Google Play Store
App Store

TAKSAV Edremit Temsilciliği’nde düzenlenen söyleşide bir araya gelen SOL Parti MYK Üyesi Bülent Forta ve BirGün Yayın Koordinatörü İbrahim Varlı, emperyalist saldırganlığın dünyadaki yeni nüfuz yarışını ve Türkiye’deki tek adam rejiminin bu projelerdeki rolünü masaya yatırdı: "Bu planı bozmanın tek yolu, aşağıdan yukarıya birleşik bir muhalefet hattı kurmak."

Kaynak: Haber Merkezi
"Tek adam rejimine ve 'Pax Americana'ya karşı birleşik muhalefet hareketi örgütle"
Fotoğraflar: BirGün

Haber Merkezi

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Kuzey Ege–Edremit Temsilciliği’nde SOL Parti MYK Üyesi Bülent Forta ve BirGün Yayın Koordinatörü İbrahim Varlı’nın katılımıyla “Emperyalist saldırganlık ve yol ayrımında Türkiye” söyleşisi düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleşen söyleşinin moderatörlüğünü BirGün yazarı Feray Aytekin Aydoğan üstlendi.

Söyleşide ilk sözü alan İbrahim Varlı, 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken dünyanın büyük bir alt üst oluş içinde olduğunu, emperyalist-kapitalist sistemin krizinin semptomlarının kendisini her coğrafyada farklı biçimlerde gösterdiğini söyledi.

"ESKİ ÖLÜYOR, CANAVAR ZAMANINDAYIZ"

Güney Amerika’dan Ortadoğu’ya, Hint-Pasifik’ten Batı Afrika’ya birbiriyle bağlantılı savaş, çatışma, gerilimlerin iç içe yaşandığını kaydeden Varlı, “Kapitalizmin kriz dinamikleriyle beslenen emperyalist saldırganlık hiç olmadığı kadar gemi azıya almış durumda. Öyle ki yeniden toprak paylaşım savaşlarının gündeme geldiği, Amerikan emperyalizminin açık şekilde Grönland’dan Kanada’ya kadar kendi ittifak çatısı altındaki müttefiklerinin topraklarına dahi göz koyduğu günlerden geçiyoruz” dedi.

İtalyan Komünist Partisi’nin liderlerinden Marksist düşünür Antonio Gramsci’nin dediği gibi “eskinin öldüğü, yeninin doğmadığı, canavarlar zamanındayız” diyen Varlı, “ Kapitalist-emperyalist cephede güç kaymaları yaşanıyor. Yerleşik hegemon güç, yeni yükselen aktörlerle kıyasıya bir nüfuz, güç yarışı içerisinde. Hâlihazırda dünyanın bir numaralı hegemon gücü olan ABD, güç aşımı içinde. Bundan 80 yıl önce, İkinci Paylaşım (Dünya) Savaşı’yla birlikte Büyük Britanya’nın yerine küresel emperyal liderliği ele geçiren ABD’nin kurduğu sistem çatırdıyor.

ABD’nin son dönemlerde iyice artan saldırganlığının arka planında da bu yaşadığı hegemonik aşınma var” ifadelerini kullandı.

Grönland’ı, Panama Kanalı’nı, Kanada’yı ekonomik ve stratejik nedenlerle elde etmek isteyen Amerikan emperyalizminin, Venezuela’ya saldırarak, Küba’yı ablukaya alarak, Brezilya ve Kolombiya’ya göz dağı vererek Batıyarımküre’de güç tahkimatına giriştiğini vurgulayan Varlı, “4 Aralık’ta ilan edilen ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde Trump’ın talepleri açık bir şekilde temellendirilmiş vaziyette. Trump Doktrini olarak da adlandırılan “strateji belgesi”nde Güney Amerika’yı kendi hükümranlık alanı ilan eden Amerikan emperyalizmi, 1823 tarihli Monroe Doktrini’nini de yeniden canlandırmış oldu” ifadelerini kullandı.

Trump’ın kaynaklara hükmetme girişimi ve gelir gelmez başlattığı “ticaret savaşı”nın kapitalist-emperyalist blokta dahi yarattığı rahatsızlığı çıplak biçimde Davos Ekonomi Forumu ve Münih Güvenlik Forumu’nda açık biçimde görüldüğünü belirten Varlı, Ortadoğu’da yaşamaların da bu emperyalist dizayndan bağımsız olmadığını söyledi.

Varlı sözlerini şöyle bitirdi: “Bu ahval ve şerait içerisinde emperyalist saldırganlık şiddetlenirken, kapitalist baskı ve sömürü artarken kapitalist-emperyalist sistem kendi ‘mezar kazıcıları’nı da yetiştiriyor. Açlığa, yoksulluğa, adaletsizliğe, baskılara, savaş ve çatışmalara karşı öfke birikiyor.”

"ÇOKLU BİR KRİZ İÇİNDEYİZ"

Varlı’nın ardından söz alan Bülent Forta, içerideki gelişmelerle dış gelişmelerin iç içe olduğunu, Amerikan emperyalizminin bölgesel planlarının içerideki süreci tetiklediğini kaydetti.

Türkiye’nin çoklu bir kriz içinde olduğunu kaydeden Forta, “çok kritik bir eşiğe doğru gidiyoruz ya bu sistem kendisini tahkim edecek ya da bu rejime izin vermeyeceğiz” dedi.

Amerika emperyalizminin Ortadoğu projeksiyonunda yeni bir dizayna giriştiğini, bu minvalde kendi çıkarları doğrultusunda  üç ülkeye; İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye’ye özel roller biçtiğini belirten Forta, “Amerikan doktrininde bakıldığında Suriye’deki ve bölgedeki tablo net biçimde ortaya çıkıyor. Amerikan doktrini bölgeye yeni nizam vereceğim derken Türkiye’yi de yeniden biçimlendireceğini söylüyor. ABD’nin Ortadoğu Elçisi Tom Barrack’ın sözleri Türkiye’ye ne tür bir gömlek biçtiklerini gösteriyor” dedi.

"PAX AMERICANA’YA VE TEK ADAM REJİMİNE İTİRAZ ET"

Forta şu ifadeleri kullandı: “Bu emperyalist planın bozulması tek adam rejimine itirazla mümkün. Rejim gitmeden bu emperyalist planlar bozulamaz. ABD kendisi ve İsrail için dikensiz gül bahçesi yaratmak istiyor. 'Pax Americana'nın başarısı için kendilerine karşı olan rejimlerin-hükümetlerin ve de devlet dışı aktörlerin tasfiyesi gerekiyor. İran’ın, Hamas, Hizbullah gibi devlet dışı aktörlerin hedef alınması tam da bu emperyal planların başarısı için. ABD İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye üzerinden bir düzen tesis etmeye çalışıyor. Tom Barrack, Erdoğan rejiminin bir meşruiyete ihtiyacı vardı, onu verdik demesi bu planın bir parçası. Bu meşruiyet karşılığında da iktidarın Amerikan politikalarına uyumlu olması gerekiyordu. Bugün yaşananlar da bunu gösteriyor.”

Tek adam rejiminin içerideki düzenin tesisi için de muhalefetin bastırmaya giriştiğini kaydeden Forta şöyle dedi: Rejim toplumsal muhalefeti bastırmaya girişirken bir yandan da muhalefet hattı ı bölüp parçalama peşinde. Yeni atanan bakanlarla nasıl bir yol haritası izleyeceklerini bir kez daha gösterdiler. Bir savaş kabinesiyle karşı karşıyayız adeta. Peki, buradan bir umutsuzluk mu üretmek gerekiyor; tabi ki hayır. Anketler, sokaklar, çarşı pazardaki herkes bu rejimden rahatsız. Halkın yüzde 60-70’i iktidarın gitmesini istiyor. O halde ne yapmalı? Öncelikle bu dağınıklığı gidermek, birleşik bir muhalefet hattı oluşturmak gerek. Tabi ki işimiz kolay değil, ancak bugünden başlayarak adım adım, sokak sokak aşağıdan yukarıya doğru bir birleşik muhalefet hattı inşa etmek gerekiyor.

Tek adam rejimine karşı 23 yılda büyük bir toplumsal birikimin oluştuğunu, kadınların, işçilerin, yaşam savunucularının, 19 Mart’ta barikatları yıkan öğrencilerin büyük bir umut vaat ettiğini vurgulayan Forta, “Her tarafta kendiliğinden mücadele zeminleri oluşuyor. Tüm bu birbirinden kopuk mücadele alanlarını birbirleriyle ilişkilendirmek, birleşik bir muhalefet hareketi oluşturmak aşağıdan yukarıya doğru birleşik bir muhalefet hareketi kurmak gerekiyor. Bu da tepeden 5-6 partinin bir araya gelmesiyle olacak şey değil, kira-konut sorunuyla insanca yaşayabilecek bir ücret isteyenleri, geçinemeyenlerle sefalete mahkum edilen emeklilerin sorunlarını birleştirmek aşağıdan yukarıya doğru bir inşa örgütlülük yaratmak, birleştirmek gerek” ifadelerini kullandı.

Türkiye büyük bir değişimim arefesinde olduğuna dikkat çeken Forta, “Bu değişime kim öncülük yaparsa geleceğe de o damga vurur. 2002’deki benzer değişim sürecine emperyalistlerin de desteğiyle AKP öncülük yaptı ve bugünkü Türkiye ortaya çıktı. Sosyal demokratlar veya sosyalistler öncülük yapabilseydi başak türlü sonuçlar ortaya çıkacaktı” diye konuştu.