Google Play Store
App Store

Taciz ve Tecavüze Son İnisiyatifi, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle ‘Tecavüze karşı mücadele edelim’ başlıklı bir broşür yayımladı...

SEVGİM DENİZALTI

Amargi Kadın Kooperatifi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Taciz ve Tecavüze Son İnisiyatifi, tecavüz suçu, tecavüze uğrayan bireyin yasal hakları ve yapılması gerekenler konusunda kadınları bilgilendirme amaçlı bir broşür hazırladı. ‘Tecavüze karşı mücadele edelim’ başlıklı broşür, dün Amargi Kitapevi"nde yapılan bir toplantıyla basına tanıtıldı.

Toplantıda konuşan Avukat Yasemin Öz, bu broşürü tüm kadınların anlayabileceği bir dille hazırladıklarını ve mahalle mahalle sokak sokak gezerek dağıtacaklarını söyledi. Sosyolog Pınar Selek ise "Broşürümüz tüm kadınlara 25 Kasım hediyesidir. Şiddete karşı kadın dayanışmasını yükselteceğiz" diye konuştu. Toplantıda ayrıca Mor Çatı"nın Beyoğlu Kadın Sığınağı"ndan çıkartılacağı konusuyla ilgili olarak "Devletin kurumları, sığınaklara yönelik politikalarını gözden geçirmeli, kadın hareketiyle birlikte hareket etmelidir. Bu konunun takipçisiyiz" açıklamasında bulunuldu.

 

TECAVÜZ HEPİMİZİN SORUNU

Hazırlanan broşürde, kadın hareketinin mücadelesi sayesinde, tecavüz konusunda çeşitli yasal düzenlemelerin yapıldığı, ancak kadına yönelik cinsel saldırı ve tecavüzün artarak devam ettiği vurgulanıyor. Tecavüzün yalnızca tecavüze uğramış kadınların değil, bütün kadınların sorunu olduğuna dikkat çekilen broşürde şöyle deniliyor: "Tecavüz kadına yönelik cinsel şiddet biçimlerinden yalnızca birisidir. Her kadın, statüsü ne olursa olsun, tecavüze uğrama riski taşır. 15 aylıktan 82 yaşına kadar tüm kadınlar, evde sevgilileri, kocaları ve akrabaları; işyerlerinde patronları ve çalışma arkadaşları; okulda öğretmenleri ve yaşıtları tarafından tecavüze uğruyorlar. Bu nedenle öncelikle haklarımızı bilmeli, öğrendiklerimizi başka kadınlarla paylaşmalı ve çözüm için mücadele etmeliyiz".

 

‘TECAVÜZ CİNSELLİK DEĞİL ŞİDDETTİR’

Taciz ve Tecavüze Son İnisiyatifi, hazırladıkları broşürde, tecavüzün cinsellik değil şiddet olduğunu vurguluyor. Cinsel isteğin denetlenebilir, yönlendirilebilir, ertelenebilir bir dürtü olduğunu belirten İnisiyatif üyeleri, "Tecavüzcü erkekler, cinsel güdülerine hakim olamadıkları için değil, kadınları kendi mülkleri gibi gördükleri, kadınlar üzerinde egemenlik kurmak, kişiliğini cinsel kimliğini aşağılamak, öfke ifade etmek istedikleri için tecavüz ederler" diyor. Broşürde, tecavüze uğrayan bir kadının yapması gerekenler maddeler halinde sıralanıyor.

 

 

 

***

Kadına yönelik şiddet protesto edildi

KESK’li kadınlar tarafından‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ dolayısıyla yapılan açıklamada, “Tıpkı dünyada olduğu gibi ülkemizde de nüfusun yarısını oluşturan biz kadınlar, nüfusun diğer yarısı tarafından, iktidardan, işveren devletten, amirden, polisten, askerden, babadan, eşten ya da sokaktaki adamdan şiddet görüyoruz” denildi. Kadınların fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik, kültürel, hukuksal ve militarist şiddetin mağduru olduğunun belirtildiği açıklamada, şunlar kaydedildi: “Biz KESK’li kadınlar, muhafazakârlığın ve ırkçılığın giderek arttığı, din istismarının toplumun tüm kanallarına sızdığı, emeğimizin sömürüldüğü, yoksullaştırıldığımız, işsizleştirildiğimiz, sağlık, eğitim ve yaşam hakkımızın ellerimizden alındığı, giderek artan pahalılığın şiddetine maruz kaldığımız bu ülkede susmadık, susmayacağız da!”

Öte yandan “Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu” tarafından açıklanan raporda, sadece 2008 yılı içinde 35 mağdurenin kendilerinden yardım istediğini bildirdi. Söz konusu mağdurelerin, 27’sinin siyasi nedenle devlet şiddetine maruz kaldığını belirtildiği raporda, “5’i travesti ve transseksüel olup, polis tarafından cinsel şiddete maruz kalmıştı. 2 kadın, adli nedenlerle gözaltına alınmış ve burada şiddete uğramıştı. 1 kadın da ‘seks işçiliği’ yaptığı gerekçesiyle şiddete maruz kalmıştır” denildi.

Birçok kadının “cinsel işkence”ye maruz kaldığının ancak açıklamakta zorlandığının belirtildiği raporda, şunlar kaydedildi: “2008 yılı içinde de cinsel işkencenin ispatı yönünden, ‘resmi bilirkişilik’ kurumu olan Adli Tıp, bir sorun olarak varlığını devam ettiriyor. Türkiye yargı sistemi hala ‘resmi bilirkişilik’ kurumunda direniyor. Büromuz açısından işkencenin belgelenmesinde bağımsız hekim raporlarının yeterli delil olarak kabul edilmesi talebi çok geçerli ve önemli bir talep olmaya devam ediyor” Raporda şu rakamlar verildi: “Hukuki yardım veren büromuza 11 yılda toplam 294 kişi başvurdu.

Başvuranlardan 71 kadın tecavüze, 220 kadın cinsel tacize uğradığını bildirdi. 2 kadın tecavüze uğradıktan sonra intihar etti, 1 kadın işkence sonucu öldürüldü. 14 yaşındaki bir kız çocuğu, tecavüze uğradıktan sonra akrabaları tarafından ‘namus temizleme’ gerekçesiyle öldürüldü. 1 kadın işkencenin uzun vadeli etkisi sonucu Aralık 1999 tarihinde öldü. 1 kadın işyerinde tecavüze maruz kaldı ve ailesi hakkında ölüm kararı çıkardı. 1 kadın 1981 yılında 3 polis tarafından tecavüze maruz bırakıldı.”  Özlem Zorcan Ankara