa götürülmedim. İş görüşmesi adı altında gittim. Kendisiyle yakınlaşmam dahi olmadı. Evet, samimiyetten sonra lakayıt mesajlarım olmuştur ama bunlar bağlamından koparılmıştır. Benim doğum günümü, bazı ustaların doğum gününü kutladılar. Sosyal medyadan fotoğraflar bulup, bunu pastaya koyuyorlardı."
BAKANLIK MÜDAHİL
Davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Bakanlığı avukatı, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. TBMM vekili ise "Sanıklar her ne kadar ihraç edilse de sanıklar suç tarihinde Meclis personelidir. Meclis bu olaydan yara almıştır. Sanıkların cezalandırılmasını, katılma talebinin kabulünü isteriz" diye konuştu.
CHP’li Mahmut Tanal, TBMM’de 2018 yılında da benzer bir olay olduğunu anımsatarak, “Bu olayın da derinlemesine incelenmesi gerekiyor. Eğer yapılmazsa, buzdağın görünmeyen kısımlarını açığa çıkartamayız” yorumunu yaptı. CHP’li Sibel Suiçmez de konunun her boyutuyla araştırılması gerektiğini kaydetti.
Mağdur A. ise sanık Ramazan Çetin ve Durmuş Uğurlu'dan şikayetçi olmadığını, önceki ifadesini kabul etmediğini ve davaya katılmak istemediğini bildirdi.
SAVCI MÜTALAASI
Savcı mütalaasında, "Eksik hususların giderilmesi, kuvvetli suç şüphesinin bulunması, adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağı” gerekçesiyle sanıkların tutukluluk halinin devamının gerektiğini vurguladı. Sanıklar ve avukatları, yeterli delilin toplandığını, sanıkların kaçma şüphelerinin bulunmadığını savunarak sanıkların tahliyelerini, tahliye kararı mümkün değilse de tutuksuz yargılama kararı alınması gerektiğini dile getirdi.
TAHLİYE KARARI
TBMM'deki stajyer öğrencilere yönelik istismar davasında mahkeme, "Tutukluluk süresi ve kaçma şüphesi olmadığı" gerekçesiyle tahliye kararı verdi. Bir sonraki duruşma için 15 Mayıs’a gün verildi.
CHP'DEN TEPKİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, Ankara Adliyesi önünde dava hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Tahliye kararına tepki gösteren Gökçen, "Hakim ne söyledi kararını açıklarken; 'Dosyada deliller toplandı, başka toplanacak delil yok. Kaçma şüphesine dair de herhangi bir bilgi yok' dedi. Madem Türkiye'de tutukluluk ve tahliyeler bu koşulların oluşup oluşmamasına göre işliyor, o zaman biz ne yaşıyoruz Allah aşkına! Diğer mahkemelerde biz, siyasi davalarda, bugün Silivri'de görülen davalarda ne yaşıyoruz acaba! Nasıl bir siyasi tercih, sözde yargısal tercih yapılıyor da nasıl oluyorsa nerede olduğu belli olan siyasetçiler cezaevinde, istismarcılar bugün deliller toplandı diye serbest! Bu karanlığı sorgulamak zorundayız" ifadelerini kullandı.
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a seslenerek, "Kamera kayıtlarını neden eksik gönderdiniz? Neden olay yerlerine ait görüntüler gecikmeli olarak geliyor? Neden çocukların adaletini karanlıkta bırakıyorsunuz? Numan Bey, maalesef TBMM sizin döneminizde kadınlar ve çocuklar için güvenli bir yer olmaktan çıkmıştır. Bu inkar edilemez bir gerçektir artık. Bu gerçeklik sizin sorumluluğunuzdadır. Tüm çocuklar adına bu sorumluluğunuzun gereğini yerine getirmenizi bekliyoruz sizden" diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e de seslenen Kaya, "Stajyer diye gönderdiğiniz çocukları kimlere, nerelere emanet ettiğinizi denetliyor musunuz, farkında mısınız? Bu çocukların güvenliği için hangi denetimleri yapıyorsunuz?" sorularını yöneltti.
"Eğitim sadece lafla olmaz" diyen Kaya, "Çocuğunu koruyaman bir bakandan da eğitim bakanı olmaz. Söz etmeye de hakkı yoktur" ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a da seslenen Kaya, "Bakanlığın kendinde aile var ama çocuklar söz konusuyken maalesef Aile Bakanı ortalarda görünmüyor. Çocuklar istismara uğruyor susuyor, kurumlar susuyor, bakan susuyor. Bu çocuklar, Aile Bakanlığı'nın sorumluluğunda değil midir? Mahinur Hanım, çocuklar yalnız bırakılacaksa sizin de o koltukta oturmanızın bir anlamı yoktur" diye konuştu.


