Google Play Store
App Store

SOL Parti’nin çağrısıyla İzmir ve Bursa’da kitlesel halk yürüyüşleri düzenlendi. Yürüyüşlere sendikalar, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve yurttaşlar destek verirken yapılan açıklamalarda bu iktidara teslim olunmayacağı vurgulandı. Rejime karşı birleşik mücadele çağrısı yapıldı.

Tek adam rejimini yeneceğiz

POLİTİKA SERVİSİ 

SOL Parti’nin aylardır ülkenin dört bir köşesinde düzenlediği rejime karşı halkın birleşik mücadelesine çağrı niteliğindeki yürüyüşleri bugün Bursa ve İzmir’de devam etti.

İzmir Narlıdere’de SOL Parti’nin çağrısıyla, ‘Laik Demokratik Bağımsız Türkiye’ sloganıyla halk yürüyüşü düzenledi. Narlıdere Atatürk Kültür Merkezi önünde başlayan yürüyüş Narlıdere Demokrasi Meydanı’nda sona erdi. Yürüyüşe bini aşkın yurttaş katıldı.

Açıklamada, "Emekliler, emekçiler, çiftçiler, işsizler ve gençler geçim derdiyle boğuşurken; bir avuç azınlık, ayrıcalıklı kesim servetini büyütmeye devam ediyor. Bu tablo bir tesadüf değil; AKP’nin yarattığı saray rejiminin, bu düzenin sonucudur. Bugün yaşadığımız yalnızca ekonomik bir kriz değil, bu rejimin yöneteme krizidir. Tek adam rejiminde; demokrasi yok, laiklik yok, bağımsızlık yok, halk için bütçe yok. Peki ne var? Baskı var, tutuklama var, gericilik var, sömürü var, yasaklamalar var. Fakat bir şeyi unutuyorlar. Tüm bunların olduğu yerde karşılarında  halk da var. Halk burada, Narlıdere meydanında. Bir kez daha birleşerek yan yanayız. Buradayız, hep beraberiz" denildi. Açıklamanın sonunda “11 Nisan’da Bergama’da, 1 Mayıs’ta tüm ülkede alanlarda olmaya devam edeceğiz." İfadeleri yer aldı.

Açıklamanın ardından konuşan SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer de, "24 yıldır kökü dışarıda bir iktidar ile yönetiliyoruz. 12 Eylül darbesinden sonra emperyalist ABD tarafından siyasal İslam politikaları ithal edildi. Bakmayın bunların yerliyiz, milliyiz dediklerinde. Emperyalist emirlerle yönetiyorlar. Trump’ın övgülerini alıyorlar. Bu milletin ahını alıyorlar. 24 yıldır milletin başına çorap ediyorlar. Yeni rejim inşa ediyorlar. Halk yok, emekçiler yok. Bu rejimde bir avuç sermaye var. Tarikatlar, cemaatler var.  Yandaşlar var. Bu kötülükleri üretirken, dini kullanıyorlar. Halkın dini duygularını sömürerek kendi kötülükleri meşrulaştırıyorlar. Biz bunlara inanmıyoruz. Bu kötülük iktidarı, yenilmek durumunda. Biz de diyoruz kötülük üreten bu rejim kaynağından yok edilmelidir. Asıl hedefimiz tek adamı rejimini göndermemiz gerekiyor. Bize rahat yok. Birleşik mücadelemizi örmeye kararlıyız. Laikliği savunuyoruz. 168 aydın laikliği savunuyoruz diye bildiriye imza attılar. Milyonlar adına bu bildiriye imza attık. Bu bildiriye imza atan İsmail Arı tutuklandı. Gerçeklerin ortaya çıkarılmasını istemiyorlar. İsmail Arı’ya buradan selamlar gönderiyoruz. Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, sendikacılık yaptı diye Mehmet Türkmen, toprağını savunduğu için tutuklanan Esra Işık’a selamlarımızı gönderiyoruz. Tutuklu belediye başkanlarına, emekçilere selamlar gönderiyoruz. Bizi umutsuzluğa teslim etmeye çalışıyorlar. Umudumuzu, birleşik mücadelemizi koruyoruz. Laikliği savunmaya devam ediyoruz. Kardeşçe yaşamı savunuyoruz. Mücadelemize devam edeceğiz. Tek adam rejimi yeneceğiz. Birleşerek yeneceğiz" dedi.

TESLİM OLMAYACAĞIZ

Bursa’da da SOL Parti’nin çağrısıyla halk yürüyüşü düzenlendi. "Emperyalist saldırganlığa ve gerici dayatmalara karşı laik, özgür, demokratik cumhuriyet" sloganıyla düzenlenen yürüyüşe yüzlerce yurttaş bir araya geldi.

FSM Acıbadem kavşağında toplanan yurttaşlar, hastaneler bölgesine doğru yürüdü.

Yürüyüşe Veli-Der, TÜMTİS, Tüm Emeklilerin Sendikası, Devrimci Emekliler Sendikası, KESK başta olmak üzere birçok sendika ve demokratik kitle örgütlü destek verirken CHP ve TİP ile beraber birçok siyasi parti de katılım sağladı.

Yürüyüş esnasında sık sık sloganlar atan yurttaşlar, emperyalist saldırganlıktan yoksulluğa, savaştan demokrasiye, gazeteci ve belediye başkanlarının tutuklamalarına karşı birçok talebi dile getirdi. Yürüyüşün ardından hastaneler bölgesinde basın açıklaması gerçekleştirildi. Siyasal İslamcı tek adam rejimini durduracak tek güç halkın birleşik mücadelesi diyen SOL Parti PM Üyesi Murat Kaya, mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu.

AÇLIK VE SEFALET DÜZENİ

Kaya’nın ardından söz alan SOL Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul, “Bu ülkeyi yaşanmaz hale getiren bu iktidara teslim olmadık, olmayacağız demek için yürüyoruz. 25 yıllık iktidarın ülkeyi getirdiği nokta emeklilere, asgari ücretliye, gençlere açlık ve sefalet ücretleri altında bir yaşam” dedi.

“100 yıl önce emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesiyle kurulan bu ülkede cumhuriyeti ortadan kaldırmaya çalışıyorlar” diyen Tombul, “Laiklik sadece anayasada kaldı. Laikliği savunan arkadaşlarımıza ceza veriliyor. Laik bir Türkiye mücadelesi, hepimizin geleceğinin mücadelesidir. Okullarda müfredatı dinselleştirdiler, Milli Eğitim Bakanının çocuğu özel okulda, AKP’li bakanların çocukları yurtdışında. Yani yoksullara din iman, zenginlere han hamam”  diye konuştu.

GEÇİT VERMEYECEĞİZ

Tombul konuşmasında doğasını savunduğu için tutuklanan Esra Işık, gerçekleri haberleştirdiği için cezaevinde olan İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ başta olmak üzere tüm tutuklu gazetecilere de selam yolladı.

“Bursa halkının iradesi bugün tutuklu” diyen Tombul şöyle konuştu: “Emperyalizmin girdiği hiçbir yere demokrasi gelmemiştir, kan ve gözyaşı gelmiştir. Emperyalizmin işbirlikçisi bu rejime karşı mücadele etmeliyiz. Parçalı direnişleri birleştirmeliyiz, doğa savunucuları, emekliler, gençler, demokrasi mücadelesi verenler yan yana gelmeli ve bu tek adam rejimine karşı mücadele etmeliyiz. Omu omuza, birlikte, yan yana olup bu rejimi göndereceğiz. Şair demiş ya; Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta... Biz bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz."

Tombul’un ardından da SOL Genç Üyesi Furkan Kahraman söz aldı. Kahraman şu ifadelere yer verdi: "Arkadaşlar; bugün tüm baskılara rağmen memleketimiz için, geleceğimiz için yürüyoruz. Her gün nitelikli ve eşit eğitim hakkımız gasp ediliyor. AKP-MHP iktidarı eğitimciler, öğrenciler ve velileriyle değil; sermaye örgütleriyle birlikte bilimden tamamen uzak bir şekilde eğitim sistemini dizayn ediyor. Okullarımız tamamen ticarethanelere dönüşmüş durumda. Küçük çocuklar MESEM adı verilen sömürühanelerde ölüme terkediliyor. ABD büyükelçisinin söylediği gibi, etnik ve mezhepsel ayrımlar üzerine kurulu ılımlı bir monarşi rejimi kurulmak isteniyor. Sevgili öğrenci kardeşlerim, genç arkadaşlarım, emekçi abi ve ablalalarım! İşte Beyaz Saray’ın bize uygun gördüğü düzen budur. Soruyorum, Washington simsarlarının geleceğimizi belirlemesine izin verecek miyiz? O zaman sadece burada yetmez, hayatımızın her yerinde emperyalizme geçit vermeyeceğimizi haykırmalı, bunun için harekete geçmeli ve geleceğimize sahip çıkmalıyız. Kahrolsun ABD emperyalizmi, yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın tam bağımsız Türkiye!"